Zoru Başarırız İmkansız Zaman Alır


Zoru Başarırız İmkansız Zaman Alır

İçeriği Üyelerin Çalışmaları İle Şekillenen Tek Forum

 
AnasayfaGirişSSSKayıt OlGiriş yap

Üye Olmalısın
Kontrol Paneli
Profiliniz
Bilgiler
Seçenekler
İmza
Avatar
Sosyal
Arkadaş ve Tanınmamış
Üye listesi
Grup
Özel Mesaj
Gelen Kutusu
ÖM Gönder

Gözlenmiş Konular
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» 11.Sınıf Edebiyat Kitabı Tüm Cevapları
Ptsi Eyl. 27, 2010 1:43 am tarafından swordof

» Virus Maker - Kendi Virüsünüzü Hazırlayın
Paz Ocak 24, 2010 11:39 pm tarafından ÖmEr1907

» MSN İletileri
Paz Ocak 24, 2010 11:30 pm tarafından ÖmEr1907

» Yüz Değiştirme
Paz Kas. 01, 2009 8:36 pm tarafından WillyOfSooN

» Kritik Internet Explorer Güvenlik Açıkları
Perş. Eyl. 17, 2009 4:51 am tarafından ÖmEr1907

» En Popüler Programlar Türkçe ( TIKLA INDIR!!!)
Perş. Eyl. 17, 2009 1:57 am tarafından ÖmEr1907

» 7-Zip v4.64 - Final (Ücretsiz & Türkçe) indir Yükle
Perş. Eyl. 17, 2009 1:54 am tarafından ÖmEr1907

» Adobe Photoshop CS4 + Keygen + Patch
Perş. Eyl. 17, 2009 12:40 am tarafından ÖmEr1907

» Co-Admin Başvurum
Çarş. Eyl. 16, 2009 3:32 pm tarafından ÖmEr1907

» Sitemize Moderatör , Süper Moderatör ve CO-Admin Alımları Vardır
Çarş. Eyl. 16, 2009 5:26 am tarafından swordof

Tarayıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

Paylaş | 
 

 Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:25 pm

3. Selim


Sultan Üçüncü Selim 24 Aralık 1761 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Üçüncü Mustafa annesi Mihrişah Sultan'dır. Annesi Gürcüdür. Kahinlere inanan babası Sultan Üçüncü Mustafa onların yeni doğan oğlu Selim'in eşsiz bir cihangir olacağını söylemeleri üzerine büyük bir sevince kapılmış yedi gün yedi gece bayram yapılmasını emretmiştir.

Sultan Üçüncü Selim doğum günündeki bu hava içinde büyüdü. Sarayda çok güzel bir şekilde yetiştirildi. Sultan Üçüncü Mustafa kendisinden sonra oğlu Sultan Üçüncü Selim'in padişah olmasını istemişti. Ancak babasından sonra padişahlığa amcası Sultan Birinci Abdülhamid getirildi. Sultan Birinci Abdülhamid Sultan Üçüncü Selim'i sarayda göz önünde bulunduruyor
ancak yine de onun eğitimine önem veriyordu. Amcası Sultan Birinci
Abdülhamid'in ölümü üzerine 7 Nisan 1789 günü 28 yaşındayken Osmanlı
tahtına oturdu.


Sultan Üçüncü Selim
edebiyata ve güzel yazı yazmaya çok meraklıydı. Yazmış olduğu hat ve
levhalardan bazıları cami ve türbelere asılmıştır. Arapça ve Farsça
dillerini çok iyi konuşuyordu. Çok merhametli bir insan olan Sultan
Üçüncü Selim dinine vatanına ve milletine çok düşkündü. Ciddi bir eğitim görerek yetişti. İyi bir şair tamburi neyzen ve hanende idi. Bestekar da olan Sultan Üçüncü Selim güzel sanatlara düşkün açık fikirli ancak zaafa varacak kadar yumuşak karakterliydi. Osmanlı Devleti'nde batıcılığın yerleşmesini istiyordu.


Sultan Üçüncü Selim tahta çıktığı zaman halk ona büyük ümitler bağladı. Halk
genç hükümdarın Osmanlı imparatorluğu'nu o eski güçlü ve ihtişamlı
devirlerine geri döndüreceğini düşünüyordu. Sultan Üçüncü Selim
29 Mayıs 1807 tarihinde Osmanlı padişahlığını Şehzade Mustafa'ya terk
ettikten sonra 1 yıl 2 ay daha yaşadı. Alemdar Mustafa Paşa Olayı
sırasında yeni padişahın adamları tarafından 28 Temmuz 1808 tarihinde öldürüldü. Cenazesi Laleli Camii avlusunda babası Sultan Üçüncü Mustafa'nın yanına defnedildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:25 pm

4. Mehmed


Sultan Dördüncü Mehmed 2 Ocak 1642'de İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci İbrahim annesi Turhan Hatice Sultan'dır. Annesi Rus'tur. Sultan Dördüncü Mehmed orta boylu
beyaz tenli ve yanık çehreliydi. Ata çok bindiği için vücudu öne
eğikti. Annesi onu çok iyi yetiştirdi. İyi bir ilim tahsili gördü.
Babası Sultan İbrahim'in öldürülmesi üzerine 8 Ağustos 1648 günü henüz yedi yaşında iken padişah oldu.

Ava ve edebiyata çok meraklıydı. Ava olan merakı yüzünden tarihte Avcı
Mehmed olarak anılır. Beş vakit namazı cemaatle kılardı. İçkiyi
şiddetle yasaklayıp içki imalathanelerini kapattırdı. Sadrazamlığı Köprülü ailesine vermekle çok isabetli bir karar aldı.

Sultan Dördüncü Mehmed zamanında Osmanlı Devleti en geniş sınırlarına
kavuştu.Hayatının büyük bir kısmı saray entrikalarıyla geçti. İkinci
Viyana bozgunundan sonra ordunun ve devlet erkanının oybirliği ile 8 Kasım 1687 günü tahttan indirildi. Bundan sonraki ömrü
saraydaki bir odada yanına konulan iki cariye ile tam bir hapis hayatı
şeklinde sürdü. 6 Aralık 1693'de Edirne'de vefat etti. Cenazesi
İstanbul'a gönderildi ve Yeni Cami'deki Türbesine annesi Turhan Sultanın yanına defnedildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:25 pm

4. Murad


Sultan Dördüncü Murad 26 Temmuz 1612 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Ahmed annesi Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Annesi Rum'dur. Sultan Dördüncü Murad uzun boylu iri cüsseli yuvarlak yüzlü ve heybetli bir padişahtı. Osmanlı Sultanlarının en kudretlilerinden biri olarak tarihe geçti. Son derece zeki gözü pek cesur kuvvetli ve enerjik bir insandı.Sultan Dördüncü Murad çok iyi cirit ve ok atardı. Bu gücünü katıldığı savaşlarda da gösterdi.

Dinin hükümlerini çok iyi bilir Şeyhülislam Yahya Efendi'ye "Baba" diye
hitap ederdi. İçki ve tütünü yasakladı. Gece sokağa çıkma yasağı koydu.
Arapça'yı ve Batı dillerini çok iyi bilirdi. İlmi ve ilim adamlarını
çok sever fırsat buldukça ilim meclislerine gider onları yeni çalışmalar yapmaları için teşvik ederdi.

Sultan Dördüncü Murad döneminin önemli olaylarından biri de Hazerfan Ahmed Çelebi'nin kanat takarak Galata Kulesi'nden Üsküdar'a uçmasıydı. Sultan Dördüncü Murad çevresinde olup bitenleri dikkatle takip eder
inisiyatifini kullanmakta asla tereddüt etmezdi. Hükümdarlığının ilk
yıllarında annesinin etkisinde kaldıysa da daha sonra kadınların
saltanatına son verdi hain ve hilekar sadrazamları şiddetle cezalandırdı.

Memleket meselelerini yakından takip edip çözümler üretmeye çalıştı. 17 yıl hükümdarlık yaptıktan sonra
Niksir hastalığından dolayı henüz 28 yaşında vefat etti.Sultan Dördüncü
Murad'ın saltanatını 2 devreye ayırmak mümkündür. Henüz 11 yaşında iken
tahta geçtiğinden devlet işleri büyük ölçüde annesi Kösem Sultan'ın
elinde yürümekteydi. Onunla birlikte olan vezirler gözünün önünde Hafız Ahmed Paşa'yı askere parçalatmışlar genç padişahı da korkuyla dehşete düşürmüşlerdir.

Osmanlı memleketlerinde asayiş ve huzur kalmamış zorbalar şehirleri ele geçirmişleridir. Delikanlılık çağında idareyi bizzat ele aldıktan sonradır ki Sultan Dördüncü Murad biraz da şiddet yolu ile bütün zorbaları bastırmış tekrar devlet hakimiyetini kurmuştur. Tütün yasağı bahanesiyle kahvehanelerde toplanan işsiz güçsüz zorba takımını sindirmiş şiddetli ceza ve hatta idamlarla tekrar idari ve adli nizamı kurabilmiştir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:25 pm

4. Mustafa


Sultan Dördüncü Mustafa 8 Eylül 1779 günü İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülhamid annesi Nüketseza Kadın Sultan'dır. Annesi Nüketseza Kadın Sultan Sultan Dördüncü Mustafa'nın iyi bir tahsil yapması için çok çaba harcadı. Ancak hırslı kurnaz ve asabi bir insan olan Sultan Dördüncü Mustafa eğitim ve öğrenimden çok zevk ve sefa içinde yaşamaya önem verdi.

Kabakçı Mustafa İsyanı sonunda tahttan indirilen amcazadesi Sultan Üçüncü Selim'in yerine
29 Mayıs 1807 günü tahta çıktığında 28 yaşındaydı. Sultan Dördüncü
Mustafa'nın şehzadeliği boyunca kendisine bir evlat gibi davranan
Sultan Üçüncü Selim aleyhinde isyancılarla işbirliğine girmesi ve onun
öldürülmesi için emir vermesi karakteri hakkında fikir vermektedir. Tahta çıktığında devletin merkezi otorite ve hakimiyeti gittikçe zayıflıyor Sultan Üçüncü Selim ve Nizam-ı Cedit yandaşları yakalandıkları yerde öldürülüyordu.

Sultan Dördüncü Mustafa'nın tahta çıkmasını sağlayan Kabakçı Mustafa ve yandaşları devlet yönetiminde etkin rol oynuyor
kendi adamlarını önemli mevkilere getiriyorlardı.Osmanlı Devleti bu
isyandan sonra yeniçerilere çok büyük tavizler verdi. Ancak
yeniçerilerin istekleri hiçbir zaman bitmedi. Hatta Osmanlı tarihinde
hiç görülmemiş bir antlaşma yapıldı.

Kabakçı Mustafa isyanında baş rol oynayan yeniçeri ağalarının kendilerini sağlama almak için yaptıkları bu antlaşmaya göre
yeniçeriler devlet işlerine karışmayacak ve Osmanlı Devleti bu isyandan
dolayı Yeniçeri ocağını sorumlu tutmayacaktı.Sultan Üçüncü Selim
taraftarları bu karışık ortam içinde Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa'ya sığınmışlardı.

Alemdar Mustafa Paşa Osmanlı-Rus savaşları sırasında büyük başarılar
göstermiş ve ordu mensuplarının sempatisini kazanmıştı.Sultan Dördüncü
Mustafa hat sanatıyla uğraştı. Gayet güzel yazıları vardır. Osmanlı
hanedanında Sultan Beşinci Murad'dan sonra en az padişahlık yapanlardan
birisidir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:25 pm

5. Murad


Sultan Beşinci Murad 21 Eylül 1840 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid annesi Şevk-Efza Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkez asıllıdır. Sultan Beşinci Murad çocukluğunda ve gençliğinde iyi bir eğitim gördü ve Fransızca öğrendi. Okumaya çok meraklı olduğundan dolayı
Fransa'dan kitaplar getirtir ve sürekli olarak okurdu. Edebiyata karşı
çok ilgiliydi. Aralarında Ziya Paşa ve Namık Kemal'in de olduğu devrin
bir çok şairi ile yakın dostluk kurmuştu.

Yabancı kültürlerin etkisi altında kalan Sultan Beşinci Murad piyano çalardı. Batı müziği stilinde besteler bile yapmıştır. Avrupalı prenslerle dost olmuş onlarla mektuplaşmış olan Sultan Beşinci Murad
yerli ve yabancı gazeteleri sürekli takip ederdi.Sultan Birinci
Abdülaziz ile beraber çıktığı Avrupa seyahati sırasında Avrupa'yı
yakından görüp hayran kalmış olan Sultan Beşinci Murad
bu gezi sırasında İngiltere'de tanıştığı Gal Prensi (sonradan İngiltere
Kralı olan VII. Edward) ile yakın bir dostluk kurdu. Müsrif ve ihtiras
sahibi bir insandı. Padişah olmak için amcasının ölümünü beklediğini
açıkça söylerdi.

Sultan Beşinci Murad tahttan indirilen Sultan Abdülaziz'in yerine 30 Mayıs 1876'da padişah oldu. Ancak Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarmak için meşrutiyetin kurulmasını isteyen
bu düşünce ile tahta güvendikleri bir hükümdar getiren aydınların umudu
yine kırılmıştı. 93 gün kaldığı Osmanlı tahtından 31 Ağustos 1876 günü
indirildi. 28 yıl daha sarayda yaşayan Sultan Beşinci Murad 29 Ağustos 1904 tarihinde vefat etti ve annesi Şevk-Efza Kadın Efendi'nin Yeni Camideki türbesine defnedildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:26 pm

Abaza Hasan Paşa


(?-1659) Osmanlı tarihinde Abaza isyanları olarak tanınan ayaklanmalara adı karışmış
IV. Mehmet zamanında zorbalıklarıyla ün salmış bir vezirdir. Türkmen
aşiretlerinin ağası bulunduğu sırada görevinden atıldığı için Kastamonu dolaylarında başkaldırdı; kendisi gibi padişaha başkaldırını; olan İpşir Mustafa Paşa ile birleşti. Bir süre sonra İpşir Paşa sadrazam olunca Abaza Hasan Paşa'yı gene eski görevine Türkmen Ağalığı'na getirdi. Ancak
İpşir Paşa istanbul'da öldürülünce. Hasan Paşa gene başkaldırdı. Bu
üstüste ayaklanmalar padişahın gözünü korkutmuştu. Bu yüzden. Hasan
Paşa'yı önce Diyarbakır'a sonra da Halep'e vali yaptı.

Abaza Hasan Paşa yeni sadrazam olan Köprülü Mustafa Paşa'nın Transilvanya seferine katılmak istemiyordu. Onun için onbeş kadar valiyle veziri de kandırarak Anadolu'da geniş bir ayaklanma hazırlığına girişti. Padişah bu hazırlığı haber alınca telâşa düşerek Sadrazam Köprülü
Mustafa Paşa'yı istanbul'a çağırdı. Sadrazam hemen geri döndü;
Diyarbakır Valisi Murtaza Paşa'ya Anadolu Serdarı unvanını vererek
âsilerin üzerine gönderdi.

Abaza Hasan Paşa kuvvetleri Murtaza Paşa'nın ordusunu büyük bir bozguna uğrattı; gitgide büyüyüp güçlenerek Anadolu'yu korkuya salan tehlikeli bir kuvvet haline gelmeye başladı. Gelgelelim ki; gelip de askeri besleme güçlükleri başgösterince ordudan ayrılanlar oldu. Abaza Hasan Paşa'ya bağlı valilerden birkaçı padişahın canını bağışlayacağı vaadiyle onu kandırıp Halep'e getirdiler. Bir gece konağına baskın yapıp adamlarıyla birlikte kafasını vurdular.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:26 pm

Abaza Paşa İsyanı


Sultan Genç Osman'ın öldürülmesini bahane eden sipahiler 22 Mayıs 1622
günü ayaklandılar. Abaza Paşa'nın ayaklandığı haberinin de İstanbul'a
gelmesi üzerine Genç Osman faciasını bahane eden sipahiler ikinci kez
ayaklandılar. Olayların bu şekilde gelişmesi üzerine
Sultan Genç Osman'ın katillerinden olan Cebecibaşı ve Genc Osman'ın
katledilmesinde Cebecibaşı'na yardım eden Kara Davut idam edildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:26 pm

Ali Şükrü Bey


1884-1923
yılları arası yaşamış siyaset adamı. 1904'te Heybeliada'daki Bahriye
Mektebi'ni bitirerek bahriye erkanıharp subayı olarak göreve başladı.
1909'da kurulan Osmani Muavenet-i Milliye Cemiyeti'nin ikinci başkanı
oldu ve Donanma dergisini çıkardı. İttihat ve Terakki'ye karşıydı.
1920'de son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Trabzon mebusu olarak siyasal
yaşama atıldı Meclis'in geçici olarak da olsa kapatılmasına karşı çıktı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı gün meclise Trabzon milletvekili olarak katıldı. Bazı kanunların
bu arada da Men-i Müskirat Kanunu'nun çıkması için çaba gösterdi.
Meclisteki tutumu İkinci Grup diye adlandırılan muhalefetin etkin
önderlerinden biri olmasına yol açtı. Muhalif Tan gazetesini çıkardı özellikle üzerinde durduğu konular kişi tahakkümü meclis üstünlüğü ve Misak-ı Milli oldu. Muhalefeti giderek hırçınlaştı. Mustafa Kemal'le sert tartışmaları oldu.

Ali Şükrü Bey Mustafa Kemal'in muhafız komutanı Topal Osman Ağa tarafından 27 Mart 1923'te öldürüldü. Olay tepkiyle karşılandı
Topal Osman Ağa da öldürüldüğü için cinayetin nedeni anlaşılamadı.
Kadir Mısıroğlu'nun yazdığı Trabzon Meb'usu Şehid-i Muazzez Ali Şükrü
Bey adlı kitap 1978'de yayımlandı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:26 pm

Asakir-i Mansure-i Muhammediye


Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması üzerine Sultan II. Mahmut'un emriyle kuruldu. Yeni eğitim kurallarıyla yetiştirilen
askerlik kurumuna verilen addır. Bu yapının başına ilk olarak
"Serasker" unvanıyla eski Yeniçeri ağalarından Ağa Hüseyin Paşa
getirildi.

Asakir-i Mansure-i Muhammediye Tertip adı verilen sekizer birlikten
meydana gelir. Her tertibin başında "binbaşı" adında bir komutan
bulunurdu. Bu binbaşılar "baş binbaşı" ya bağlıydı. Her tertip on altı
"saf" tı. Her saf bir yüzbaşının komutasındaydı. Her yüzbaşının ikişer
"mülazim" yardımcısı vardı. Her tertipte bir top bulunurdu.

Toplara "topçubaşı" denilen bir subay komuta ederdi. On altı saftan
oluşan tertiplerin sekizi sağ ve sekizi sol olmak üzere ikiye
ayrılmıştı. Bunlara "sağ kolağaları" ve "sol kolağaları" atanmıştı. İki
yıl sonra bu örgüt yeniden düzenlenerek "tertip" lere "alay" ve
komutanlarına "miralay" dedindi. "Saf" deyimi "bölük" olarak
değiştirildi. Her alay binbaşı komutasındaki üç taburdan meydana
getirilmişti.

Sol ve sağ kolağası adını alan iki subay bir katip bir sancaktar
her bölüğe "yüzbaşı" ve "mülazim" lerden ayrı olarak bir "başçavuş" ve
bir "bölük emini" atanmıştır. Her alayda "miralay" yardımcısı bir
"kaymakam" bulunurdu. İki alay bir "mirliva" nın ve üç alay bir "ferik"
in komutası altındaydı. Miralayın üstü subaylara "paşa" denirdi.
Asakir-i Mansure-i Muhammediye'nin en büyük komutanı "müşir" di.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:26 pm

Aşar Vergisi (Öşür)


Osmanlı'da tarım ürünleri üzerinden alınan onda bir oranındaki vergi. Aşar
Arapça'da onda bir anlamına gelmektedir. Tanzimat'tan önce tımar ve
zeamet sahipleri için sahipleri tarafından tahsil edilen aşar yerel gereksinimlerin karşılanması ve asker beslemesi için kullanıldı.

Vergi esasen ve genel olarak onda bir oranı üzerinden tahsil edilmekle beraber bölgeye vergi yükümlülüğüne ve ürün türüne göre değişen oranların uygulandığı da olmuş yüzde elliye varan oranların uygulandığı görülmüştür. Verginin ayni olarak diğer bir ifadeyle ürünün belirli bir kısmını almak suretiyle tahsil edilmesi imparatorluk dönemindeki ekonomik ve sosyal yapıya uygun düşmüştür çünkü pazarın gelişmediği kapalı bir ekonomide ürünün fiyatının tespiti ve nakde çevrilmesi dolayısıyla verginin para olarak tahsili çok zor olacaktı. Bu bakımdan aşar uzun dönem başarılı bir vergi yapısı göstermiştir.

Daha sonraları uygulanmasında ve tahsilinde bir takım haksızlıklar yapılmış vergi halk üzerinde bir baskı ve zulüm aracı haline gelmiştir. Yapılan değişiklikler ve ıslahatlar da bir sonuç vermemiş verginin uygulamadaki sakıncalarını gidermek mümkün olmamıştır.

İlkel bir vergi niteliğinde olmasına rağmen aşar kalkınmanın ilk aşamalarında ve tarımın milli hasıla içindeki payının çok yüksek olduğu dönemde bu sektör üzerindeki en önemli vergiydi. Sermaye birikimi olgusu açısından dünya uygulamasına bir göz atıldığında ilk birikim aşamalarında tarım kesiminin rolünün çok önemli olduğu görülür. Gerek kapitalist Batı Avrupa ülkelerinde gerek Sovyet Rusya'da tarımdan sanayi kesimine kaynak aktarımı sermaye birikiminde hayati bir rol oynamıştır.

Cumhuriyet döneminde de bir süre uygulamada kalan aşar 17 Şubat 1925'te kaldırıldı. Kaldırılmadan bir yıl önce 1924 yılında 27.5 milyon lira ile bütçenin dörtte birini oluşturuyordu. Aşarın bu önemli katkısına rağmen kaldırılmasının nedeni
verginin köylü ve tarım ürünleri üzerinde yoğunlaşan aşırı yükünü
azaltmak ve tahsilinden doğan bir takım haksızlıkları engellemekti.

Aşarın kaldırılması ile sermaye birikimi ve ekonomik kalkınma
aşamasında ciddi sonuçlar yaratılmıştır. 1925 yılında yapılmış olan bu
değişiklik uzun dönemde sadece tarım dışı sektörleri değil aynı zamanda tarım sektörünü de olumsuz yönde etkilemiştir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:26 pm

Bahriye Nezareti


Osmanlı İmparatorluğu'nda
deniz kuvvetlerinin hazırlığından ve yönetilmesinden sorumlu bir
makamdı. Önceleri donanma komutanlığıyla bahriyeye ait bütün idari ve
mali işler kaptan-ı deryanın sorumluluğu altındaydı. Sonradan deniz
kuvvetleriyle ilgili işler yeni kurulan Bahriye Nezareti'ne devredildi.

Bu nezaretin başına getirilen kimseye de "bahriye nazırı" denildi. Daha sonra 1876'da kaptan-ı deryalık yeniden kurulduysa da bu makam aynı yıl içerisinde yine Bahriye Nezareti adını aldı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:26 pm

Barbaros Hayreddin Paşa


1478 yılı civarlarında Midilli'de doğdu. Babası Yakup Ağa bir Osmanlı sipahisiydi ve 1461 yılında Midilli'nin fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet ile birlikteydi.

Asıl adı Hızır olduğu halde Barbaros ve Hayreddin lakaplarıyla tanınır. Batılılar havuç rengine çalan kırmızı sakalından dolayı ağabeyi Oruç'a verdikleri "Barbarossa" adını daha sonra Hızır için de kullandıklarından Barbaros diye tanınmış Hayreddin lakabını ise kendisine Yavuz Sultan Selim takmıştır.

Barbaros Hayreddin Paşa
kardeşleri İlyas ve Oruç ile beraber birçok deniz savaşında bulundu.
Diğer kardeşi İshak ise Midilli'de kaldı. Barbaros Hayreddin Paşa Cezayir seferine Oruç Reis ile birlikte çıktı. Cezayir'in fethedilmesinden sonra Oruç Reis Cezayir'e Bey oldu.

Barbaros Hayreddin Paşa İshak ve Oruç Reisler şehit olunca Cezayir Beyliği'ne atandı. Beylerbeyi ünvanını alan Barbaros Hayreddin Paşa İstanbul'a gelip 1534 yılında Kaptan-ı Derya oldu. Bir çok zafer kazanan Barbaros Avrupa'da nam saldı. Avrupalılar çocuklarını Barbaros geliyor diye korkutur hale geldiler.

5 Temmuz 1546 tarihinde vefat eden Barbaros Hayreddin Paşa
sağlığında Beşiktaş'ta yaptırdığı medresenin yanındaki türbesine
defnedildi. Onun ölümü için "Mate reisü'l-bahr-Denizin reisi öldü"
denildi.

Barbaros Hayreddin Paşa zamanında Osmanlı denizciliği gücünün zirvesine ulaşmış onun okulunda yetişen değerli denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu güç varlığını bir süre daha devam ettirmiştir.

Barbaros Hayreddin Paşa alim ve cesur bir komutandı. İri yapılı ve kumral tenliydi. Saçı sakalı kaşları ve kirpikleri çok gürdü. Ömrü denizlerde geçtiğinden; Rumca Arapça İspanyolca İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini çok iyi bilirdi. Çinili Hamam kendisine aittir. Oğulları Mehmed Paşa Hasan Paşa ve Vali Paşa'dır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:27 pm

Berlin Antlaşması


1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında imzalanan Ayestefanos Antlaşması'nın yerine İngiltere Avusturya-Macaristan Fransa Almanya
Rusya ve Osmanlı Devleti arasında imzalanan antlaşmadır. Avusturya
dışişleri bakanının yapmış olduğu resmi açıklama ile 13 Haziran'da
Berlin'de bir kongre toplandı. Kongrede alınan kararlar İngiltere ve Avusturya-Macaristan'ın çıkarları dikkate alınarak imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre:

Sırbistan Karabağ ve Romanya'nın bağımsızlıkları koşullu olarak kabul edildi.

Girit Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.

Rusya Doğubeyazıt ve Eleşkirt'i Osmanlılara bıraktı.

Bulgaristan bağımsız bir prenslik oldu ve özel koşullarla Osmanlı Devleti'ne bırakılan Doğu Rumeli ve Makedonya vilayetleri üçe bölündü.

Osmanlı Devleti'nin Rusya'ya ödemesi gereken savaş tazminatı 802.500 franka indirilerek taksite bağlandı.

Bosna-Hersek Avusturya-Macaristan'a bırakıldı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:27 pm

Buçaş Antlaşması


Hotin antlaşmasından sonra
Lehistan ve Osmanlı Devleti arasında elli yıl süren bir barış süreci
yaşanmıştı. Osmanlı himayesindeki Ukrayna Kazaklarına saldıran Lehliler barışı bozdular. Sultan Dördüncü Mehmed ve Köprülü Fazıl Ahmed Paşa Ukrayna kazaklarının yardım istemesi üzerine Lehistan seferine çıktılar. Osmanlı ordusunun ard arda kazandığı başarılardan sonra Lehistan barış istedi.

İmzalanan Bucaş antlaşmasıyla (18 Ekim 1672)
Podolya Osmanlılara geçti. Lehistan Kırım Hanına vergi ödemeye devam
edecekti. Ayrıca Lehistan her yıl Osmanlı Devleti'ne 22.000 altın
ödemeyi kabul ediyordu.Lehistan meclisinin bu antlaşmadaki para maddesini kabul etmemesi üzerine 4 yıl süren İkinci Lehistan seferine çıkıldı.

Bazı kalelerin fethedilmesi üzerine Lehistan elçisi Podolya ve Ukrayna'nın iadesi şartıyla antlaşma istediyse de bu kabul edilmedi. Bu arada Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın hastalanması üzerine 1675 yılında Lehistan serdarlığına İbrahim Paşa tayin edildi.

Sultan Dördüncü Mehmed Köprülü Fazıl Ahmed Paşa ile birlikte Edirne'ye döndü.İbrahim Paşa kısa sürede 48 kale ve palangayı fethedince Lehistan tekrar antlaşma istedi. 27 Ekim 1676'da Zarawno'da imzalanan antlaşma ile 22.000 altından vazgeçilmek şartıyla daha önce Köprülü Fazıl Ahmed Paşa tarafından imzalan Bucaş antlaşmasının maddeleri aynen kabul edildi. Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa antlaşmanın imzalandığı haberini aldıktan bir süre sonra 3 Kasım 1676 tarihinde vefat etti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:27 pm

Celali İsyanları


Yavuz Sultan Selim döneminde binlerce taraftarı ile ayaklanan Yozgatlı Celal
Osmanlı Devleti için büyük problem olmuştu. Bu isyanlar bastırıldı ise
de Anadolu'da meydana gelen iç isyanlar ve karışıklıklara yine Celali
İsyanları denildi. Sultan Birinci Ahmed döneminde Celali İsyanları
tekrar patlak verdi.Bunların en önemlileri;

Tavil Ahmed
Canbolatoğlu
Kalenderoğlu
Deli Hasan
ayaklanmalarıdır. Bu sırada Sadrazam olan Kuyucu Murad Paşa son derece
sert bir askerdi. Acıma nedir bilmezdi. Bunları bastırmak için çok
şiddet gösteriyor
hatta şuçlu ile suçsuz ayırımı yapmadan "ibret osun" diye masumları da
öldürtüyordu. Öldürttüklerini açtığı kuyulara attırmak gibi bir
alışkanlığı olduğundan kendisine "Kuyucu" lakabı takıldığı söylenir.
Kuyucu Murad Paşa'nın ısrarlı ve sert politikaları sonunda Celali
İsyanları zor da olsa bastırıldı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:27 pm

Cem Sultan


3 Mayıs
1481'de Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Amasya'da bulunan Şehzade
Bayezid ve Konya'da bulunan Cem Sultan'a sadrazam Karamani Mehmed Paşa
tarafından ulaklar gönderildi. Ancak Cem Sultan'a gönderilen haberci yolda Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından yakalandı.

Cem Sultan
babasının vefatını dört gün sonra öğrenebildi. Bu olayların yaşanması
üzerine yeniçeriler ayaklanıp Karamani Mehmed Paşa'yı öldürdüler (4
Mayıs 1481). Şehzade Bayezid'in İstanbul'da bulunan oğlu Korkut'u saltanat naibi ilan ederek onu tahta çıkardılar.

Şehzade Bayezid
21 Mayıs 1481 günü İstanbul'a varır varmaz devlet idaresini eline aldı.
Cem Sultan ise 4000 kadar askeriyle birlikte 27 Mayıs 1481'de İnegöl
önlerine geldi. Sultan İkinci Bayezid Ayas Paşa idaresindeki bir orduyu Cem Sultan'ın üzerine gönderdi.

28 Mayıs'ta yapılan savaşı kazanan Cem Sultan Bursa'da padişahlığını
ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak para bastırdı. Çok geçmeden
Sultan İkinci Bayezid'e bir mektup gönderen Cem Sultan
Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşmayı teklif etti. Kabul
edilemeyecek bu teklif karşısında harekete geçen Sultan İkinci Bayezid ordusuyla birlikte Cem Sultan'ın üzerine yürüdü.

Yenişehir Ovası'nda yapılan savaşı kaybeden Cem Sultan Konya'ya geldi. Burada da kalamayacağını anlayan Cem Sultan
yanına ailesini de alarak Kahire'ye doğru yola çıktı. Kahire'de iken
Hac mevsiminde Hicaz'a gitti. Hac'dan sonra tekrar Kahire'ye gelen Cem
Sultan ağabeyi Sultan İkinci Bayezid'den bir mektup aldı. Bu mektupta
padişahlıktan vazgeçtiği takdirde kendisine bir milyon akçe ödeneceği
belirtiliyordu. Ancak Cem Sultan bunu kabul etmedi. İkinci bir teklifi
de geri çeviren Cem Sultan tekrar ülkesine döndü.

27 Mayıs 1482'de Konya'yı kuşatan Cem Sultan Sultan İkinci Bayezid'in yaklaşması üzerine kuşatmayı kaldırarak Ankara'ya gitti. Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti ancak yollar tutulmuştu. Bu sırada Rodos şövalyelerinden Pierre d'Aubusson onu Rodos'a davet etti.

29 Temmuz 1482'de Rodos'a giden Cem Sultan
yapılan antlaşma gereğince istediği zaman adadan ayrılacağını
düşünüyordu. Ancak sahtekar şövalyeler buna hiçbir zaman izin
vermediler ve Cem Sultan esir hayatı yaşamaya başladı. Cem Sultan'ın
Rodos şövalyelerinin eline düşmesi hem kendisi hem de Osmanlı tarihi için talihsiz bir olay olmuştur.

Cem Sultan daha sonra
Fransa'ya gönderildi. Cem Sultan'ın Fransa'dan başka bir ülkenin eline
geçmesini Osmanlı Devleti açısından sakıncalı gören Sultan İkinci
Bayezid Fransa'ya bir elçi gönderek Cem Sultan'ın Fransa'da tutulmasını istedi.

Cem Sultan'ı kullanmak isteyenlerden birisi de Papa VIII.Innocent'di. Papa
Cem Sultan'ı bahane ederek Osmanlılara karşı bir haçlı seferi
düzenlenmesini istiyordu. Ancak bunda başarılı olamayınca Cem Sultan'a
Hıristiyan olma teklifinde bulundu. Buna karşılık Cem Sultan ona şöyle
cevap verdi: "Değil Osmanlı Saltanatı hatta bütün dünyanın padişahlığını verseniz dinimi değiştirmem".

Cem Sultan ağabeyi Sultan İkinci Bayezid'e yazdığı bir şiirinde ona şöyle seslenir: "Sen bister-i gülde yatasın şevk ile handan Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne" (Sen gül döşenmiş yatakta neşeyle gülerek yatarken ben zahmet ve eziyet içinde küle batayım neden)

Sultan İkinci Bayezid ise ona şöyle cevap verir: "Çün rüz-i ezel kısmet olunmuş bize devlet Takdire rıza vermeyesin böyle sebeb ne Haccacü'l-Haremeynüm deyüben da'va kılarsun Ya saltanat-i dünyeviye bunca taleb ne" (Bize ezelden saltanat kısmet imiş sen ise kadere rıza göstermedin buna sebep ne Hacca gittin kendini temizlemek davasına düştün peki dünya saltanatı için bunca hırs niye"

Cem Sultan vakası Osmanlı tarihinde Yıldırım Bayezid'in Timur'un elinde esir düşüp
demir kafese hapsedilmesinden sonra ikinci büyük trajik hadisedir.
Rumeli'den tekrar Osmanlı topraklarına gelmek isteyen Cem Sultan 13 yıl esir hayatı yaşadı. En son Papa'nın elinden Fransız Kralı tarafından kurtarılmış ancak büyük bir ihtimalle zehirlendiği için bir hafta içinde yolda vefat etmiştir.

Papa'nın bir haçlı seferine kumanda ederek Osmanlı devleti ile savaşma teklifini reddettiğinde Papa dilini anlamadığını zannettiği Cem Sultan'a:"Öyleyse burada it gibi sürün" demesine karşılık olarak Cem Sultan Papa'ya şöyle demiştir: "Sizin elinize düşen itten beter olmayacağızdı da ya nice olacağızdı" ve Papa'yı utandırmıştır.

Cem Sultan'ın bakım masrafları için Papa Sultan İkinci Bayezid'den yılda 40.000 altından fazla para kopartmayı başarmış
Cem Sultan'ı serbest bırakma tehditleriyle de Osmanlı fetihlerini
durdurmuştu. Bu olay ileride Şehzade katli için de önemli bir mesnet
teşkil etmiştir.

Cem Sultan
bunca olaydan sonra 25 Şubat 1495'de vefat etti. Sultan İkinci Bayezid
bu olaya çok üzüldü ve üç gün yas ilan etti ve Cem Sultan'ın gıyabında
cenaze namazı kıldırdı. Sultan İkinci Bayezid Cem Sultan'ın naaşını
alabilmek için çok uğraştı. Vefatından 4 yıl sonra 1499 yılının Ocak
ayında Cem Sultan'ın cenazesi Osmanlı topraklarına getirilerek Bursa'da
kardeşi Şehzade Mustafa'nın yanına gömüldü. Böylece yıllar süren
macerası sona erdi ve en azından cenazesi kendi topraklarına defnedildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:28 pm

Cerbe Savaşı


Turgut Reis'in İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine
Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma
geldi. Yapılan Cerbe Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe
Osmanlılara geçti (1559).

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:28 pm

Darphane


Ortadoğu ve Anadolu'ya yerleşen Türklerin 9. yüzyıldan itibaren kurdukları irili ufaklı devlet ve beyliklerin çeşitli kasabalarında madeni para basılmış ve para basılan mahallelere "Darphane" denilmişti. Ancak Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşuna kadar belirli ve devamlı bir darphane yeri mevcut olmamıştır.

Bu nedenle İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından Beyazıt Camii civarında kuruşan Darphane Türk Darphanesi'nin kuruluşuna başlangıç sayılmıştır.

İlk kuruluşun kesin tarihini veren bir belge mevcut olmadığından
Fatih'in burada kendi adına bastırdığı ilk Türk Altını'nın tarihi olan
1467 yılının da Türk Darphanesi'nin ilk kuruluş tarihi olarak kabul
edilebilir.

Bu ilk kuruluş genişletilerek
1596 yılında Beyazıt'ta Simkeşhane isimli hana taşınmış ve ilk muntazam
şeklini almıştır. İstanbul'un fethinden sonra hızla genişleyen
imparatorluğun para ihtiyacını karşılamak için mevcutlara ek olarak
çeşitli mahallelerde geçici darphaneler kurulmuştur.

Sayısı 40'ı bulan bu darphanelerin başlıcalarının faaliyette bulunduğu yerler; Bursa Edirne Amasya Erzurum Konya İzmir Serez Sofya Şam Bağdat Tiflis Mısır Tunus ve Cezayir'dir. Ancak İstanbul'daki darphanen devletin ana darphanesi olma özelliğini devam ettirmiş ve 1843 yılında diğer darphanelerin faaliyetine son verilerek bu tarihten sonra yalnız İstanbul'daki darphanede para basılmıştır.

Topkapı Sarayı içindeki eski darphane binası Sultan 3. Ahmet zamanına rastlamaktadır. 1723 yılında Simkeşhane'den Topkapı Sarayı sahası içinde faaliyete geçirilen darphane 1832 yılında yeni atelyelerin inşa ve ilavesiyle genişletilmiş ve ayrıca darphane bahçesinde hünkar dairesi yapılmıştır.

8 Temmuz 1967 tarihinde şimdiki yerinde (Yıldız-Beşiktaş) açılışı yapılan üçüncü kuruluş projeleri üzerindeki ön çalışmalar 1953 yılına kadar uzanmaktadır. O yıllarda madeni para taleplerindeki artışların sonraki yıllarda daha da yükseleceği düşünülerek yeni binanın inşaası yeni makineler satın alınması kararlaştırılmıştır.

Yeni darphane binasının inşaasına 1961 yılı ortalarında başlanmış bu arada yeni makineler de satın alınarak 1967 yılında hizmete girmiştir.

Tarihçelere göre Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk üç devlet iktisadi kuruluşu olarak; savaş toplarını döken Tophane savaş gemilerini yapan Tersane Hazine için gerekli paraları basan Darphane gösterilir.

Tarihsel ve geleneksek önemle bu ölçüde değerli tutulmuş Darphane Müdürlüğü 1845 yılından itibaren "evrak-sahihe" ye damga vurmak amacıyla kurulan Matbaa Müdürlüğü ile 1933 yılında birleştirilmiştir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:28 pm

Düyun-u Umumiye

Osmanlı
devletinin 1854 yılından itibaren almaya başladığı dış borçların
ödenmeyen anapara ve faizlerinin tasfiyesi için kurulan örgütün adıdır.
17. yy'dan itibaren ekonomik ve mali dengesi gittikçe bozulan Osmanlı
Devleti bütçe açıklarının önemli ölçüde artması sonucu
1854 yılında ilk kez dışarıya borçlandı. Bu tarihten sonra daha da
artan mali sıkıntı bu borçların faizlerinin ödenmesini bile güçleştirdi.

Avrupa devletlerinin artan baskısı sonucu
1881 yılında "Muharrem Kararnamesi" kabul edildi. Bu kararname ile
kurulan "Düyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresiç"
Osmanlı borçlarının ödenmesi için ayrılan devlet gelirlerinin tek
yöneticisi oldu. Buna göre borçların bir kısmı silindi ve faiz oranları
bir miktar düşürüldü. Ancak borçların ödenmesi düzenli bir usule
bağlandığı için alacaklılara güvence verilmiş oldu.

Yedi üyeden oluşan Düyun-u Umumiye İdaresi'nin merkezi İstanbul'daydı. İngiliz ve Hollandalı alacaklılar için bir Fransız Alman
İtalyan ve Osmanlı alacaklılar için ise birer üyesi bulunuyordu.
Düyun-u Umumiye İdaresi'nin görevi kendisine ayrılmış bulunan gelirleri
toplamak ve Muharrem Kararnamesi'nin kapsamına giren borçların
alacaklılarına ödenmesini sağlamaktır. Borçlar ödendikten ve idari
masraflar çıktıktan sonra geriye kalan gelirleri kullanmak ya da
başkasına devretmek yetkisi idarenin elindeydi.

Osmanlı hükümetinin idare üzerindeki denetimi çok sınırlıydı. Bu
denetimi yalnızca toplantılarda danışman olarak bulunan bir komiser ve
taşrada görevlendirilen müfettişler sağlıyordu.

İdaresi doğrudan doğruya Düyun-u Umumiye'ye bırakılan gelirler tuz resmi damga resmi müskirat (ispirtolu içkiler) resmi ipek âşarı tütün âşarı ve sayd-ı mahi (balık avı) resmi idi. Bunlardan tütün gelirleri Tütün Rejisi'ne kiralanmıştı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:29 pm

Düzmece Mustafa İsyanı


Ankara Savaşı'ndan sonra Timur'la birlikte Semerkant'a ***ürülen Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) Timur'un ölümünden sonra Anadolu'ya döndü. Osmanlı tahtında hak iddia eden Mustafa Çelebi Bizans'ın ve Eflak Beyliği'nin yardımı ile Selanik'te ayaklandı. Mehmed Çelebi Bizans'a sığınan Mustafa Çelebi'yi para karşılığında hapsettirdi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:29 pm

Edirne Antlaşması

Rusya
Sultan İkinci Mahmud'un Navarin'de Osmanlı donanmasının yakılması ile
sonuçlanan olaylardan dolayı savaş tazminatı istemesi üzerine Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açtı. Sultan İkinci Mahmud bu arada Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmış
yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli yeni bir askeri teşkilat
kurmuştu. Teşkilatlanmasını henüz tamamlayamamış olan bu ordu Rus
kuvvetleri karşısında önemli bir varlık gösteremedi.

Eflak ve Boğdan'ı işgal eden Ruslar Tuna'ya kadar indiler. Balkanları aşan Rusya batıda Edirne
doğuda ise Erzurum'a kadar ilerledi. Bu gelişmeler üzerine Osmanlı
Devleti barış istedi. Ruslarla yapılan Edirne Antlaşması sonunda Yunanistan'a bağımsızlık verildi. Eflak
Boğdan ve Sırbistan'a imtiyazlar tanındı. Ruslar işgal ettikleri
yerleri geri verdiler. Rus ticaret gemilerine boğazlarda geçiş hakkı
tanındı. Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:29 pm

Eğriboz Zaferi


Sultan İkinci Süleyman kendi iç meseleleriyle uğraşırken Venedik ve Lehistan'da da karışıklık yaşanıyordu. Ancak o an için asayişi sağlamış olan Avusturya Osmanlı'nın içinde bulunduğu kaos ortamından yararlanmasını bildi. Tuna'yı geçen Avusturya kuvvetleri Eğri (14 Kasım 1687) İstoni ve Belgrad kalelerini (6 Eylül 1688) ele geçirdiler.

Belgrad'ın düşmesi Avrupalılara Balkanların yolunu açtı. Bosna
Erdel ve Eflak Avusturyalılar tarafından işgal edildi. Bu ilerleyiş
karşısında toparlanan Osmanlı kuvvetleri karşı saldırıyı başlattılar.
30 Ekim 1688'de Çelebi İbrahim Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri
Eğriboz zaferini kazandılar. 1689 yılı yazında Sultan İkinci Süleyman Avusturya seferine çıktı.

Sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa komutasındaki yenilenmiş Osmanlı kuvvetleri 8 Temmuz 1690'da Gladova ve Orsova'yı geri aldılar. Kanije 11 Temmuz 1690'da düşman eline geçtiyse de Osmanlı kuvvetleri 8 Ekim 1690'da Belgrad'ı geri almayı başardılar. Böylece Tuna Hattı yeniden kurulmuş oldu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:29 pm

Fatih Sultan Mehmet


En büyük
Osmanlı padişahıdır (1432-1481). Sultan Murat II'nin oğludur. Edirne'de
dünyaya geldi. Çocuk yaştayken babası hükümdarlığı ona bıraktı (1444).
Macarların Osmanlı Devleti'ne karşı sefer açması üzerine Mehmet II
tahtı babasına geri vermek istedi
ama Murat II onu tahtta bırakarak ordunun başına geçti ve Varna
Savaşı'nda düşmanı yendi. Buna rağmen bir süre sonra Çandarlı Halil
Paşa'nın çabasıyla genç padişah tahttan indirilerek Manisa valiliğine
geri gönderildi ve hükümdarlık babasına iade edildi (1446).

Sultan Murat çok geçmeden öldü ve 1451 yılında Mehmet II yeniden
padişah oldu. Tahtta çok genç bir hükümdarın bulunuşundan cesaret alan
batılı devletler ve Bizanslılar padişahtan bazı isteklerde bulundular.
Sultan Mehmet II Venedikliler Macarlar ve Bizanslılara birtakım ödünler vermek zorunda kaldı.

Genç padişahın bu tutumundan yanlış sonuçlar çıkaran batılılar
Çanakkale Boğazı'nı kuşattılar. Fakat çok geçmeden yanıldıklarını
anladılar. Çünkü Anadolu'ya geçip Karamanoğlu İbrahim Bey ile
anlaştıktan sonra Edirne'ye dönen Mehmet II
Karadeniz'den İstanbul'a gelecek gemilerin geçişini denetlemek ve
gerekirse önlemek için Anadoluhisarı'nın karşısına Boğaziçi'nde acele yeni bir hisar yapılmasını emretti. Böylece 1452 yılında Rumelihisarı çok kısa bir süre içinde yapılıp bitti.

İstanbul'un Fethi

Aynı yıl Edirne'de bir divan toplayan Mehmet II
İstanbul'un fethedilmesi konusunu görüştü: Çandarlı Halil Paşa ile
yandaşları bu öneriye karşı çıktılarsa da divanın diğer ilerigelenleri
padişahı desteklediler
karşı olanlar da çoğunluğun kararına uymak zorunda kaldılar. Böylece
kuşatma hazırlıkları başladı: İstanbul surları dışındaki hayvan
sürülerine elkondu. İstanbul dolayındaki küçük Bizans kaleleri ele
geçirildi. Edirne'de Urban adlı bir Macar ustasına
o devrin en büyük topları döktürüldü. Tarihçiler bu topların sayısını
200 olarak gösterirler. Bunların her birini 40-50 çift öküz ya da 2000 kadar insan çekerek Edirne'den İstanbul'a taşıdı. Ayrıca Gelibolu'daki 400 gemilik Türk donanması Marmara'ya girdi.

Bizanslılar da savunma hazırlığına girişmişlerdi. Kentin savunması için
kale kapıları örülmüş ve Haliç ağzına bir zincir gerilmişti. Aslında
mevcudu 8000-9000 kadar olduğu söylenen Bizans ordusunun 3000 kadarı Latinlerden oluşuyordu ve esas savunma gücü bunlardı. Oysa Bizanslılar Latinleri sevmiyorlardı. Bu nedenle Bizanslı Rumların «İstanbul'da Latin külahı görmektense Türk sarığı görmek bizim için daha iyidir» dedikleri söylentiler arasındadır.

Mehmet II
bütün kışı savaş hazırlıkları ile geçirdi ve 23 mart 1453 günü
Edirne'den hareket ederek 5 nisanda Topkapı önüne geldi. Kuşatma 29
mayısa kadar sürdü; karadan ve denizden yapılan saldırılar sonunda Türk
ordusu İstanbul'u ele geçirdi.

Bu büyük zafer sonunda «Fatih» unvanını alan genç hükümdar İstanbul'da
Rumlara karşı. iyi davrandı. Fetihten sonra büyük bir karışıklığa düşen
kentte güvenliği sağlayan Fatih üç gün süren fetih şenlikleri yaptırdı.
Bu arada Çandarlı Halil Paşa'yı ve Bizanslıların safında savaşan amcası
Orhan'ı da öldürttü.

Fatih
Rumlara patriklerini seçme hakkını tanıdı. Hıristiyanlarla Müslümanlar
arasında tam bir anlaşma sağlamak amacıyla yeni patriği yemeğe çağırıp
ağırladı patriklik asasını ve tacını ona eliyle verdi.

Rumların yanı sıra Yahudi ve Ermeni cemaatine de iyi davrandı. Birtakım
manastır ve kiliseleri kendi adına ve yanındaki beyler adına camiye
çevirdi ama kiliselerin çoğu gene de Rumların elinde kaldı.

Sırp Sorunu

İstanbul'un fethinden sonra gözü korkan batılı devletler arasında
birleşme eğilimi güçlendi. Fatih bunu önlemek için 1454'te Venedik
Cumhuriyeti ile bir anlaşma yaparak onlara ticaret serbestliği verdi.
Bunun üzerine Cenevizliler de Fatih'le anlaştılar. Fakat Fatih'in asıl
amacı Tuna'ya kadar egemen olmak ve Sırp sorununu çözümlemekti.

Belgrat kuşatması da içinde olmak üzere beş yıl süren seferler ve
savaşlar sonunda bütün Sırbistan'ı ele geçirdi (1459). Bundan sonra
Mora'yı (1460) Bosna'yı (1463) ve Tuna boylarındaki daha birçok yerleri aldı. Karadeniz'e ve Azak Kalesi'ne birlikler gönderdi.

Otlukbeli Savaşı

Fatih Anadolu'yu da güvenlik altına almak istiyordu. Bu amaçla Konya
üzerine yürüdü ve Karamanoğlu Beyliği'ne son verdi (1466). Doğuda
Akkoyunlular egemendi; Karamanoğulları
Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a sığındılar. Uzun Hasan başka
devletlerden de destek görüyordu. Fatih 1473 yılı mart ayında
İstanbul'dan ordusuyla hareket etti. İki ordu Fırat boyunda Otlukbeli
denen yerde karşılaştı. Savaş Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlandı.
Uzun Hasan kaçtı ama bir oğlu ve pek çok askeri bu savaşta öldü.

Ve Ölüm

Fatih
Akkoyunluları yendikten sonra Anadolu'nun güneyini de güvenlik altına
almak istedi. Bunun için Mısır Memlûk Sultanlığı ile ilişki kurdu.
Ancak anlaşmaları kolay olmadı
hattâ zaman zaman sürtüşmeye ve uçlarda savaşlara vardı. Nitekim Memlûk
Sultanlığı'nın Osmanlılara bağlı Dulkadiroğulları Beyliği'ni ele
geçirmesi üzerine Fatih 1480'de Alâüddevle Bozkurt Bey'i Dulkadirli
toprağına gönderdiği gibi kendisi de
hasta olmasına rağmen 29 nisan 1481'de Üsküdar'a geçerek sefere
başladı. Ancak Gebze yakınına geldiği sırada hastalığı arttı ve 3 mayıs
günü hayata gözlerini kapadı.



(Solda) Fatih'in ünlü portrelerinden biri İtalyan ressamı Gentille Bellini'nin (1429-1507) eseri fatih ünlü İtalyan hümanistlerini davet eder onlarla sanat ve bilim tartışmaları yapardı. Bunlardan Francesco Berlinghieri «Geographia» adlı eserini Fatih'e sunmuştur.

(Ortada) İtalyan ressamı Ferrara'nın yaptığı Fatih portresi Topkapı Sarayı Padişah Portreleri Galerisi. İstanbul.

(Sağda) Fatih'in tuğrası. Tuğra hükümdarların imzasıydı; tuğra çizenlere «tuğrakeş» denirdi.



Fatih Sultan Mehmet'in bizzat yönettiği akıl almaz harekât: 21 nisan 1453 gecesi 67 savaş gemisi kızak üstünde kaydırılarak Dolmabahçe-Kasımpaşa yoluyla Haliç'e indiriliyor. Böylece Bizanslıların
2 nisan gecesi Kentemarion kulesiyle Galata surları arasına gerdikleri
zincir etkisiz kalacak ve bu büyük olay tarihçileri ve yukarıdaki
tablonun ressamı gibi sanatçıları etkilemeğe devam edecektir.

Adil Bir Hükümdar

Fatih güçlü bir padişah olduğu kadar geniş görüşlü bir düşünür ve aydındı. Edebiyat din felsefe matematik ve astronomi sorunlarıyla ilgilenirdi. Fetih'ten sonra İstanbul'da 8 kilise ve manastırı medreseye çevirmiş kendi adına yapılan cami de bir medreseyle bütünlenmiştir.

Çevresine bilginleri toplayan Fatih onların hazırlayıp kendisine sundukları Türkçe Arapça Rumca eserlerden yararlanır
huzurunda tartışmalar düzenlenirdi. Avni takma adıyla yazdığı şiirler
başarılıydı. Fatih hoşgörülü bir hükümdardı; dil ve din ayırımı
yapmaksızın devleti Karamani Mehmet Paşa'ya hazırlattığı kanunnameler uyarınca yönetti.

1457'de İstanbul'u başkent yaptı ve devlet hazinesini saklamak üzere Yedikule'yi inşa ettirdi. 1472'de Çinili Köşk 1478'de Yeni Saray (Topkapı) onun emriyle yapıldı.

Fatih yeni bir çağ ve yeni bir çığır açan hükümdardır. Kendisinden sonra gelenler onun yolundan gitseydiler
girişimleri herhalde bir Türk hümanizmi ve rönesansıyla sonuçlanacaktı.
Fatih Sultan Mehmet'in zehirlenerek öldürüldüğü söylentilerinin aslı
yoktur. Birçok Osmanlı padişahı gibi o da «damla hastalığı»na yakalanmış ve bu hastalıktan ölmüştür.

Fatih'in bilginleri

Fıkıhta Molla Hüsrev tefsirde Molla Gürani Molla Yegân İstanbul'un ilk kadısı Hızır Çelebi matematikte Ali Kuşçu ve kelâmda Hocazade
Fatih döneminin önemli bilginleridir. Bunlardan başka bazı İtalyan
bilginleri de (Anconalı Criaco v.b.) Fatih'e batı tarihi okuyorlardı.
Fatih Rum bilginleri ile de ilgilenmiştir.

Nitekim ilk İstanbul patriği Gennadios Hıristiyan dinini anlaması için itikatname'sini Fatih için yazmıştır. Trabzonlu Georgios Amirutzes
Georgios Trapeziontos ona tarih ve astronomi kitapları çevirip
sundular. Sonuncusu Fatih'in ölümünde onun için bir de ağıt yazdı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:30 pm

Fetret Devri


Fasıla-i Saltanat olarak da bilinir. Yıldırım Bayezid'in Ankara Savaşı'nda (28 Temmuz 1402) yenilmesiyle başlayan bu döneme kardeşleriyle girdiği mücadelede başarılı olarak yönetimi yeniden ele geçiren Mehmed Çelebi son vermiştir.

Ankara Ovası'nda yapılan savaşın kötüye gittiğini gören Yıldırım bayezid'in oğullarından Süleyman Çelebi yanına Sadrazam Çandarlı Ali Paşa
Murad Paşa ve yeniçeri ağası Hasan Ağa ile birlikte kendine bağlı olan
birlikleri de yanına alarak Edirne'de saltanatını ilan etti. Savaşa
katılan diğer şehzadelerden İsa Çelebi Balıkesir'de Çelebi Mehmed ise Amasya'da kendi hükümdarlıklarını ilan ettiler.

Yıldırım Bayezid ile birlikte Musa çelebi ve Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) Timur'a tutsak düştüler. Timur
zaferden sonra sekiz ay kadar Anadolu'da kalarak Osmanlı topraklarını
yağmaladı. Anadolu'da daha önceden bulunan ancak Osmanlı topraklarına
katılan eski Anadolu Beyliklerini yeniden canlandırdı. Osmanlı
topraklarını ise 4 şehzade arasında paylaştırarak Anadolu'dan çekildi.
Böylece Osmanlı Toprakları bölünmüş oldu.

Şehzadelerden ilk olarak Mehmed Çelebi harekete geçti. Orta
Anadolu'daki Türkmen beylerini safdışı bırakarak güçlü bir Türkmen
ordusu kurdu. İlk çarpışma ise Musa Çelebi ile İsa Çelebi arasında
Bursa'da meydan geldi. Musa Çelebi Bursa'yı alarak hükümdarlığını ilan
ettiyse de kısa bir süre sonra İsa Çelebi Bursa'yı yeniden ele geçirdi.
Bu olay şehzadeler arasındaki mücadelenin kızışmasına yol açtı. Çelebi
Mehmed diğer kardeşlerini safdışı bırakarak Osmanlı İmparatorluğunu yeniden bir birlik altında toplamıştır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:30 pm

Genç Osman





Genç yaşta öldürülen Osmanlı padişahıdır (1603-1622). Sultan Ahmet I'in
oğludur. Amcası Sultan Mustafa'nın tahttan indirilmesi üzerine 15
yaşında padişah oldu. O sıralarda Osmanlı Devleti karışıklıklar
içindeydi.

Küçük yaşta tahta çıktığı için Genç sıfatı ile anılan Osman II 1621 yılında Lehistan'a sefer kararı alarak sefere çıkmadan önce büyük kardeşi şehzade Mehmet'i boğdurdu. Ordunun başında Hotin'e giden Genç Osman
Hotin Kalesi'ne saldırı emri verdi. Kalenin iki tabyası alındıysa da
askerin yağmaya girişmesi üzerine kesin başarı sağlanamadı. İstanbul'a
dönüldü. Padişah kabahati yeniçerilerde buluyordu. Onlarsa seferde elde
ettikleri kazancı az görüyorlardı.

Padişah orduda değişiklik yapmayı tasarladı. Suriye taraflarında gizlice bir ordu kurmağa girişti. Niyeti
Hacca gitmek bahanesiyle Suriye'ye gidip oradaki ordu ile geri dönmek
ve Yeniçeri Ocağı'nı ortadan kaldırmaktı. Bu tasarı kulaktan kulağa
yayılınca yeniçeriler ve sipahiler ayaklandılar Topkapı Sarayı'nı basarak bazı yöneticilerin idamını istediler.

Padişah razı olmayınca yeniçeriler eski Sultan Mustafa I'i tahta
çıkarıp padişah yaptılar. Genç Osman'ı cılız bir ata bindirerek kentin
içinde dolaştırdılar. Sadrazam Kara Davut Paşa ve adamları onu
Yedikule'ye ***ürüp orada boğdurdular. Genç Osman kıyıcı bir
hükümdardı. Kendisine yapılan zulümde bunun da etkisi vardır.

Genç Osman Türküsü

Önlü Genç Osman türküsü Sultan Osman II ile ilgili değildir. Rivayete göre Genç Osman Murat IV zamanında Iran savaşlarına katılan tüysüz bir delikanlı imiş savaşa katılmak için gönüllü yazılmak üzere başvurduğunda «çok gençsin
daha senin bıyığın tarak tutmaz» diye karşı gelmeleri üzerine tarağı
üst dudağına batırarak «işte tutuyor» diye ısrar etmiş ve orduya
yazılmış.

Bağdat alınacağı sırada sancağı surlara dikmek isterken şehit düşmüş. Ama uzun bir süre kesik başını kolunun altına alarak «kelle koltukta» savaşa devam etmiş. Bu heyecanlı hikâye üzerine bir saz ozanı ünlü «Genç Osman türküsü»nü söylemiş.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
 
Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış
Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
 Similar topics
-
» Sitemiz Bakım Saatleri
» Anime nedir..........(Tarihi gelişimi)
» YALOVAnın tarihi ve özellikleri
» Osmanlı Memlük İlişkileri
» Eren Bakıcı Özel Resimler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Zoru Başarırız İmkansız Zaman Alır ::  :: Tarih :: Osmanlı Tarihi-
Buraya geçin: