Zoru Başarırız İmkansız Zaman Alır


Zoru Başarırız İmkansız Zaman Alır

İçeriği Üyelerin Çalışmaları İle Şekillenen Tek Forum

 
AnasayfaGirişSSSKayıt OlGiriş yap

Üye Olmalısın
Kontrol Paneli
Profiliniz
Bilgiler
Seçenekler
İmza
Avatar
Sosyal
Arkadaş ve Tanınmamış
Üye listesi
Grup
Özel Mesaj
Gelen Kutusu
ÖM Gönder

Gözlenmiş Konular
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» 11.Sınıf Edebiyat Kitabı Tüm Cevapları
Ptsi Eyl. 27, 2010 1:43 am tarafından swordof

» Virus Maker - Kendi Virüsünüzü Hazırlayın
Paz Ocak 24, 2010 11:39 pm tarafından ÖmEr1907

» MSN İletileri
Paz Ocak 24, 2010 11:30 pm tarafından ÖmEr1907

» Yüz Değiştirme
Paz Kas. 01, 2009 8:36 pm tarafından WillyOfSooN

» Kritik Internet Explorer Güvenlik Açıkları
Perş. Eyl. 17, 2009 4:51 am tarafından ÖmEr1907

» En Popüler Programlar Türkçe ( TIKLA INDIR!!!)
Perş. Eyl. 17, 2009 1:57 am tarafından ÖmEr1907

» 7-Zip v4.64 - Final (Ücretsiz & Türkçe) indir Yükle
Perş. Eyl. 17, 2009 1:54 am tarafından ÖmEr1907

» Adobe Photoshop CS4 + Keygen + Patch
Perş. Eyl. 17, 2009 12:40 am tarafından ÖmEr1907

» Co-Admin Başvurum
Çarş. Eyl. 16, 2009 3:32 pm tarafından ÖmEr1907

» Sitemize Moderatör , Süper Moderatör ve CO-Admin Alımları Vardır
Çarş. Eyl. 16, 2009 5:26 am tarafından swordof

Tarayıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

Paylaş | 
 

 Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:19 pm

Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış

1. Abdülaziz


Sultan Birinci Abdülaziz 8 Şubat 1830 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan İkinci Mahmud annesi Pertevniyal Valide Sultan'dır. Ela gözlü beyaza yakın kumral tenli
sert bakışlı ve top sakallıydı. Ağabeyi Sultan Birinci Abdülmecid'in
vefatı üzerine 25 Haziran 1861 günü tahta çıktığında 31 yaşındaydı.

İsrafçı bir padişah olarak tanınmasına rağmen çok sade giyinir sarayda bir terlik bir entari ile dolaşırdı. Babası öldüğü zaman dokuz yaşlarındaydı. Ancak ağabeyi Sultan Birinci Abdülmecid onun eğitimine çok önem verdi. Şehzadeliği sırasında rahat ve korkusuz bir hayat sürdü.

Çok iyi Fransızca konuşurdu. Şiire ve müziğe de ilgisi vardı. Kendine
ait besteleri vardır. Resim yapma kabiliyeti de çok üstün olan Sultan
Birinci Abdülaziz Osmanlı donanmasına ısmarlayacağı gemilerin planını bizzat kendisi çizmişti. Ok atmayı ata binmeyi avlanmayı ve özellikle güreşmeyi çok severdi. Güçlü kuvvetli ve pehlivan yapılıydı. En iyi pehlivanlarla güreşir ve sırtlarını yere getirirdi.

_________________


En son swordof tarafından Cuma Haz. 12, 2009 3:23 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:19 pm

1. Abdülhamid


Sultan Birinci Abdülhamid 20 Mart 1725 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Üçüncü Ahmed
annesi Rabia Şermi Sultandır. Annesi ona kuvvetli bir tahsil yaptırdı.
Zamanındaki mevcut tarihlerin hepsini gözden geçirdi. Hat sanatı ile de
meşgul oldu. Merhametli dindar nazik ve saf bir insan olarak tanınıyordu.

Saltanatı süresince bir çok ıslahat ve imar hareketlerinde bulundu.
Devlet işleriyle daima yakından ilgilendi. Her sorun hakkında fikir ve
görüşlerini vezirlerine bildirirdi. Yetenekli vezirler atamaya çalıştı.
Halka karşı daima şefkatli ve ılımlı davrandı.

Sultan Birinci Abdülhamid henüz tahta geçmişti ki
kendisinden cülus bahşişi istendiğini duydu. Kaşlarını çatıp sertleşen
Sultan Birinci Abdülhamid şöyle dedi: "Hazinede bahşiş yoktur bundan böyle cülus bahşişi verilmeye! Asker evlatlarımıza fermanımız duyurula!" Askerler bir parça söylendilerse de işi daha fazla ileriye ***ürmeden dağıldılar.

Sultan Birinci Abdülhamid
siyasi ve askeri ıslahatlara girişti. Avrupai tarzda mektepler açtı.
Yeniçeri ocağına ve donanmaya yeni bir çehre kazandırmaya çalıştı.
Sürat Topçuları Ocağı'nı kurdurdu
Yeniçerilerin sayımını yaptırdı ve gereksiz yere fazla para alanları
tespit ettirdi. Bu faaliyetleri yürüten Sadrazam Halil Hamid Paşa menfaatleri bozulanlar tarafından padişaha şikayet edildi. Halil Hamid Paşa yaptığı tüm olumlu çalışmalara rağmen bu konuda yanıltılan Sultan Birinci Abdülhamid'in emriyle idam edildi.

Sultan Birinci Abdülhamid
bütün başarısızlıklara rağmen Osmanlı padişahları arasında iyi niyeti
ve gayreti ile anıldı. 1782 yılı yazında İstanbul'da çıkan yangında
itfaiye işlerini bizzat kendisi yürütmesi sonucu halkın sevgi ve
takdirini de kazanmıştı. Dindarlığı ve iyiliği sebebiyle halkın "veli"
olarak gördüğü Sultan Birinci Abdülhamid 15 yıl 2 ay 17 gün süren saltanattan sonra 1789 yılı Nisan ayında 64 yaşında vefat etti. Cenazesi Bahçekapı'da kendi yaptırdığı türbesine defnedildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:19 pm

1. Abdülmecid

Sultan Birinci Abdülmecid 25 Nisan 1823 günü doğdu. Babası Sultan İkinci Mahmud annesi Gürcü Bezm-i Alem Valide Sultan'dır. Annesi Gürcüdür. Sultan Birinci Abdülmecid
babasının arzusu yönünde bir eğitim ve terbiye gördüğü için ıslahatçı
fikirlere sahipti. Batı alemine karşı hayranlık besliyordu. Babasının
vefatı üzerine henüz 17 yaşında iken Osmanlı tahtına oturdu.

Devletin ilerleyişi için Avrupayi hayat tarzının ülke çapında
yaygınlaştırılmasını istedi. Saltanatının henüz dördüncü ayında ilan
ettiği Gülhane Hatt-ı Hümayunu sebebiyle Tanzimat Dönemi padişahı
olarak şöhret bulmuştur.

Sultan Birinci Abdülmecid batılı yazarların takdir ve sevgiyle andıkları bir padişahtı. Adil merhametli ıslahatçı yenilikçi bir insan olan Sultan Birinci Abdülmecid
çok genç yaşlardan itibaren içki kullanmaya başladı. 25 Haziran 1861
tarihinde 39 yaşında iken İstanbul'da veremden dolayı vefat eden Sultan
Birinci Abdülmecid Yavuz Sultan Selim'in türbesi yanındaki mezarına defnedildi.

Sultan İkinci Mahmud ölüm döşeğinde iken
Osmanlı Devleti'ne karşı ayaklanmış olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa
Osmanlı kuvvetlerini Nizip'te yenilgiye uğratmıştı. Sultan Birinci
Abdülmecid böyle karmaşık bir ortamda tahta çıktı. Mısır Sorunu Rus donanmasının Hünkar İskelesi Antlaşmasına uyarak İstanbul'a gelmesi üzerine bir Avrupa sorunu haline geldi.

Başta İngiltere Avusturya Prusya ve Rusya olmak üzere Avrupalı devletler
Osmanlı Devleti ile Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa arasındaki
Mısır Sorununu çözmek için bir konferans düzenlediler. Avrupa
Devletleri Mısır'da güçlü bir yönetim istemiyorlardı. Kavalalı Mehmed
Ali Paşa'ya karşı Osmanlı Devleti'nin tarafını tuttular ve bu ortamda
Londra Sözleşmesi imzalandı (1840). Buna göre; Mısır Osmanlı Devleti'ne
bağlı kalacak ancak yönetimi Mehmed Ali Paşa ve oğulları yürütmeye devam edecekti. Mısır 80.000 altın vergi ödeyecekti. Suriye Adana ve Girit tekrar Osmanlı yönetimine bırakılıyordu.

Hünkar İskelesi Antlaşması'nın süresi bitince Londra'da bir yeniden bir konferans düzenlendi (1841). Toplantıya Osmanlı Devleti'nden başka Rusya Fransa İngiltere Prusya ve Avusturya katıldı. Konferansta alınan kararlara göre Boğazlarda egemenlik hakkı Osmanlı Devleti'ne ait olacak
ancak barış döneminde hiçbir savaş gemisi boğazlardan geçmeyecekti.Bu
antlaşma ile Fransa ve İngiltere Akdeniz'deki güvenliklerini sağlamış
oluyorlar
Osmanlı Devleti'nin boğazlar üzerindeki kayıtsız şartsız haklarına
kısıtlama geliyordu. Rusya ise Hünkar İskelesi Antlaşması ile boğazlar
üzerinde sağladığı üstünlüğü kaybetmiş oluyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:19 pm

1. Ahmed


Sultan Birinci Ahmed 18 Nisan 1590 günü Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed annesi Handan Sultan'dır. Çok mükemmel bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça'yı mükemmel derecede konuşurdu. Ok atmak kılıç kullanmak ata binmek gibi savaş ve askerlik alanlarında çok usta olan Sultan Birinci Ahmed ava ve cirit oyununa çok düşkündü. Çok sade giyinirdi.

Babası Sultan Üçüncü Mehmed'in vefatı üzerine 21 Aralık 1603'te Eyüb Sultan'da kılıç kuşanarak tahta geçti. Sultan Birinci Ahmed
Kanuni Sultan Süleyman'dan sonraki padişahlar içinde devlet işleriyle
yoğun şekilde uğraşan ilk padişahtı. Çocuk denecek yaşlarda bile
mükemmel kararlar alırdı. Daima ilim ve irfan sahibi büyük kişilerle
birlikte olur ve onlara akıl danışırdı.

Sultan Birinci Ahmed'in hayatında 14 sayısının önemli bir yeri vardır. Çünkü on dört yaşında padişah olmuş
on dört yıl saltanat sürmüş ve Osmanlı padişahlarının on dördüncüsüdür.
Dinine çok bağlı olan Sultan Birinci Ahmed'in Hz.Muhammed'e (S.A.V)
olan bağlılığı o kadar ilerledi ki
onun ayak izlerinin resmi içine bir şiir yazmış ve o şiiri kavuğunda
ölünceye kadar taşımıştır. O şiir şudur: "N'ola tacım gibi başımda
***ürsem daim Kadem-i resmini ol Hazreti Şahı RusülünGül-i Gülzarı
Nübüvvet
o kadem sahibidir Ahmeda durma yüzün sür kademine ol gülün" Sultan
Birinci Ahmed yakalandığı tifüs hastalığından kurtulamayarak 21 Kasım'ı
22 Kasım'a bağlayan gece 1617 yılında 28 yaşında vefat etti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:20 pm

1. Dünya Savaşı ve Osmanlı


Dünyanın büyük devletlerinin Avrupada Ortadoğuda Afrikada ve Uzakdoğuda geniş bir alanda ve açık denizlerde
o zamana kadar görülmemiş büyüklükte ve uzun süreli savaşına I. Dünya
Savaşı denilmektedir. I. Dünya Savaşına yol açan sebepler şunlardır:


1-Ekonomik Rekabet ve Sömürgecilik:

Sömürge edinme ve dış yatırımlarla gelişen ekonomik rekabet savaşın en önemli sebeplerinden biridir. Sömürgecilik anlayışı Rönesanstan sonra Sanayi İnkılabı ile önem kazanmış ham madde ve Pazar arayışı gelişmemiş ham madde kaynakları zengin ülkelerin sömürge olarak kullanılması arzusunu kamçılamıştır. Öncülüğünü İngilterenin yaptığı sömürgecilikte İngiltereyi Fransa Belçika Hollanda Almanya Rusya gibi ülkeler izlemiştir. Sömürgecilik kervanına ABDnin
de katılmasıyla sömürgecilik anlayışı Pasifik Okyanusuna da egemen
olmuştur. Bunun yanı sıra büyük devletlerin çeşitli ülkelerde maden demiryolu deniz işletmeleri vb dış yatırımları da vardır.


2-Avrupada Alman-Fransız; Balkanlarda Rus-Avusturya Rekabeti:

Avrupadaki
Alman-Fransız anlaşmazlığı savaşın diğer bir nedenini oluşturmaktadır.
Alman milli birliğinin kurulması aşamasında Almanlar Fransızları
yenmişler ve yer altı kaynakları açısından zengin Alsace-Lorrainei Fransadan almışlardır. Bu tarihten itibaren Fransızlar bunu milli bir mesele haline getirmişlerdir.


Diğer yandan Balkanlarda da Rusya ile Avusturya arasında çekişme vardır. Akdenize açılmak isteyen Rusya Panislavizm politikasıyla Balkanları nüfuzu altına almak istemektedir. Aynı şekilde Avusturyada Balkanlarda hakimiyet kurmak istemektedir. Çıkar çatışması bu iki devlet arasında şiddetli rekabete yol açmaktadır.

3-Milliyetçilik:

1789 Fr. İnkılabı ile ortaya çıkan milliyetçilik fikri milli devletler kurma düşüncesini geliştirmiş
bu anlayış daha sonra da Avrupa milletlerinin benimsediği kendi
milletini üstün görme politikasının kaynağı olmuştur. Panislavizm Pan-Germenizm gibi milliyetçi akımların ortaya çıkması bu anlayışın ürünüdür.


1-Osmanlı Topraklarının Paylaşılması İsteği:

Osmanlı toprakları üzerindeki nüfuz mücadelesi ve ileride Hasta Adam ın mirasının ne şekilde paylaşılacağı meselesi I. Dünya Savaşına yol açan bir diğer önemli nedendir. XIX. Yüzyıl başlarındaki Rus İngiliz Fransız rekabetine yüzyılın sonlarında Almanyanın da katılması bu rekabeti hızlandırmıştır.

2-Hızlı Silahlanma-Militarizm:

Milli birliğini oluşturan
Almanya kısa sürede sanayileşmiş ve sanayisinin bir kısmını savaş
sanayiine yöneltmiştir. Alman Krupp fabrikalarında büyük toplar diğer ülkelerini yaptıklarından farklı silahlar yapılırken tersanelerinde denizaltılar ve savaş gemileri yapılmakta idi. Almanyanın bu davranışı
diğer Avrupa devletlerini de silahlanma yarışına yöneltmiştir. Bu da
militarizmin güçlenmesine ve yönetenlerin yönettikleri halkı savaşa
özendirmelerinde etkili olmuştur.


3-Bloklaşma:

Almanya milli birliğini kurduktan sonra dış politikada farklı bir yol izlemiştir. Alman milli birliğinin kurucusu Bismarc Almanyayı Avrupanın karada en güçlü devleti haline getirmek arzusundadır. Bismarcin bu arzusunu gerçekleştirmesini engelleyecek tek güç Fransadır. Çünkü Alman milli birliği kurulurken Fransızlar Almanlara yenilmişlerdir.

Bismarc Fransanın en kısa sürede kendisini toparlayacağı ve Almanyadan bu yenilginin intikamını almaya çalışacağı inancındadır. İşte bu inanç Almanyayı güçlü devletle Fransaya karşı Almanyanın
yanına çekme arayışına yöneltmiştir. Böylece dünya devletleri arasında
ilk kez gruplaşma hareketi başlatılmıştır. 1860-1890 yılları arasında
yapılan antlaşmalarla Almanya Ç.Rusya Avusturya-Macaristanı yanına almıştır. Bu birliğe Üçlü İttifak adı verilmiştir. İtalya da daha sonrada Üçlü İttifaka katılmıştır. 1890a kadar Üçlü İttifak da her hangi bir çözülme yaşanmamıştır.


1890da Almanyada
bir taht değişikliği yaşanmış yeni imparatorla Başbakan Bismarc
arasında dış politikada ciddi görüş ayrılıkları yaşanmaya başlamış bu yüzden de Bismarc başbakanlıktan istifa etmiştir. II. Wilhelm döneminde Almanya Ç.Rusyasının kendi yanında yer almasını gereksiz görmüş ve 1890da Ç.Rusyası ile süresi dolan ve yenilenmesi gereken antlaşma yapılmayarak Rusya devletlerarası alanda Almanyanın karşısına itilmiştir.


Bu durum Rusyayı 1894de Fransa ile anlaşmaya yöneltmiştir. Bu birlikteliğe İngilterenin de katılmasıyla Üçlü İttifaka karşı Üçlü İtilaf bloğu oluşturulmuştur. Zamanla bloklar arasındaki ekonomik rekabet silahlanma yarışı gerginlik yaratmış bu gerginlik de I. Dünya Savaşının çıkışında etkin rol oynamıştır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:20 pm

I. Dünya Savaşının Başlaması-Gelişmesi

Osmanlı Devletinin Savaşa Girmesi

Osmanlı Devleti birkaç asır süren Gerileme Döneminde
özellikle de son yıllarda devletler arası alanda yalnızlığa itilmiştir.
Büyük devletler açısından bir güç olarak görülmemektedir. Buda Osmanlı
Devletini dünyada gruplaşmalar hızla sürerken ittifak yapabileceği bir ülke bulabilme sıkıntısına sokmuştur. Üçlü İtilaf grubu Osmanlı Devleti ile ittifak yapmaya sıcak bakmamakta
Osmanlı Devletinin ittifak yapmak zorunda bırakıldığı Üçlü İttifak
grubuna dahil olmak ise Osmanlı Devletine sıcak gelmemektedir. Osmanlı
Devletinin Üçlü İtilaf devletlerine ayrı ayrı yaptığı ittifak
tekliflerini reddedilmesi Osmanlı Devletini yalnız kalmamak için Almanyanın dahil olduğu Üçlü İttifak ile anlaşmaya mecbur etmiştir.


Artık Avrupada bu gerginliği savaşa dönüştürecek bir kıvılcım beklenmektedir. Avusturya-Macaristan veliahdının Saraybosna
ziyareti sırasında bir Sırplı tarafından öldürülmesi ile beklenen bu
kıvılcım çıkmıştır. Bu olayın intikamını almak için Sırbistana savaş açmaya karar veren Avusturya-Macaristan
müttefiki Almanya tarafından cesaretlendirilmiştir. Böylece I. Dünya
Savaşı Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasında başlamıştır. Rusyanın Sırbistanı yalnız bırakmamak amacıyla savaşa katılması Almanyanın da Avusturya-Macaristanın yanında savaşa girmesini kaçınılmaz kılmıştır.


Almanya savaşa katıldığını dünyaya ilan etmeden önce 2 Ağustos 1914 gecesi İstanbulda
üst düzey İttihat ve Terakki yöneticileriyle gizli bir ittifak
görüşmesi yapmış ve bu görüşme sonunda Osmanlı Devleti ile Almanya
arasında gizli bir ittifak anlaşması yapılmıştır. Bu ittifaka göre;
Almanyanın savaşta Avusturya-Macaristanın yanında yer alması halinde Osmanlı Devleti de Almanyanın yanında yer alacaktır. Osmanlı topraklarına yönelik bir saldırı halinde
Almanya Osmanlı Devletini koruyacaktır. Bu ittifakla bir anlamda
Osmanlı Devletinin kendi ihtiyaç duyduğu anda yanında yer alması
imkanını elde eden Almanyanın; 2/3 Ağustos 1914 gecesi I. Dünya Savaşına katılmasıyla savaşın alanı genişlemiştir.


Almanya savaşa girmesi ile birlikte Alman Genel Kurmayının 1900lerde
hazırladığı savaş planını uygulamaya koymuştur. Bu plana göre Almanya
savaşa girdiği andan itibaren bütün gücüyle Fransa üzerine yüklenecek
ve 6 haftalık süre zarfında Avusturya-Macaristan Rus kuvvetlerini
oyalayacaktır. 6 haftalık sürenin tamamlanması ile birlikte
Fransızların işini bitirmiş olan Almanlar Avrupa topraklarından geçerek Rusya üzerine yürüyecekler ve Avusturya kuvvetleri ile birlikte Rusyaya kesin darbeyi indireceklerdir.


Almanyanın savaşa katılmasından sonra uygulamaya konan bu plan başarılı olamamış Almanlar Fransızları yenemedikleri gibi Fransız topraklarında ağır kayba uğramışlardır. Öte yandan Avusturya da Rus kuvvetlerini oyalamada yetersiz kalmıştır. Fransızları yenemeyen Almanların Avrupa topraklarını çiğnemeleri ve Belçikaya saldırmaları Belçikanın yanı sıra İngilterenin de Almanyaya karşı savaşa katılmasına yol açmıştır. Kafkasya topraklarında Avusturya ile birlikte
Ruslara yok edici darbeyi indiremeyen Almanların Avrupada uyguladıkları
savaş planları tümüyle başarısız olmuştur. Bu başarısızlık Almanları
zinde yeni kuvvetler bulmaya ve yeni cepheler açmaya yöneltmiştir.


Almanların bu amaçlan
kullanabilecekleri hazırdaki kuvvet Türk kuvvetleri idi. Osmanlı
Devletini savaşın içine çekmek için bir mizansen gerekmekte idi.
Akdeniz de İngiliz gemileri ile çarpışan ve Türk Boğazlarına giren iki
Alman savaş gemisi Türkiyeyi
savaşa sokacak bahane oldu. Osmanlı devleti önce bu gemilerin
Almanya�dan satın alındığını duyurdu. Yavuz ve Midilli adı verilen
Alman mürettebatlı Türk bayraklı bu gemiler
Enver Paşanın bilgisi dahilinde Karadenize çıkarılmışlardır. Amiral
Şusan komutasındaki bu gemilerden Rus kalelerine ateş açılması Rusyanın bu olayı Osmanlı Devletinin kendisine savaş ilanı olarak değerlendirip karşılık vermesi Osmanlı Devletinin bir anda kendisini savaşın içinde yer almaya mecbur etmiştir.


Bütün bu gelişmeler yaşanırken Almanyanın Avrupada savaşması Uzakdoğu da yayılmacı bir politika izleyen Japonyanın işine yaramıştır. Almanyaya 23 Ağustos 1914de savaş ilan eden Japonya Almanyanın Uzakdoğudaki sömürgelerini ele geçirmiş ve Kasım 1914de savaşı kendi açısından sonuçlandırmıştır.

I Dünya Savaşında Türk Cepheleri

Osmanlı Devletinin savaşa
katılmasıyla savaş alanı genişlemiştir. Bir çok cephede savaşmak
zorunda kalan Osmanlı Devletinin hareket planının esasını İttifak Devletlerinin Avrupa da ki yükünü hafifletmek oluşturmaktadır. Bu amaçla 3 aşamalı şu plan uygulanacaktır:


Ruslara karşı; Orta Asyadaki ve Kafkasyadaki Müslümanların halifenin ilan edeceği cihat çağrısı ile harekete geçirilmesi.

İngilizlere karşı; Habeşistan Sudan Trablusgarpdaki Müslümanların yine halifenin cihat çağrısı ile harekete geçirilmesi.

Boğazların Türk ve Alman kuvvetlerince ortak savunulması.

Bu planla; Kafkasyada Ruslar Suveyşde İngilizler meşgul edilerek Almanya ve Avusturyanın yükü hafifletilecek İngilterenin
Hindistan ile olan deniz yolu bağlantısına engel olunacak ve güneyde ki
zengin petrollerden ittifak devletlerinin yararlanması sağlanacaktır.
I. Dünya Savaşında bu amaçla Türk Ordusu şu cephelerde savaşmıştır.


1-Çanakkale Cephesi:

İngiliz ve Fransız ortak saldırılarına karşı savaşılan bu cephede gerçekleşen muharebeler Türkler açısından savaşın en önemli olayıdır.

Çanakkalede bir cephe açılmasının sebebi İtilaf devletleri açısından şöyledir: Çanakkale boğazını geçmek İstanbulu ele geçirmek Osmanlı devletini savaş içinde çökertmek sonrada müttefikleri Rusyaya
yardımda bulunmaktır. İtilaf devletleri yetkililerinin düşüncesine
göre; Osmanlı Devletinin savaş dışı bırakılmasıyla Süveyş kanalı ve
Hint Yolu üzerindeki Osmanlı baskısı kalkacak Balkan Devletlerinin İttifak Devletleri saffında yer almaları önlenecektir.


Çanakkale Savaşlarında Tümen Komutanı M. Kemal Düşmana ilerleme imkanı tanımamış düşmanın Çanakkaleden geçerek İstanbulu işgal etmesine izin vermemiştir. Emsalsiz bir zafer olarak tarihe geçen Çanakkale Savaşının sonuçları şöyle sıralanabilir:

A-) İnsan kaybı açısından dünya tarihinde en yüksek kaybın savaşlardan biridir. Yaklaşık olarak 254.000 Türk 250.000 yabancı olmak üzere toplam 504.000 insanın hayatına malolmuştur.

B-) Türk Ordusunun hesaba katılmayan savaş gücü direnme azmi ve başarısı I. Dünya Savaşının uzamasına neden olmuştur.

C-) İstanbul ve Boğazlar mutlak bir istiladan kurtulmuşlardır.

D-) İngiltere ve Fransa boğazları geçip Rusyaya yardım ulaştıramadıkları için Rusyada sıkıntı artmış bu da Bolşevik İhtilalinin başarıya ulaşmasına ve Rusyanın savaştan çekilmesi Kars Ardahan Batumun geri alınması imkanını sağlamıştır.

E-) Türk Milletine moral kazandırmıştır.

F-) Çanakkalede yeni Türk Devletinin ilk temelleri atılmış Milli Mücadele hareketinin lideri M. Kemalin büyük kabiliyeti ortaya çıkmıştır.

2-Kafkas Cephesi:

Bu cephede Ruslara karşı savaşılmıştır. Enver Paşa komutasında ki 150.000 kişilik Türk ordusu Sarıkamış Taarruzunu başlatmış ancak taarruz ağır kış şartları yüzünden 100.000 kayıp verilerek başarısızlıkla sonuçlandırılmıştır. Bu başarısızlıktan yararlanan Rus birlikleri Erzurum Muş Bitlis Trabzon ve Erzincanı ele geçirmişlerdir. 1916 yazında Diyarbakırda ki 16. Kolorduya komutan olarak atanan M. Kemal Rus birliklerinin Diyarbakır yönündeki ilerleyişlerini durdurmuş karşı taarruzla Muş ve Bitlisi geri almıştır. 1917 Bolşevik İhtilali ile Kafkas Cephesinde harekat durmuştur.

3-Kanal Cephesi

Mısırda Osmanlı hakimiyetini yeniden sağlamak ve Süveyş Kanalını ele geçirerek İngilterenin Hindistan yolunu kesmek amacıyla girişilen Kanal Harekatı
1915 yılı başından itibaren iki kol halinde ilerlemişlerdir. Gerekli
ulaşım imkanlarının sağlanamaması yüzünden harekat başarısızlıkla
sonuçlanmış karşı taarruza geçen İngilizler Türk ordusunu geri çekilmeye mecbur etmişlerdir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:20 pm

4-Filistin Cephesi:

Kanal Harekatının başarısızlıkla sonuçlanması yüzünden bu bölgedeki savaşın ağırlık noktası Filistin ve Suriyeye kaymıştır. Bu arada Mekke Emiri Şerif Hüseyin ile anlaşan ve onlara Suriye Irak ve Hicazı içine alan müstakil bir Arap Devleti kurmaları vaadinde bulunan İngilizler
aynı zamanda Siyonistlere de Filistin de bir devlet kurmaları sözünü
vermiştir. Böylece İsrail Devletinin kurulması için gerekli zemin
hazırlanarak Filistin Meselesi olarak bilinen olayların tohumları saçılmıştır.


1917de İngilizlerle Kudüsü ele geçirmişler 1918de M. Kemal in komuta ettiği 7.Ordu mevzilerini başarıyla savunmuştur. 8. Orduya bozan İngilizler M. Kemal Paşa nın ordusunu da yok etmek istediler. Bunu anlayan M. Kemal İngilizlere karşı başarılı savaşlar vererek ordusunu imhadan kurtarmıştır.

5. Irak Cephesi:

1914te Basraya asker çıkaran İngilizler Abadan petrollerini korumak ve kuzeye doğru ilerleyerek Ruslarla birleşip Anadoluyu çember içine almak düşüncesindedirler. Ayrıca; Türk kuvvetlerinin İrana girmesini ve Hindistanı tehdit etmesini önlemeyi de düşünmüşlerdir. Kütulamaraya ve oradan da kuzeye ilerleyen İngilizler 1915 sonlarında kuvvetlerin büyük bölümünü kaybederek geri çekilmişlerdir. İngilizler karşısında elde edilen bu başarılar uzun sürmemişyeniden Basraya kuvvet çıkaran İngilizler 1917de Bağdata girmişlerdir. 1918de Kerkükü ele geçiren İngilizler Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada Musul yakınlarına kadar gelmiş bulunmaktadırlar.

6.Galiçya ve Makedonya Cephesi:

Türk kuvvetleri ve müttefiklere yardım amacıyla Osmanlı sınırları dışındaki Galiçya ve Makedonyada
savaşmışlardır. Galiçya cephesinde Alman-Avusturya kuvvetlerine yardım
eden Türk kuvvetleri Romanya kuvvetlerini yenmişlerdir. Makedonyada da Türk askerleri Bulgar kuvvetlerine yardımcı olmuşlardır.


I. Dünya Savaşı Yıllarında Yapılan Gizli Antlaşmalar

Türklerin I.Dünya Savaşında İtilaf Devletlerine karşı cephe alması öteden beri İtilaf Devletleri tarafından düşünülen Osmanlı topraklarının paylaşılması projesini hem kolaylaştırmış hem de hızlandırmıştır. 1915-1917 yılları arasında yapılan gizli antlaşmalar zinciri ile Osmanlı toprakları İtilaf Devletleri arasında şu şekilde paylaşmışlardır.

1.İstanbul Antlaşması:

Ruslar İngiliz ve Fransız donanmalarının Çanakkale Savaşına giriştikleri sırada bu devletleri sıkıştırarak Boğazlar ve İstanbul ile ilgili bazı isteklerde bulunmuşlardır. 1915 baharında yapılan görüşmeler sonunda İngiliz ve Fransızlar İstanbul ve boğazları Ruslara vermeyi kabul etmişlerdir. Ayrıca Trakyada Midyeden Eneze
çekilen bir hattın doğusunda kalan arazi ile Sakarya ağzından
başlayarak Gemlik körfezine inen bir hattın batısında kalan bir toprak
parçası da Ruslara veriliyordu. Rusyaya verilecek topraklar arasında Gökçeada ve Bozcaada da vardı. Buna karşılık Ruslarda İngiltere ve Fransanın
Anadolu ve orta doğudaki Osmanlı toprakları ile İskenderun körfezi ve
Toroslara kadar Çukurova üzerindeki haklarını tanımayı
kabulleniyorlardı.


2.Londra Antlaşması:

1915 de Londra da İngiliz ve Fransız ve İtalyanlarla arasında yapılmıştır. Bu antlaşma ile zaten İtalyanın elinde bulunan 12 adada İtalya tam hakimiyet kazanıyordu. İngiltereFransa ve Rusyanın Osmanlı Devletinin Asyadaki topraklarını paylaşmasına karşılık İtalyaya da Antalya bölgesinde buna eşdeğer bir pay verilmesini kabul ediyordu.

3.Sykes-Picot Antlaşması:

Bu antlaşma ile ilgili görüşmeler İtalyanın savaşa katılmasından önce başlamış ancak; İtalya savaşa katıldıktan sonra sonuçlanmıştır. Bu antlaşma ile Aladağ Kayseri Akdağ Yıldızdağ ZaraEğin Harput ile sınırlanan arazi ile Kilikya Suriye ve Musul Fransaya bırakılıyordu. Hayfa Akka limanları ile Irak ve Fransızlara verilen arazinin güneyi de İngiltereye kalıyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:21 pm

4.St.Jean de Maurienne Antlaşması:

Rusyanın
1917 Bolşevik İhtilali sonucu savaştan çekilmesi üzerine İngiltere ve
Fransa İtalya ya daha fazla önem vermeye başlamışlardır. İtalya ile
yapılan St.Jean de Maurienne Antlaşması ile İtalya ya Sykes-Picot
Antlaşmasını tanıması kaydıyla İzmir ve Konya ya kadar olan bölge
veriliyordu. Ancak uygulama da bu antlaşmaya bağlı kalınmamış İzmire İtalyanlar yerine Yunanlıların çıkarılması kararı verilmiştir.


A.B.D nin I. Dünya Savaşına Katılması

1917 Nisanından itibaren Rusyanın savaşı terk etmesi ile İtilaf kanadında ortaya çıkan boşluğu savaşa katılan A.B.D doldurmuştur. A.B.Dnin savaşa katılması Almanyanın 1915den itibaren başlatmış olduğu denizaltı savaşlarının bir sonucudur. İngiltere savaşın başından itibaren donanması ile Almanyayı abluka altına alarak Almanyanın ticari gücünü kırmaya çalışmıştır.

Almanya da İngilterenin
bu ablukasını kırmak için geniş çaplı bir denizaltı savaşı
başlatmıştır. 1915 Mayısında iki İngiliz yolcu gemisi (Lusitania ve
Arabic) Alman denizaltları tarafından batırılmış ve birçok Amerikalı
yolcuda bu olaylarda hayatını kaybetmiştir. Bu olaylar Amerikan-Alman
ilişkilerini gerginleştirmiş ise de Almanyanın geri adım atması bir daha bu tür olaylar olmayacağına dahi teminat vermesi üzerine ABD daha ileri gitmemiştir. Buna rağmen 1916da
bu kez de bir Fransız yolcu gemisinin Alman denizaltlılarınca
batırılması ve bu olayda da bazı Amerikan vatandaşlarının ölmesi üzerine iki devlet arasındaki ilişkilere yeniden gerginlik kazandırmıştır.


Almanya denizaltı savaşlarını sürdürürken diğer taraftan da İtilaf güçlerine yardım eden Amerikaya karşı özellikle Lâtin Amerika ülkelerinde Amerikan aleyhtarı faaliyetlere girişmişlerdir. 1917 de Almanya Amerika ile arası bozuk olan Meksikadan faydalanma yoluna gitmiştir.

Amerika Almanya ya karşı savaşı başlattığı taktirde Meksika Almanyanı yanında yer alacak Almanya Meksikaya ekonomik yardım yapacak ve ayrıca Amerikan topraklarından olan Teksas Yeni Meksika ve Arizona eyaletlerini Meksikaya verecektir. Buna karşılık Meksika Japonya ile Almanya arsında aracılık yaparak Amerika ya karşı bir Japon Alman Meksika ittifakını kurulmasını sağlayacaktır.

Bu olayı Amerikanın dış politikasının esaslarını çizen Monröe Doktrinine aykırı bulan Amerikanın
artık sessizce kalabilmesi imkansızdır.1917 de iki amerikan ticaret
gemisinin alman denizatlılarınca batırılması bardağı taşıran son damla
olmuş ve 2 nisan 1917 de ABD Almanya ya karşı olarak 1. Dünya savaşına
katılmıştır. A.B.D. nin
üstün teknolojisi ile ve zinde kuvvetleri ile yorgun İtilaf
Devletlerinin yer alması İtilaf Devletlerinin savaşı kazanma şansını
artırmıştır.


Savaşın taraflara çok ağır gelmeye başladığı sırada
herkesin barışa özlem duyduğu bir atmosferi oluşturmayı ABD başkanı
Wilson düşünmüş ve 14 maddelik Wilson Prensiplerini açıklamıştır.


Wilson İlkelerine göre; Avrupada milliyetler arası tutularak siyasi harita bu esasa göre düzenlenecektir. İşgal edilen yerler hemen boşlatılacak
küçük devletlerin bağımsızlıkları büyük devletlerin teminatı ile
sağlanacaktır. Osmanlı Devletinin Türklerle mesken kısımlarında Türk
hakimiyeti sağlanacaktır. Ancak; Türk olmayan milletlere muhtar gelişme
imkanı sağlanacaktır. Çanakkale Boğazı devamlı olarak bütün milletlerin
gemilerine açık tutulacak ve bu durum uluslar arası garanti altına
alınacaktır.


Dünya Savaşını Sona Erdiren Antlaşmalar

Rusyanın Bolşevik İhtilâli üzerine savaştan çekilmesiyle Rusya Brest-Litovsk Antlaşması ile savaşı sona erdirmiştir. Rusya bu antlaşma ile tüm Doğu Anadoludan çekiliyor; Kars Ardahan ve Batumu Osmanlı devletine geri veriyordu.

Romanya Bükreş Antlaşması ile savaşa son vermiştir. Bulgaristan ile Neuilly Antlaşması yapılmıştır. Avusturya Saint-German Antlaşmasını Macaristan ise Trianon Antlaşmasını imzalayarak I Dünya Savaşına son vermiştir.

Almanya ile Versailles
Antlaşması yapılmıştır. Osmanlı Devleti ile Mondros Mütarekesi
imzalanmıştır. Mondros Mütarekesinin imzalanmasında Wilson
Prensiplerinin Osmanlı Devletini ilgilendiren 12. Maddesi etkili
olmuştur. Antlaşması önemli bazı maddeleri şunlardır.


1) Boğazlar açılacak bu bölgelerdeki istihkamlar müttefikler tarafından işgal edilecek.

2) Anlaşma devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum halinde herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdir. (7.Madde)

3) Ermenilere bırakılması düşünülen Doğu Anadoludaki altı ilde (Erzurum Van Diyarbakır Bitlis Sivas Harput) karışıklık çıktığı taktirde Antlaşma Devletleri bu bölgeleri de işgal edebileceklerdir.

4) Tüm haberleşme istasyonları Anlaşma Devletlerince denetim altında tutulacaktır.

5) Sınırların denetlenmesi ve iç düzenin korunması için gerekli olacak birlikler dışında Osmanlı ordusu terhis edilecek bütün savaş gemileri ordunun araç gereç ve cephanesine el konacaktır.

6) Tüm liman ve tersanelerden Anlaşma Devletleri yararlanabileceklerdir.

Bu maddelerden de
anlaşılacağı üzere Mondros Mütarekesi tam bir teslimiyet belgesidir. Bu
müzakere ile İtilaf Devletlerinin Osmanlı topraklarını istila etmesi
kolaylaşmıştır.


1.Dünya Savaşının Sonuçları

a) Siyasi Sonuçları:

Dünya haritası değişmiştir. Avusturya-Macaristan imparatorluğu parçalanmış Çarlık Rusya
ve Osmanlı Devleti yıkılmıştır. Osmanlı toprakları üzerinde yeni
devletler ortaya çıkmıştır.Yeni rejimler doğmuştur. Çarlığın yıkılması
üzerine Rusyada ilk kez sosyalist sistem uygulanmıştır. Anadoluda M. Kemalin önderliğinde Milli Mücadele hareketi başlatılarak Yeni Türk Devletinin temelleri atılmış ve Cumhuriyet idaresine geçiş süreci başlatılmıştır.


b) Ekonomik Sonuçları:

Avrupa savaş öncesindeki ekonomik gücünü yitirmiş bu güç A.B.D. ve Japonyaya
geçmiştir. Avrupada ekonomi de devlet müdahalesi dönemi başlamıştır.
Avrupa Devletleri savaş sonrasında planlı kalkınma dönemi başlamıştır.
Avrupada
savaş sonrasında yüksek enflasyon yaşanmıştır. Osmanlı devleti ise
savaş sonrasında ekonomik açıdan tam olarak çökmüştür. Bu da Osmanlı
Devletinin sonunu getirmiştir.


c) Toplumsal Sonuçları

10 milyon insanın ölümüne 20 milyon insanın yaralanmasına ve sakat kalmasına yol açmıştır. Özellikle Avrupada üretici genç nüfusun azalmasına tüketici nüfusun çoğalmasına
dolayısıyla da ekonominin alt üst olmasına neden olmuştur. Pek çok
Batılı ülke savaş sırasında cepheye giden askerlerinin üretimde ortaya
çıkardığı boşluğu dolduran ve ekonomik özgürlüklerini kazanan
kadınlarına siyasi haklarını tanımak zorunda kalmıştır

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:21 pm

1. Mahmud


Sultan Birinci Mahmud 2 Ağustos 1696 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan İkinci Mustafa
annesi Saliha Valide Sultan'dır. Büyük annesi Gülnuş Sultan'ın sevgi ve
ilgisiyle büyüdü. Sekiz yaşından beri kafes hayatı yaşadığı halde zekası
iyi niyeti ve kuvvetli karakteri sayesinde kendini harap etmekten
kurtardı. Küçük yaşlardan itibaren çeşitli hocalardan dersler aldı.
Tarih edebiyat ve şiirle meşgul oldu. Özellikle musiki ile uğraştı.

Sultan Birinci Mahmud 1 Ekim 1730 tarihinde 35 yaşında iken padişah oldu. Devrindeki en değerli kimseleri seçip iş başına getirdi. Karakter sahibi azimli müşfik merhametli dikkatli
ve sabırlı bir insandı. Kendi zevkinden çok milletin refahını düşünerek
hareket etti. Bu sayede babası ve amcasının düştüğü hatalara düşmedi.
Hayatının son iki yılını hasta geçiren Sultan Birinci Mahmud 13 Aralık 1754 tarihinde 59 yaşında iken vefat etti. Sultan İkinci Mustafa'nın Yeni Camiideki türbesine defnedildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:21 pm

1. Meşrutiyet


Bütün eleştirilere rağmen Tanzimat döneminin İmparatorluğun kurtarılması için yeni esaslar benimseyen İslamî devlet esasları yerine
batıda demokratik mücadelelerden geçerek kurulmuş olan meşruti sistemi
amaçlayan bir neslin yetişmesini hazırlaması da yadsınamaz.

Osmanlı İmparatorluğu'nun kurtuluşunu meşrutî sistemde gören "Genç
Osmanlılar" cemiyeti 1865'de kuruldu. Amaçlan Abdülaziz'e meşrutî
sistemi kabul ettirmekti. Bu tarihe kadar Padişahlardan gelen
İmparatorluğu kurtarma çabaları olan ıslâhat hareketlerinin yerine
şimdi halkın içinden ve batı düşünceleriyle yetişen aydınların
imparatorluğu kurtarma girişimleri alıyordu. Dolayısıyla devletten
gelen ıslâhat hareketlerine karşı gerici çevrelerin tepkilerinin yerini şimdi halktan gelenlerin isteklerine karşı devletin tepkisi aldı.

Genç Osmanlıların çabalan sonucu 1876'da "Kanun-u Esası (Anayasa) ilân
edilerek meşrutî sistem kuruldu. Kanun-u Esasî ulusal bir ihtilâl
sonucu ilân edilmemiş olmakla beraber tüm halkın siyasî haklan yönünden eşitliği
devlet yönetimine katılması ve denetlemesiyle parlamenter bir sisteme
dayandırılmak isteniyordu. Fakat devletin monarşik ve teokratik
niteliği değiştirilmiyordu. Hattâ Saltanatın Osmanlı Hanedanına ait olduğu Pâdişah'ın kutsal ve sorumsuz bulunduğu Kanun-u Esasîde yer alıyordu.

Kanun-u Esasî'nin 7. maddesinin Pâdişâha tanıdığı geniş yetkiler ve özellikle 113. maddeye göre bir Osmanlı vatandaşını basit bir polis raporuna dayanarak yurt dışına sürgün edebilme yetkisi I. Meşrûtiyet'in zayıf bir yönü idi. Mithat Paşa ile anlaşan Abdülhamid tahta çıkınca vaat ettiği gibi Kanun-u Esasî'yi ilân etti. Fakat Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki yenilgiden şahsına yönelik eleştiriler gelince Meclis-i Mebusân'ı dağıttı ve bir daha toplamadı Kanun-u Esasfyi uygulamadı.

İlk iş olarak çekindiği Mithat Paşa'yı 113. maddeye dayanarak
yurtdışına sürgün etti. Kısa bir süre sonra da O'nu Abdülaziz'i
öldürmekle itham edip Yıldız'da kurdurduğu mahkemede yargılattı. İdama
mahkûm edilen Mithat Paşa'nın cezasını müebbet sürgüne çevirip Taife
sürgün etti ve Mithat Paşa 1884' de orada öldürtüldü. Valilikleriyle
ülkede büyük hizmetleri olan Ziraat Bankası'nın kurucusu
ülkeye hürriyet yolunda hizmet veren "Hürriyet Şehidi" Mithat Paşa'nın
öldürtülmesi İstibdat rejiminin bir uygulaması idi. Ülkeyi nasıl bir
geleceğin beklediğini gösteriyordu.

İstibdat rejimi" ile yenileşme hareketleri sona erdi ve baskı rejimi
kuruldu. Batı uygarlığı doğrultusunda yanm yüzyıl süren çabalar durdu.
Din-devlet ayrımı yönündeki gidiş
yeni bir din-devlet bileşimi rejimiyle sonuçlandı. Çöküntü ve toprak
kaybı devam ediyordu. "Avrupa'nın Hasta Adamı" yaşayabilmek için
Avrupa'nın denge politikasını sürdürdü. İngiltere bir yönden Kafkaslar'dan İskenderun Körfezi'ne diğer yönden Boğazlara yönelik Rus tehlikesini Osmanlı İmparatorluğu'nun durduramıyacağını görerek 1878 yılında Kıbns'ı ele geçirdi 1882'de Mısır'a yerleşti.

Diğer yandan Ermeni sorununa sahip çıkarak
Doğu Anadolu'da kurulacak bir Ermeni devletini himayesi altına alarak
Rus ilerlemesini durdurmayı plânladı. Bu arada Fransa'da 1881'de
Tunus'u aldı. Osmanlı İmparatorluğu bir yandan toprak kaybederken
diğer yandan ekonomik çöküntü sürmekteydi. Hızla borçlanmanın sonucu
Osmanlı Devleti borçlarının faizini bile ödeyemeyecek duruma geldi.

1881 malî iflâsın ilânı "Düyûn-u Umumiye" nin kurulmasına yol açtı. Kelime anlamı genel borçlar olan "Düyûn-u Umumiye" alacaklı devletlerin alacaklarını toplamak amacıyla Osmanlı maliyesine ve kaynaklarına el koyup toplanan vergileri alacaklara pay eden bir kuruluştu. Tuz tütün pul müskirat (içki) balık resimleri (vergileri) ve bazı illerin ipek öşürleri
daha başka vergiler Düyûn-u Umumiye'ye bırakıldı. Böylece devlet içinde
devlet olan bir kuruluş haline geldi. Bu kurumda çalışan 5 binden çok
personelin masrafları da bu kaynaklardan sağlanıyordu.

Türkiye'ye giren yabancı sermaye de Düyûn-u Umumiye ile tam bir
garantiye kavuştu. Osmanlı Devleti'nin malî tutsaklığı demek olan
Düyûn-u Umumiye'nin koruyuculuğu altında yabancı sermaye
özellikle madenleri ve diğer hammadde kaynaklarını sömürmeye başladı.
1838 Ticaret Antlaşması ile başlamış olan demiryolu yapımı şimdi daha
da önem kazanıyordu.

1856 yılında Londra'da İngiliz Bankerleri tarafından kurulan ve 1863fde
Fransız bankerlerinin de katılmasıyla güçlenen Osmanlı Bankası 1862'de
Osmanlı Devleti'yle yaptığı anlaşma ile 30 yıl süreli olarak: "Talep
olduğunda altın karşılığı banknot çıkartabilecektir. Piyasadaki
banknotun üçte biri oranında nakdî ihtiyat bulunduracaktır. Bankanın
imtiyazı sürdüğü sürece devlet "evrâk-ı nakdiye" çıkarmayacaktır. Bu
imtiyaz başka bir bankaya verilmeyecektir. Banka
şubesi bulunan yerlerde devlet gelirlerini toplayacak ve devlet adına
ödeme yapacaktır. Devlet adına topladığı gelirlerden vadesi gelen
hazine bonolarını mahsup etmeye yetkilidir. İç ve dış borç
taksitlerinin ödeme işlemlerini
yüzde yarım komisyon karşılığında yürütecektir. Banka içte ve dışta
devletin resmî malî ajanı olacaktır ve bir ticaret bankası gibi
faaliyet gösterebilecektir".

Geniş yetkilerle devletin Merkez Bankası niteliğini kazanan Osmanlı
Bankası'mn karşısına 1888'den sonra en büyük rakibi olarak Deutsche
Bank çıktı. İngiltere'nin himaye politikasından uzaklaşması üzerine
denge politikasını sürdüren Osmanlı Devleti Almanya'ya yaklaştı.
1890'dan sonra sömürge ve yayılma için kendine yaşam alanı arayan
Almanya "Doğuya doğru" sloganı ile Osmanlı İmparatorluğu'na yöneldi. Bu
yönelişin bir ürünü olan "Bağdat Demiryolu Projesi"ni kabul ettirdi.

Şimdi Osmanlı Devleti Almanya'nın himayesi altına giriyordu. Fakat
çöküntü de bir yandan sürüyordu. II.Abdülhamid'in istibdadına karşı
"Jön Türk" hareketi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu siyasî
direnmeye dönüşerek
Makedonya'da başlayan askerî ayaklanmalar ve Reval'de İngiltere ve
Rusya'nın Balkanlardaki Makedonya topraklarının Türkler'den alınması
yolundaki anlaşmaları
Abdülhamid'e karşı direnmeyi kuvvetlendirdi. 1908 yılında Kanun-u
Esasî'yi yürürlüğe koydugünü ilân etmek zorunda bıraktı. Böylece "1908
İnkılâbı" veya "2. Meşrûtiyet" denen olay gerçekleşti.

Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarmak için 19.y.y'dan beri sürdürülen
çabaların başarısızlıkların sebeplerini kısaca üç ana noktada
toplayabiliriz. Birincisi: Ülkede bu değişmeye karşı direnen gerici
güçlerdir. Bunlar çoğu kez üstün geldi. Bunun sebebi ilerici güçlerin toplum içinde orduda ve yönetimde köksüz oluşları buna karşılık gerici güçlerin toplum derinliklerine kadar kök salmış olmaları Yeniçeri ve ulemâya dayanması dini ve gelenekleri bir araç olarak kullanmalarıdır.

İkincisi Avrupa'nın gelişen ekonomik yapısı sebebiyle
Avrupa Devletleri arasında başlayan üstünlük savaşlanndan uzak
kalamayan ve devamlı Rus saldırılarına uğrayan ve içte de parçalanmaya
yönelik ayaklanmalar ve buna bağlı dış müdahalelerle uğraşan Osmanlı
İmparatorluğu
giderek Avrupa'nın ayrı sömürgesi oldu. Bu sebepten dolayı da yenileşme
programlarım uygulama olanağı bulamadı. Savaşların büyük maddî
sıkıntılara sebep olması ekonomiyi de çok olumsuz etkilemekteydi. Bir
yandan dış bir yandan iç çatışmalar yüzünden barış ortamı sağlanamıyordu.

Üçüncü olarak
yenileşme girişimlerini doğurduğu çekişme ve savaşların yol açtığı
ekonomik sıkıntı ve sefaletin halk üzerindeki etkisiydi. Olayları
fanatik ve fatalist bir düşünceyle yorumlayan halk bütün bu sıkıntıların sebebi olarak yenileşme hareketlerini ve onların uygulayıcılarını görüyordu. Bu durum her yenilikçi harekete karşı çıkan ayaklanmanın da gerekçesi oldu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:21 pm

1. Murad


Sultan Birinci Murad 1326'da Bursa'da doğdu. Babası Orhan Gazi annesi Bizans tekfurlarından birinin kızı olan Nilüfer Hatun'dur (Holofira). Sultan Birinci Murad uzun boylu
değirmi yüzlü ve iri burunluydu. Kalın ve adaleli bir vücuda sahipti.
Başına mevlevi sikkesi üzerine testar sarılı bir başlık giyerdi. Çok
sade giyinir ve kırmızı zeminli beyaz elbiseden hoşlanırdı.

İlk eğitimini annesi Nilüfer Hatun'dan aldı. Daha sonra tahsilini
tamamlamak için gittiği Bursa Medreselerinde ilim ve sanat adamları ile
beraber yaşadı. Sultan Birinci Murad gayet nazik sevimli ve çok halim selimdi. Alim ve sanatkarlara hürmet gösterir
fakirlere ve kimsesizlere şefkatli davranırdı. Dahi bir asker ve devlet
adamıydı. "Derviş Gazilerin Şeyhlerinin Kralı Murad Gazi" diye anılan
Sultan Birinci Murad bütün hayatı boyunca planlı ve programlı hareket etti.

Sultan Birinci Murad Bizans Kilisesi'ne göre bir kafir ve İsa düşmanı olarak görülse de
fethettiği yerlerde yaşayan Hıristiyan halka Papa'dan daha iyi
davrandığı için onların sevgisini kazanmıştı. 1382 yılından itibaren
"Murad Hüdavendigar" diye anılan Sultan Birinci Murad Birinci Kosova Savaşı'ndan sonra savaş alanını gezerken Sırp Kralı Lazar'ın damadı tarafından hançerlenerek şehit oldu (1389).

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:21 pm

1. Mustafa


Sultan Birinci Mustafa 1592 yılında Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mehmed annesi Handan Sultan'dır. Sultan Birinci Mustafa güzel yüzlü seyrek sakallı sarı benizli ve iri gözlü bir padişahtı. İki defa padişahlık yaptı. Sinirli bir yapıya sahipti.

Sultan Birinci Mustafa ağabeyi Sultan Birinci Ahmed'in padişahlığı süresince
14 yıl sarayın bir odasında hapis hayatı yaşadı. O devirde bu gerekli
görülüyordu. Aksi halde şehzadeler devlet yönetimine karışıyor
hatta padişahı devirmek için harekete bile geçebiliyor ve devlet
birliği tehlikeye düşüyordu. Buna meydan vermemek için şehzadeler
"izale" olunur veya bir odaya kapatılırdı.

Sultan Birinci Ahmed tahta geçtiğinde kardeşini öldürtmemiş
ancak sarayda mahpus tutulmuştur. Kafes hayatı denilen bu süre sonunda
Sultan Birinci Mustafa Osmanlı hanedanının en büyük erkek evladı olması
dolayısıyla tahta çıkarılmış fakat kısa sürede dengesiz hareketleri
görüldüğünden ulema asker ve devlet erkanının ittifakı ile hal edilmiştir.

Sultan Genç Osman'ın tahttan indirilip katlinden sonra bir kez daha cülus etmişse de 15 yıl sonra tekrar tahttan indirilmesi icap etmiştir. Sultan Birinci Mustafa ile birlikte kardeş katli nadiren görülmüş artık şehzadeler sarayda kafes ardında tahta geçecekleri günü beklemeye başlamışlardır. Tabii valide sultanlar şehzade anaları arasında rekabetler başlamış her biri bir vezire ve diğer gruplara dayanarak entrikalarla padişah değiştirmeye çalışmışlardır.

Sultan Birinci Mustafa
çok dindar bir insandı. Sadaka vermeyi çok severdi. Hatta sarayın
havuzuna hizmetçilerin toplaması için para atardı. Saraydaki hayatını
ibadet ederek dini eserler okuyarak geçiriyordu. Tahta geçmesi için ikinci kez davet edildiği zaman odasında Kuran-ı Kerim okuduğunu ve padişahlık istemediğini bildirmişti.

Sultan Birinci Mustafa ikinci padişahlığının başlamasından 1.5 yıl
sonra 10 Eylül 1623 tarihinde şeyhülislam fetvası ile tekrar tahttan
indirildi. Fetvanın gerekçesi olarak da "Akli dengesi tam olmayan
birisinin halife olamayacağı" gösterildi. Sultan Birinci Mustafa
tahttan indirildikten 16 yıl sonra 20 Ocak 1639 günü sinir hastalığından dolayı Topkapı Sarayı'nda vefat etti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:22 pm

1. İbrahim


Sultan Birinci İbrahim 5 Kasım 1615 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Ahmed annesi Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Mahpeyker Kösem Sultan Rum'dur. Sultan Birinci İbrahim uzun boylu kuvvetli vücutlu ve kumral sakallıydı. Annesi onun yetiştirilmesi için çok gayret göstermişti.

Ağabeyi Sultan Dördüncü Murad'ın ani vefatı
zaten ölüm düşünceleriyle harap olmuş Şehzade İbrahim'i çok sarstı ve
padişah olduğuna inanmak bile istemedi. Annesinin ve devlet erkanın
ısrarlarından ve ağabeyi Sultan Dördüncü Murad'ın cenazesini gördükten
sonra abisinin vefatına kesin olarak inandı.

Sadrazam Kara Mustafa Paşa Taht Odası'na geçen Sultan Birinci İbrahim'in başına Hırka-i Saadet Dairesi'nden getirilen
Hz. Ömer'in Sarığı'nı yerleştirdi. Sultan Birinci İbrahim tahta oturdu
ve ellerini açarak dua etti: "Elhamdülillah. Ya Rabbi! Benim gibi zaif
bir kulunu bu makama layık gördün. Saltanat günlerimde milletimi
hoş-hal eyle ve birbirimizden hoşnud eyle."

Sultan Birinci İbrahim tahta geçtiği ilk yıllarda sinir hastalığı yüzünden sık sık kriz geçiriyordu. Ancak
daha sonraki yıllarda devlet işleriyle bizzat ilgilenmeye başladı.
Sultan Birinci İbrahim tahta çıktığında soyunun tek şehzadesi o
kalmıştı. Bu yüzden ilk oğlu Şehzade Mehmed (Sultan Dördüncü Mehmed)
doğduğunda ülkede şenlikler düzenlendi (2 Ocak 1642).

Sultan Birinci İbrahim
çok cömert ve lütufkar bir padişahtı. Fakirlere ve kimsesizlere yardım
etmeyi çok severdi. Çıkardığı fermanlarla açlık ve kıtlığın önlenmesine
çalıştı. Saltanatı sırasında annesi Kösem Sultan'ın etkisinde çok kaldı. Sekiz yıl dokuz ay padişahlık yaptıktan sonra
18 Ağustos 1648 tarihinde boğularak şehit edildi. Sultan Birinci
İbrahim hakkında kendi devrine kadar uzanan Osmanlı kaynaklarında akli dengesinin bozuk olduğuna dair hiçbir bilgi yoktur. Bu kaynaklar Sultan Birinci İbrahim'in özelliklerinden ve yaptığı işlerden övgüyle bahsetmektedir. Sadece son zamanlarda bazı yazarlar onun için "Deli" demektedirler.

Sultan Birinci İbrahim'e "Deli" ve "Gaddar" diyen ve adının öyle yayılması için çalışanlardan bazılarının Sultan Birinci İbrahim tarafından idam ettirilen İranlı Şii
Emirgüneoğlu'nun adamları olduğu söylenmektedir. Sultan Birinci İbrahim
tahta geçtiğinde 25 yaşındaydı. Şehzadeliği sırasında öldürüleceği
endişesi ile sinirleri son derece bozulmuştu. Bu sırada sadrazamlık
koltuğunda bulunan Kemankeş Kara Mustafa Paşa devlet işlerini en iyi
şekilde yürüttü.

Kemankeş Kara Mustafa Paşa İranlılarla Kasr-ı Şirin Antlaşması'nı imzalayıp İstanbul'a geldikten sonra
giriştiği mali işlerde de başarılı oldu. Ocaklı sayısını indirip
maaşlarının düzenli olarak verilmesini sağladı. Bu olumlu faaliyetler
sonunda devlet bütçesi denkleşmiş oldu. Donanma işleriyle de ilgilenen
Kemankeş Mustafa Paşa her yıl belirli miktarlarda kadırgalar yapılıp donatılmalarını sağladı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:22 pm

2. Abdülhamid

Sultan İkinci Abdülhamid 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülmecid
annesi Tir-i Müjgan Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkezdir. Sultan İkinci
Abdülhamid çok küçük yaşta iken annesini kaybettiği için öksüz büyüdü
ve onu üvey annesi Piristu Kadın yetiştirdi. Çocukluğunda çok zayıf bir
bünyeye sahip olan Sultan İkinci Abdülhamid sık sık hasta olurdu.
Babasının padişahlığı sırasında bu durumu yüzünden özel ilgi gördü. Çok
hoşgörülü bir ortamda büyüdü. Kültür derslerinin yanında musiki
dersleri aldı ve piyano çalmayı öğrendi.

Bekarlığı sırasında çok serbest bir hayat yaşayan Sultan İkinci Abdülhamid evlendikten sonra tüm boş zamanını ailesiyle çocuklarıyla geçirmeye başladı. Sultan İkinci Abdülhamid
yıkılmak üzere olan Osmanlı İmparatorluğu'nu 33 yıl ayakta tutmayı
başarmış büyük bir padişahtır. Dindar bir insan olan Sultan İkinci
Abdülhamid ibadetlerini aksatmazdı.

Hayırsever ve cömert bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Yunan seferi sırasında kendisine hazinede yeterli para bulunmadığı söylenince atalarından kalma şahsi servetinden masrafları karşılamış devletten beş kuruş almamıştı.

Boş vakitlerini marangozhanede geçirir harika eşyalar yapar
bunları sattırır ve parasını fakire fukaraya dağıttırırdı. Son derece
şefkatli bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid'in kendisini öldürmek
isteyenleri bağışlaması dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir olaydır. Sultan İkinci Abdülhamid kültüre önem vermiş ve eğitim konusunda hizmet verecek birçok mekan yaptırmıştır.

Üniversiteler Güzel Sanatlar Akademisi Ticaret ve Ziraat Okulları kuran Sultan İkinci Abdülhamid ilk ve orta dereceli okullar dilsiz ve kör okulları kız meslek okulları da yaptırmıştır. Vilayetlere liseler kazalara ortaokullar kurmakla beraber ilkokulları köylere kadar ulaştırdı.

İstanbul'da Şişli Etfal Hastahanesi'ni ve Darülaceze'yi kendi şahsi
parasıyla yaptırdı. Hamidiye adı verilen nefis içme suyunu borularla
İstanbul'a getirtti. Karayollarını Anadolu içlerine kadar uzatan Sultan
İkinci Abdülhamid Bağdat'a ve Medine'ye kadar da demiryolları döşetmiştir. Büyük şehirlere atlı tramvay hatları döşetti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:22 pm

2. Ahmed


Sultan İkinci Ahmed 25 Şubat 1643 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci İbrahim
annesi Hatice Muazzez Sultan'dır. Terbiyesi ve tahsili ile annesi
meşgul oldu. Arapça ve Farsça biliyordu. Orta derecede bir tahsil
gördü. Devlet işlerini çok yakından takip eder hasta bile olsa divan toplantılarına katılırdı.

Sultan İkinci Ahmed Hat sanatında çok ustaydı. Yazı yazma kabiliyeti çok üstün olan Sultan İkinci Ahmed birçok Kuran-ı Kerim yazdı. Şairlere ve şiire çok düşkündü. 3 yıl 7 ay 14 gün saltanat sürdükten sonra
yakalandığı Siroz hastalığından kurtulamayarak 6 Şubat 1695 günü
Edirne'de vefat etti. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Kanuni Sultan
Süleyman Türbesine defnedildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:22 pm

2. Bayezid


Sultan İkinci Bayezid 3 Aralık 1448'de Dimetoka'da doğdu. Babası cihan padişahı Fatih Sultan Mehmed Han annesi Mükrime Hatun adında bir Türk kızıdır. Uzun boylu
geniş göğüslü ve kuvvetli bir vücuda sahipti. Yüzü yuvarlak ve gözleri
elaydı. Cesur ve atılgandı. Aynı zamanda çok halim selim ve dinine
bağlı bir padişahtı.

Babası Fatih Sultan Mehmed ilme ilgi duyduğu için
oğlu Şehzade Bayezid'e iyi bir eğitim verdi. O devrin en meşhur
alimlerinden ders okutturdu ve bütün İslam ilimlerini en iyi şekilde
öğrenmesini sağladı. Sultan İkinci Bayezid yedi yaşında iken Hadım Ali Paşa nezaretinde Amasya valiliğine tayin edildi. Amasya Selçuklular devrinden beri önemli bir ilim ve kültür merkeziydi.

Padişah olacak şehzadelerin yetişmesi için bu vilayette bütün şartlar vardı.Sultan İkinci Bayezid dinine çok bağlı olduğu için kendisine Bayezid-i Veli denildi. Sultan İkinci Bayezid şairleri saraya toplar onlarla sohbet ederdi. Çok merhametli bir padişah olan Sultan İkinci Bayezid
sık sık fakirlere sadaka dağıtırdı. Arapça ve Farsça'yı gayet iyi
biliyordu. Çağatay lehçesi ve Uygur alfabesini de öğrendi. İslam
ilimlerinin yanı sıra matematik ve felsefe tahsili de yaptı. 24 Nisan 1512'de padişahlıktan ayrılmak zorunda kalan Sultan İkinci Bayezid bir ay kadar daha yaşadı ve 26 Mayıs 1512'de vefat etti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:22 pm

2. Meşrutiyet


Dönemin en güçlü devleti İngiltere
Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını onaylıyordu. Alman gizli servisleri
bu haberi genç subaylara ulaştırdılar. II. Abdulhamid'in siyasetini
yersiz bulan ve ancak yeniden anayasalı bir monarşiye dönülmekle yurdun
kurtarılacağına inanan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin asker üyeleri 1908 yılının Temmuz ayı içinde saraya başkaldırdılar. Padişahın bu hareketi bastırma girişimleri işe yaramadı. Sonunda II. Abdülhamid kapalı bulunan parlamentoyu yeniden toplama kararı aldı.

Mebus seçimlerinin yeniden yapılması kararlaştırıldı. Seçimler yapıldı
ve Parlamento 17 Aralık 1908'de açıldı. 31 Mart Olayı üzerine
II.Abdülhamit tahttan indirildi. Anayasada önemli değişiklikler
yapılarak parlamenter sisteme yönelindi. Hükümet meclise karşı sorumlu
kılındı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:23 pm

2. Mustafa


Sultan İkinci Mustafa 6 Şubat 1664 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Sultan Dördüncü Mehmed
annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'dır. Annesi Giritlidir. Kuvvetli
bir ilim tahsili yaptı. Tahta geçtiğinin üçüncü günü yapacağı işleri
anlatan bir hatt-ı hümayun yayınladı.

Yazısında: "Zevk
sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir." diyordu. Yine
vezirlerinden birine yazmış olduğu yazı şöyledir: "Bana ağırlık ve
hazine lazım değil. Yerine göre kuru ekmek yerim. Vücudumu din uğruna
harcarım. Sıkıntının her çeşidine sabrederim. Milletime hizmet tamam
olmadıkça seferden dönmem. Elbette sefere bizzat kendim giderim."

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:23 pm

2. Selim


Sultan İkinci Selim 28 Mayıs 1524'de İstanbul'da doğdu. Babası Kanuni Sultan Süleyman annesi Hürrem Sultan'dır. Hürrem Sultan Slav kökenlidir. Orta boylu açık alınlı mavi gözlü
ince kaşlı ve sarışın bir padişahtı. Şehzadeliğinde mükemmel bir tahsil
ve terbiye ile yetiştirildi. Devlet idaresini iyice öğrenmek için de
Anadolu'nun çeşitli yerlerinde sancakbeyliği yaptı. Bu sırada tahsiline
devam ederek ilim ve tecrübesini arttırdı.

Sarı Selim olarak da anılan II. Selim Kütahya sancakbeyi iken aldığı babası Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın ölüm haberi üzerine İstanbul'a gelerek
30 Eylül 1566 günü 42 yaşında iken tahta geçti. Sarı Selim daha önceki
Osmanlı Sultanlarına göre silik ve zayıf bir hükümdardı. Babasının
saltanatı sırasında diğer kardeşleri Şehzade Bayezid ve Şehzade
Mustafa'nın bertaraf edilmesiyle kolayca tahta geçen Sultan İkinci Selim adını aldığı dedesi Yavuz Sultan Selim ve babası Kanuni'ye göre oldukça silik bir idare sergilemiştir.

Devrin büyük devlet adamları sayesinde Osmanlı Devleti ihtişamını sürdürmüş
Sokullu Mehmed Paşa gibi dirayetli ve tecrübeli vezirler hükümeti
ayakta tutmuşlardır. Sultan İkinci Selim'in kendisi hiç sefere çıkmamış
ve liyakatli olmayan Ali Paşa'nın Kaptan-ı Deryalığında İnebahtı
faciası yaşanmıştır. 8 yıl padişahlık yaptıktan sonra 15 Aralık 1574
günü vefat etti. Ayasofya'ya defnedildi.

Sultan İkinci Selim İstanbul'da ölen ilk Osmanlı Padişahıdır. Sultan İkinci Selim'in tahta çıktığı ilk yıllarda
bazı siyasi çekişmeler yaşandı. Sokullu Mehmet Paşa bu çekişmelerden
galip olarak ayrıldı ve 15 yıl sadrazamlık yaptı. Sadrazamlık yaptığı
bu dönemde devlet yönetimine ağırlığını koydu.Sultan İkinci Selim babası Kanuni Sultan Süleyman'dan 14. 892.000 km. kare olarak devraldığı İmparatorluk topraklarını oğlu Sultan Üçüncü Murad'a 15.162.000 km. kare olarak bırakmıştır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:23 pm

2. Süleyman


Sultan İkinci Süleyman 15 Nisan 1642'de İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci İbrahim annesi Saliha Dilaşub Sultan'dır. Orta boylu kır sakallı şişman ve halim selim bir padişahtı. Dindar dürüst ve akıllı bir insan olan annesi Saliha Dilaşub Sultan tarafından titizlikle yetiştirildi. Oğluna gerekli bilgileri bir yandan kendi veriyor bir yandan da hocalar tutuyordu.

Hayatının kırk yılını bir dairede hapis geçiren Sultan İkinci Süleyman cesur dindar vatansever
merhametli ve nazik bir insandı. Rüşvet ve sefahate son derece
düşmandı. Padişah olduğu sırada askeri zorbaların ortalığı karıştırması
üzerine onlarla mücadeleye girişti ve kısmen de olsa asayişi sağladı.

Sultan İkinci Süleyman
4 yıl gibi kısa bir süre padişahlık yaptı. Bunun son iki yılını yatak
hastası olarak geçirdi. Gün geçtikçe zayıflıyordu. 22 Haziran 1691 günü
Edirne'de vefat etti. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Süleymaniye Camii
yanında Kanuni Sultan Süleyman türbesine gömüldü.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:23 pm

3. Ahmed


Sultan Üçüncü Ahmed 30 Aralık 1673 günü doğdu. Babası Sultan Dördüncü Mehmed annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'dır. Annesi Giritlidir. Sultan İkinci Mustafa'nın öz kardeşi olan Sultan Üçüncü Ahmed uzun boylu kara gözlü doğan burunlu ve buğday tenli idi. Son derece zeki hassas ve zarif bir insandı. İyi bir tahsil ve terbiye görmüş olan Sultan Üçüncü Ahmed ünlü hocalardan dersler almıştı.

Sultan Üçüncü Ahmed
ağabeyi Sultan İkinci Mustafa'nın vefatı üzerine 22 Ağustos 1703
tarihinde 30 yaşında iken Edirne'de tahta geçti. Osmanlı Devleti
açısından önemli bir yere sahip olan Lale Devri boyunca padişahlık
yapan Sultan Üçüncü Ahmed
hattat ve şairdi. "Necib" mahlasıyla şiirler yazdı. Ayrıca Musiki ile
de yakından ilgileniyordu. Divan şairlerinden Urfalı Nabi Efendi'nin
hem kendisini hem de şiirlerini çok severdi.

Gençliği diğer Osmanlı şehzadelerine göre bir hayli serbest geçti. Şehzadelerin öldürülmesi geleneği kalktığından rahat bir hayat sürdü. İstediği her şeyle ilgilendiği için bilgisi de
görgüsü de arttı. Avrupa'daki gelişmeleri inceleme fırsatı buldu ve
matbaanın Osmanlı Devletine gelmesi için çok çaba sarfetti. 27 yıl gibi
uzun bir süre tahtta kalan Sultan Üçüncü Ahmed çıkan Patrona Halil isyanı sonunda 1 Ekim 1730 tarihinde padişahlıktan çekildi.

Sultan Üçüncü Ahmet'in padişahlığının ilk günleri
tamamen disiplinden çıkmış yeniçerileri yatıştırma gayretleri ile
geçti. Ancak kendisini padişah yapan yeniçerilere karşı etkili olamadı.
Sultan Üçüncü Ahmed'in sadrazamlığa getirdiği Çorlulu Ali Paşa ona idari konularda yardımcı olmaya çalıştı hazine için yeni düzenlemelerde bulundu ve Sultan Üçüncü Ahmet'e rakipleriyle mücadelesinde destek oldu.

Sultan Üçüncü Ahmed zamanında Rusya ile olan ilişkilerde gerginlik
yaşandı. Bunun sebebi Rusya'nın Orta Asya üzerinde yayılma siyaseti
izlemesi balkanlardaki toplumları Slavlaştırmaya çalışması açık ve sıcak denizlere inmek istemesiydi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:24 pm

3. Mehmed


Sultan Üçüncü Mehmed 26 Mayıs 1566'da Manisa'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Murad annesi Safiye Sultan'dır. İsmini Fatih Sultan Mehmed'e benzemesi için büyük dedesi Kanuni Sultan Süleyman koydu. Orta boylu
kumral saçlı ve güzel yüzlüydü. Çok kuvvetli bir ilim tahsili yaptı ve
Tacüt-Tevarih yazarı Hoca Sadeddin Efendi'den dersler aldı.

Sultan Üçüncü Mehmed 1583'te Manisa sancakbeyliğine tayin edildi. 1595 yılının Ocak ayına kadar görev yaptığı Manisa'dan babasının ölüm haberi üzerine hareket ederek 27 Ocak 1595 tarihinde geldiği İstanbul'da Osmanlı tahtına oturdu.

Sultan Üçüncü Mehmed annesini çok sever sayar ve dinlerdi. Bundan yararlanan annesi Safiye Sultan Osmanlı sarayında hakimiyet kurdu. Bazı konularda padişahı zorlayıp istediğini yaptırıyor bu da devlet işlerinde karışıklıklara sebep oluyordu. Dinine çok bağlı ve tasavvufa da son derece meraklıydı.

Hz. Muhammed'in (S.A.V) ismi anılınca saygısından derhal ayağa kalkardı. Üçüncü Mehmed devri duraklama dönemine rastlar. Sultan Üçüncü Mehmed kolayca üzüntüye kapılır yemekten
içmekten kesilirdi. Celali isyanları ve İran savaşlarının çok uzun
sürmesi onu büyük üzüntü içinde bıraktı. İçkiyi sıkı bir şekilde
yasaklayıp bütün gizli meyhaneleri kapattırdı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:24 pm

3. Murad

Sultan Üçüncü Murad 4 Temmuz 1546 günü Manisa'nın Bozdağ yaylasında dünyaya geldi. Babası Sultan İkinci Selim annesi Afife Nur Banu Sultan'dur. Annesi Venediklidir. Sultan Üçüncü Murad orta boylu değirmi yüzlü kumral sakallı ela gözlü ve beyaz tenli bir padişahtı. Çok cömertti ve insanlara yardım etmeyi çok severdi.

Merhametli bir kişiliğe sahip olan Sultan Üçüncü Murad Arapça ve Farsça'yı çok iyi konuşurdu. Babasının 1558 yılında Manisa sancak beyliğinden Karaman valiliğine tayin edilmesi üzerine
dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından Alaşehir sancakbeyliğine tayin
edildi. Babası Sultan İkinci Selim padişah olduktan sonra da tekrar
Manisa sancakbeyliğine atandı.Şehzadeliği sırasında bulunduğu Manisa'da
devrin en değerli ulemasından dersler aldı. Osmanlı padişahları içinde
en alim padişahlardan birisidir.

Babası Sultan İkinci Selim'in vefatı üzerine Manisa'dan İstanbul'a
gelerek 22 Aralık 1574 tarihinde tahta geçti. Ancak o da babası Sultan
İkinci Selim gibi devlet işlerine fazla müdahil olmadı. Bürokrasi ve
hükümet daha ziyade Sokullu Mehmed Paşa tarafından idare edildi. Bunda
Sokullu'nun tecrübe ve dirayeti ile Sultan İkinci Murad'ın idare tarzı
büyük rol oynamıştır.

İçkiye ve eğlence meclislerine düşkün olan Sultan Üçüncü Murad
saltanatı boyunca İstanbul'dan hiç çıkmadı ve saraydaki kadınların
etkisinde kaldı. Daha sonraki yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun bir
devrini etkileyecek olan kadınlar saltanatı onun devrinde başladı. 29
yaşında çıktığı tahtta 20 yıl kalan Sultan Üçüncü Murad 16 Ocak 1595
tarihinde felç geçirdi ve vefat etti. Ayasofya Camii'nin avlusuna
defnedildi.

Sokullu Mehmed Paşa'nın ağırlığını hissettirdiği III. Murad döneminde Osmanlı toprakları en geniş sınırlarına ulaştı. Babası İkinci Selim'den devraldığı 15. 162.151 km kare ülke toprağını
19.902.000 km kareye çıkardı. İngilizlerle de dostane ilişkiler
geliştirildi. İlk İngiliz Kapitülasyonunun verilmesiyle İstanbul'a
daimi İngiliz elçisi gönderildi.

Papa'nın Katolik Avrupa'da kurabileceği haçlı ittifakına karşı
Protestan İngiltere ile ilişkiler geliştirildi. Daha sonra bu ittifaka
Hollanda da dahil edilecektir. Devlet işlerini Sokullu'ya devreden
Sultan Üçüncü Murad zamanında sarayda kadınlar devlet işlerine çokça karışmaya başladılar ve bu durum Sokullu'nun ölümünden sonra da artarak devam etti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:24 pm

3. Mustafa


Sultan Üçüncü Mustafa 28 Ocak 1717 günü İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Sultan Üçüncü Ahmed annesi Mihrişah Sultan'dır. Sultan Üçüncü Mustafa orta boylu iri gözlü
yassı burunlu ve siyah sakallı idi. Heybetli ve kuvvetli bir vücuda
sahipti. Çok iyi bir tahsil yaptı. Astroloji ile meşgul oldu. İslam ve
Osmanlı tarihlerini inceledi.

Sultan Üçüncü Mustafa son derece dindar tutumlu müşfik çalışkan ve cömert bir insandı. İki dakika süren ve İstanbul'un hemen hemen yarıdan fazlasını yıkan büyük depremde evlerini yakınlarını kaybeden halka kendi kesesinden yardım etti. Adaletle hükmeder haksızlıklara asla göz yummazdı. Yalandan riyadan ve rüşvetten nefret ederdi. Asla gurura kapılmaz büyüklük taslamaz yapamayacağı işleri vaadetmezdi.

Sultan Üçüncü Mustafa yenileşmenin gerektiği fikrindeydi ve Islahat yapmak istiyordu. Prusya Kralı İkinci Frederik'in ıslahat hareketlerini duymuş Ahmed Resmi Efendi'yi ona göndermişti. Prusya Kralı İkinci Frederik
Sultan Üçüncü Mustafa'ya Ahmed Resmi Efendi aracılığı ile başarısının
üç altın anahtarı dediği öğütlerini gönderdi. Bol bol tarih okuyun
eski tecrübelerden faydalanın. güçlü bir orduya sahip olmaya çalışın ve
barış zamanında askerlerinizi sürekli eğitime tabii tutun. Hazineniz
daima parayla dolu bulunsun ekonomiye önem verin.

Sultan Üçüncü Mustafa bu öğütleri dinledikten sonra acı acı güldü. Sonra da "Biz de bunları yapmak niyetindeyiz
lakin yolu nedir?" diye mırıldandı. Memleketine en büyük felaketin
Rusya'dan geleceğine düşünüyordu. Müdafaa için geceli gündüzlü
çalışarak her türlü hazırlığı yaptı. Savaşlarda kullanılmak üzere
hazineyi altınla doldurdu.

Süveyş Kanalını bile açtırmayı düşünüyordu. Fakat iş başına getireceği
yetenekli devlet adamlarının olmaması onu üzüyordu. Rus Savaşı
sırasında üzüntüsünden hastalandı ve kalp yetmezliğinden dolayı 21 Ocak
174 günü vefat etti.

Sultan Üçüncü Mustafa orduda bir yenileşme gerektiği fikriyle hareket
ediyordu. Askerlere eğitim kuralları getirdi. İtirazlara aldırmadan
tüfeklere süngü taktırdı. Yeni bir tophane kurdurup güçlü toplar
döktürdü. Bahriye
istihkam ve topçu okulları açtı. Yaşlı başlı subaylara bile eğitim
mecburiyeti getirdi. Ordudaki ıslahat konusunda Baron de Tott adlı
Macar uyruklu Fransız'dan çok yararlandı. Baron Tott
Osmanlı topçu sınıfını yeniden ele alıp modernize etti ve askere Avrupa
usulü eğitim yaptırdı.Sultan Üçüncü Mustafa şair bir padişahtı.
Cihangir mahlasıyla yazdığı şiirler çok meşhurdur.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 36
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:25 pm

3. Osman


Sultan Üçüncü Osman 2 Ocak 1699 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan İkinci Mustafa
annesi Şehsuvar Valide Sultan'dır. Şehsuvar Valide Sultan Rusdur. Tahta
çıktığı 56 yaşına kadar sarayda hapis hayatı yaşadığı için sinirli bir
yapıya sahip oldu. Ancak yine de şefkat ve merhamet sahibi özellikle yalanı ve rüşveti sevmeyen bir insandı.

Sultan Üçüncü Osman'ın musikiden nefret ettiği için bütün müzisyenleri
saraydan uzaklaştırdı. Sarayda dolaşırken cariyelerle karşılaşmak
istemediği için ayakkabılarına demir ökçeler taktırmıştı. Ökçelerden
çıkan sesi duyan cariyeler padişahın geldiğini öğrenip yoldan
çekiliyorlardı. 2 yıl 10 ay 18 gün saltanat sürmüş bu süre içinde yedi tane veziri azam değiştirmiş dönemi boyunca içte ve dışta barış ve huzur yaşanmıştır.

Sultan Üçüncü Osman'ın zaman zaman kıyafet değiştirerek halkın arasına
karıştığı bilinmektedir. 30 Ekim 1757'de vücudunda çıkan bir çıbanın
verdiği hastalıkla vefat etti. Cenazesi Yeni Camiye Sultan Birinci
Mahmud Han'ın yanına defnedildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
 
Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3, 4  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Zoru Başarırız İmkansız Zaman Alır ::  :: Tarih :: Osmanlı Tarihi-
Buraya geçin: