Zoru Başarırız İmkansız Zaman Alır


Zoru Başarırız İmkansız Zaman Alır

İçeriği Üyelerin Çalışmaları İle Şekillenen Tek Forum

 
AnasayfaGirişSSSKayıt OlGiriş yap

Üye Olmalısın
Kontrol Paneli
Profiliniz
Bilgiler
Seçenekler
İmza
Avatar
Sosyal
Arkadaş ve Tanınmamış
Üye listesi
Grup
Özel Mesaj
Gelen Kutusu
ÖM Gönder

Gözlenmiş Konular
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» 11.Sınıf Edebiyat Kitabı Tüm Cevapları
Ptsi Eyl. 27, 2010 1:43 am tarafından swordof

» Virus Maker - Kendi Virüsünüzü Hazırlayın
Paz Ocak 24, 2010 11:39 pm tarafından ÖmEr1907

» MSN İletileri
Paz Ocak 24, 2010 11:30 pm tarafından ÖmEr1907

» Yüz Değiştirme
Paz Kas. 01, 2009 8:36 pm tarafından WillyOfSooN

» Kritik Internet Explorer Güvenlik Açıkları
Perş. Eyl. 17, 2009 4:51 am tarafından ÖmEr1907

» En Popüler Programlar Türkçe ( TIKLA INDIR!!!)
Perş. Eyl. 17, 2009 1:57 am tarafından ÖmEr1907

» 7-Zip v4.64 - Final (Ücretsiz & Türkçe) indir Yükle
Perş. Eyl. 17, 2009 1:54 am tarafından ÖmEr1907

» Adobe Photoshop CS4 + Keygen + Patch
Perş. Eyl. 17, 2009 12:40 am tarafından ÖmEr1907

» Co-Admin Başvurum
Çarş. Eyl. 16, 2009 3:32 pm tarafından ÖmEr1907

» Sitemize Moderatör , Süper Moderatör ve CO-Admin Alımları Vardır
Çarş. Eyl. 16, 2009 5:26 am tarafından swordof

Tarayıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama

Paylaş | 
 

 Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:30 pm

Haçova Zaferi

Eğri Kalesi'nin fethinden sonra Osmanlı birlikleri ilerleyerek 15 Ekim 1596 günü Haçova'da Avrupa ordusuyla karşılaştı. Bu ordu da Avusturya Alman Erdel İspanyol Fransız
Çek ve Leh kuvvetleri vardı. Avusturya Arşidükü Maxmilien komutasındaki
düşman kuvvetleri ile yapılan savaşta Osmanlı birlikleri düşman birliklerinin tüfek atışlarına maruz kaldı. Pek çok askerimiz şehit oldu.

Ordu merkezinin ele geçirilip padişahın ayrıldığı haberi yayıldı. Ancak
bu gelişmelerden haberi olmayan akıncılar canla başla savaşa devam
ediyordu. Yalnızca bu akıncı birliklerinin mücadelesi bile düşman
ordusunun dağılmasına yetti ve kazanılan Haçova Zaferi ile Osmanlılara
Viyana yolu açıldı (26 Ekim 1596).Haçova Savaşı'ndan sonra Sultan
Üçüncü Mehmed İstanbul'a döndü.

Avusturya Cephesi'ne Satırcı Mehmed Paşa atanmıştı. Tata Kalesi'ni geri almayı başaran Satırcı Mehmed Paşa
Budin'in kuzeyindeki Vaç bölgesinde düşman kuvvetleri karşısında
başarılı olamadı. Bu arada Avusturya temsilcileri ile bir barış
antlaşması yapılmaya çalışıldıysa da
olumlu bir sonuç alınamadı. Bir süre sonra Avusturya kuvvetleri Kanuni
Sultan Süleyman zamanında fethedilen Yanıkkale'yi (Raab Kalesi) ele
geçirdiler (1598).

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:30 pm

Hünkar İskelesi Antlaşması


smanlılarla Ruslar arasında yapılmıştır. Mehmed Ali Paşa'nın Mısır'da ayaklanması üzerine devletin güvenliğini sağlamak amacıyla Rusya'dan yardım isteyen II. Mahmud
Fransa'nın Mehmed Ali Paşa'ya destek çıkması üzerine Mehmed Ali Paşa
ile anlaşmanın yolunu bulmaya çalıştı. Rus birliklerinin Karadeniz
boğazını geçerek Büyükdere önlerinde demirlemesi Fransa ve
İngiltere'nin işine gelmedi. Bunun üzerine Fransa ve İngiltere Padişah
ile Mehmed Ali Paşa'nın arasını bulmaya çalıştılar.

Böylece Padişah ile Mehmed Ali Paşa arasında 14 Mayıs 1833'de Kütahya
antlaşması imzalandı. Geleceğini güvence altına almak isteyen Mısır
Valisi Mehmed Ali Paşa Rus Çarı'na ittifak teklifinde bulunmuş Çar'ın teklifi kabul etmesiyle de Osmanlılarla Ruslar arasında Hünkar İskelesi Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre:

Her iki devlet de huzur ve güvenlikleri için birbirine yardım edecek.

1829 yılında imzalanan Edirne Antlaşması ile bu antlaşmada geçen diğer maddeleri onanmaktadır.

Osmanlılar Ruslardan yardım istedikleri takdirde Rusya karadan ve denizden her iki tarafın da kararlaştırdığı sayıda bir kuvvetle yardım edecek.

Yardım isteyen taraf yardıma gelen tarafın tüm masraflarını karşılayacak.

Antlaşma sekiz yıl geçerli olacak.

Bu savunma antlaşması 2 ay içerisinde onanacak ve onanan nüshalar İstanbul'da karşılıklı takas edilecek.

Ayrıca antlaşmanın gizli maddesine göre; Rusya herhangi bir Batı devleti ile savaşa girerse Osmanlı Devleti Çanakkale Boğazı'nı Rusya ile savaşan devletin donanmalarına kapayacak Rus gemileri ise boğazdan rahatça geçebilecekti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:31 pm

Islahat Fermanı


Osmanlı İmparatorluğu'nun çökme döneminde devletin yıkılmaktan kurtarılması için siyasi kuruluşlar kişi hakları
yeni kurumların kurulması konularında yapılması düşünülen köklü
değişiklikler için Abdülmecid ve Abdülaziz zamanlarında çıkartılan
fermanlardır.

1839'da Gülhane Hatt-ı Hümayunu 1856 Islahat Fermanı ve 1860 Abdülaziz Fermanı'dır. Bu fermanlarla devletin çöküşünün toplumsal ve ekonomik nedenleri araştırılmadan
bazı batı kuruluşlarını ve anlayışını devlete getirmekle devletin
kurtarılabileceği sanılmış fakat bu fermanlarla toplumdaki kuruluş ve
anlayış ikileme düşmüş
İslam dünya görüşü ve bu anlayışla kurulan kuruluşlarla birlikte batı
taklitçisi kuruluşlar türemiştir. Bu iki ayrı görüş ve kuruluşlar
arasındaki çatışmalar sonucunda toplumun içinde daha büyük sorunlar
çıkmış çöküşü önleyeceği düşünülen ıslahat fermanları beklenen etkiyi gösterememiştir.

Bu dönemde Batı'nın ekonomik desteğine vereceği borçlara gereksinim duyan Osmanlı Devleti
bunları ancak batı devletlerine çeşitli imtiyazlar tanımak koşuluyla
elde edebilmiştir. Bu imtiyazlar sayesinde Osmanlı topraklarına giren
yabancı sermaye ve yatırım
sahip olduğu imkan ve güçle yerli sanayii büyük ölçüde öldürmüştür.
Böylece Osmanlı Devleti yarı sömürge bir devlet haline gelmiş bütün ekonomiksi ve zenginlik kaynakları Batılı devletlerin eline geçmiştir. Bu anlamda Islahat Fermanları dış görünüşüyle ileriye dönük olmalarına rağmen gerçekte toplumsal ve ekonomik hayatı olumsuz yönde etkilemiştir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:31 pm

Kabakçı Mustafa İsyanı



Osmanlı Devleti'nin en ıslahatçı padişahlarından biri olan Sultan Üçüncü Selim
Osmanlı Devleti'nde bugüne kadar gerçekleştirilememiş bir düzenleme
yaparak Nizam-ı Cedid ordusunu kurmuştu. Bu köklü yeniliklerden memnun
olmayan ve önemli görevlerde bulunan bazı devlet adamları Osmanlı-Rus
Savaşı'nın devam ettiği yıllarda
İstanbul'da bulunan Yeniçeri Ağaları ile Nizam-ı Cedid'i ortadan
kaldırma planları yapıyorlardı. Kendilerine Nizam-ı Cedid kıyafeti
giydirmekle görevlendirilmiş olan Raif Mahmud Efendi'yi öldüren
yeniçeriler Kabakçı Mustafa'nın liderliğinde ayaklandılar.

Osmanlı hükümeti bu gelişmeler üzerine derhal toplanarak ayaklanma ile
ilgili kararlar almak istedi. Ancak Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa
ayaklanmanın ciddi bir hadise olmadığını Nizam-ı Cedid birliklerinin de olaya müdahale etmesinin yersiz olacağını bildirdi. Bu sayede meydanı boş bulan asiler daha fazla taraftar topladılar. Nizam-ı Cedid'in kaldırılmasını isteyen asilere müdahalede çok geciken Sultan Üçüncü Selim Nizam-ı Cedid'i kapatmak zorunda kaldı. İstekleri yerine getirilen asiler buna rağmen ayaklanmaya son vermediler.

Sultan Üçüncü Selim'e olan yakınlıkları ile tanınan 11 devlet adamının kendilerine teslim edilmesini isteyen asiler
Şehzade Mustafa ve Şehzade Mahmud'un da hayatlarının tehlikede olduğunu
öne sürerek kendilerine yollanmasını ve Sultan Üçüncü Selim'in tahttan
inmesini istediler.

Bu istek karşısında Sultan Üçüncü Selim
"Böyle isyankar tebanın hükümdarı ve halifesi olmaktansa olmamak daha
iyidir" diyerek padişahlıktan ayrıldığını açıkladı (29 Mayıs
1807).Sultan Üçüncü Selim
tahttan indikten sonra sarayda bir yıl daha yaşadı. Alemdar Mustafa
Paşa'nın kendisini tekrar tahta çıkarmak için ayaklandığı sırada Sultan Dördüncü Mustafa tarafından öldürüldü.

Başladığı ilerleme hareketlerinde başarısızlığa uğramakla beraber
Osmanlı İmparatorluğu'nda Avrupa'ya yönelişin ilk temelleri sayılacak
önemli işler gördü. Avrupa askerlik örgütünü ve bilgilerini ülkeye
sokması müsbet bilimlere önem veren teknik okullar açması başarılı işlerindendir.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:31 pm

Kanuni Sultan Süleyman


Osmanlı padişahlarının onuncusudur (1495-1566). Batılıların «Muhteşem» sıfatıyla andıkları Sultan Süleyman Osmanlı padişahlarının en büyüklerinden biridir. 25 yaşında tahta çıktı 46 yıl saltanat sürdü. Osmanlı tahtında en çok kalan padişah oldu.

Cülus ve İlk Sefer

Babası Yavuz Sultan Selim'in ölümü üzerine Manisa'dan gelen Süleyman I 30 eylül 1520'de tahta çıktı (cülus). Tahta çıkışının şerefine yeniçerilere üçer bin akçe; sipahi silâhtar
gureba ve ulufecilere biner akçe ulufe dağıttı ve hepsinin
gündeliklerine zam yaptı. Mısır ileri gelenlerini serbest bıraktığı gibi babasının koyduğu «ibrişim yasağı»nı da kaldırdı. Bu yasak yüzünden zarara uğrayanlara yüklü ödenek verdirdi. Kanunî Süleyman ilk seferini 1521 yılında Belgrat'a yaptı 29 ağustos 1521'de Belgrat'ı fethetti.

Rodos ve Mohaç

Sultan Süleyman
ikinci seferini Rodos'a yöneltti. Rodos'u ele geçirerek uzun süreden
beri burayı ellerinde bulunduran Saint-Jean şövalyelerinin varlığına
son verdi. Dönüşte veziriazam Piri Mehmet Paşa'yı emekliye ayırıp
yerine hasodabaşı Makbul İbrahim Paşa'yı veziriazamlığa atadı.
Macarların ve Kutsal Roma-Germen imparatoru Karl V'in Osmanlı aleyhtarı
davranışları üzerine üçüncü seferini gene Macaristan'a düzenledi. Mohaç
Ovası'nda karşılaşan iki ordu arasında şiddetli ve kısa bir savaş oldu.
Düşman büyük bir yenilgiye uğradı Macaristan ve Budin fethedildi (1526).

Viyana önlerinde

Aradan çok zaman geçmeden Macaristan'a yeni bir sefer düzenlemek
zorunda kalan Kanunî daha ilerilere giderek Viyana'yı kuşattı (1529).
Ama kış bastırdığı için kuşatmayı kaldırdı. 1532'de Almanya üzerine
yürüdü ertesi yıl Almanlarla barış yapıldı kral Ferdinand Macar tahtından vazgeçtiği gibi padişahın üstünlüğünü de kabul etti (1533).

İran seferleri

Batı barışından sonra doğuya dönen padişah 1533-1555 arasında İran üzerine birçok sefer düzenledi. Irak'ı Tebriz'i ve daha birçok yeri İranlılardan aldı.

Türk gölü: Akdeniz

Aynı yıllarda Türk donanması Preveze Zaferi'ni kazandığı gibi (1538)
Hint Denizi'ne de seferler yaptı. Barbaros Hayrettin Paşa ve Turgut
Reis kazandıkları zaferlerle Akdeniz'i bir Türk gölü haline getirdiler.
Kanunî son seferini Zigetvar'a yaptı ve bu seferde hastalanarak öldü
(1566). Cenazesi İstanbul'a getirilerek Süleymaniye Camii'nin yanındaki
türbesine gömüldü.

Kanuni

Sultan Süleyman büyük bir asker ve yönetici olduğu kadar
âdil bir hükümdardı da. Ünlü «Kanunname»sinde imparatorluk içindeki
herkesin ceza hukuku bakımından eşit olduğu ve aynı suçtan ötürü aynı
cezayı göreceği yazılıdır. Kanunî ülkesini genişletmekle kalmadı güzelleştirdi de. Büyük Mimar Sinan'a birçok bina yaptırarak adını tarihe yazdı.



Kanunî Sultan Süleyman'ın bir portresi. Topkapı Sarayı Müzesi Padişah Portreleri Galerisi İstanbul.



Kanunî Sultan Süleyman'ın tuğrası. Topkapı Sarayı Müzesi Arşiv Dairesi İstanbul.

«Tuğra» Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları özel bir işarettir. «Nişancı»lar tarafından çizilen (çekilen) bu işaret ferman berat... gibi resmî belgelere konurdu. Önce sadece padişahın ve babasının adı yazılan tuğralara zamanla «han el muzaffer daima adlî gazi» gibi sözcükler ve çeşitli süslemeler eklenmiştir.

Damat İbrahim Paşa (1493-1536)

Kanunî Süleyman
Manisa'da sancakbeyi iken hizmetine aldığı İbrahim'i hasodabaşı
yapmıştı. Padişah olduktan üç yıl sonra da veziriazam yaptı (1523);
kızkardeşi Hatice Sultan'la evlendirerek onu damat edindi. Mohaç
Alman ve İrakeyn seferlerine katılan İbrahim Paşa büyük yararlıklar
gösterdi. Kazandığı itibar padişahın gözünü korkuttu. Süleyman onu bit
ramazan gecesi Topkapı Sarayı'nda boğdurdu (1536). Sultanahmet'teki
İbrahim Paşa Sarayı'nı Kanuni onun için yaptırmıştı.

Şehzade Mustafa (1515-1553)

Kanuni'nin büyük oğludur. Bilgili ve akıllı bir şehzade idi en büyük oğul olması nedeniyle de tahtın vârisiydi. Padişahın gözdesi Hürrem Sultan kendi oğullarından birini padişah yapabilmek için entrikalar çevirdi. Kanuni oğlunun kendisini tahttan indireceğine inandırıldı. O da Iran Seferi'ne çıkarken
Amasya valisi olan Mustafa'yı bir fermanla çağırdı ve çadırına giren
oğlunu oracıkta boğdurdu. Orduda ayaklanmalar olduysa da yatıştırıldı.
Bu olayın üstüne birçok ağıt yazılmıştır. Sonradan Kanunî oğlu adına bir anıt olarak. Şehzade Camii'ni yaptırmıştır.



Hürrem Sultan'ın bir portresi. Osmanlı sarayına Kırım'dan getirilmiş Rus asıllı bir cariye olan Hürrem Sultan
Kanunî'nin gözdesi ve sonra da nikâhlı karısı oldu. Oğulları şehzade
Selim ve Bayezit ile damadı Rüstem Pasa lehine olduğu kadar
pek çok siyasal konuda padişahı etkilediğine inanılır. Süleymaniye
Camii'ndeki Kanunî Türbesinin yanında yer alan Hürrem Sultan Türbesi
(1558) Mimar Sinan'ın eseridir.



Kanunî Sultan Süleyman'ı sefer sırasında gösteren bir minyatür. Topkapı Sarayı Müzesi Arşiv Dairesi İstanbul.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:32 pm

Kapitülasyonlar


Sözlük anlamıyla; bir ülkenin
vatandaşlarının zararına olacak şekilde yabancılara verilen
ayrıcalıklardır. Osmanlı Devleti'nde Kanuni Sultan Süleyman döneminde
1535'de ilk kez padişah fermanıyla Fransızlara tanınan hakların tümüdür.

Fransa Kralı I. François 1525'de Cermen İmpapartoru V. Carlos
tarafından esir alınmış bunun üzerine Kralın annesi Kanuni'ye bir
mektup yazarak yardım istemiştir. Bu sırada Mohaç Seferi'ne çıkacak
olan Kanuni bu yardımla Habsburglarla yakınlaşma sağlanabilir düşüncesiyle yardım etmeyi kabul etmiştir. Fakat herşey Sultan Süleyman'ın planladığı gibi olmamış Fransız dostluğu zamanla resmi bir kimlik kazanmıştır.

1535'te Fransızlarla Osmanlı Devleti arasında imzalanan antlaşmayla Fransızlara birtakım haklar verilmiştir. Kapitülasyonlar
bu dostluk antlaşmasının yarattığı yakınlaşma ortamında verilmiş olan
haklardır. Buna göre; Fransız bayrağı taşıyan gemiler Osmanlı
egemenliğinde bulunan bütün limanlarda serbestçe ticaret
yapabileceklerdi. Diğer yabancı devletler gemilerini Osmanlı egemenliğinde bulunan denizlerde ancak Fransız bayrağı altında ticaret yapabileceklerdi.

Bu sayede Fransızlar kapitülasyonlar gereği Osmanlı denizlerinde
serbestçe ticaret yapma özgürlüğüne kavuşmuştu. Ayrıca Osmanlı
İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan Katoliklere ibadet özgürlüğü
verilmesi Fransız konsoloslarına kendi vatandaşlarıyla ilgili sorunların çözümlenmesinde yargı yetkisi tanınması gibi hükümler daha sonraki yıllarda İmparatorluğun zayıflamasıyla devletin bağımsızlığını yok edecek kurallar haline getirilmiştir.

1569 1581 1597 1614 1673 ve 1740 yıllarında yeni kapitülasyonlar verilmiştir. 1740 kapitülasyonlarıyla Fransa'ya tanınan haklar daha da genişletilmiş
diğer batılı ülkelere de aynı hakların tanınması kabul edilmiştir. 1740
kapitülasyonlarından sonra Osmanlı sınırları içerisindeki yabancı
devletlere çok geniş ticaret yapma olanakları sağlanmış hatta bu haklar sayesinde İstanbul'da yanacı postaneler açılmıştı.

Sevr Antlaşması'nın imzalanmasıyla kapitülasyonlardan yararlanma hakkı Yunanistan ve Ermenistan'a verilmiş yabancı gemilere
Türk gemilerine tanınan bütün hakların tanınması kararlaştırılmıştır.
22 Mart 1922'deki Sakarya Zaferi'nden sonra Paris'te toplanan İtilaf
Devletleri Dışişleri bakanları konferansında ise İngiltere Fransa İtalya Japonya
Türkiye ve kapitülasyonlardan yararlanan öbür devletlerin katılmasıyla
kurulacak bir komisyonca kapitülasyon hükümlerinin gözden geçirilmesi
konusunda karara varılmıştır. Kapitülasyonlar Lozan Barış Antlaşmasıyla
yürürlükten kalkmıştır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:32 pm

Kapıkulu Ocakları



Osmanlı Devleti'nin sürekli ordusunu oluşturan ve doğrudan padişaha bağlı olan yaya
atlı ve teknik sınıftan asker ocaklarına verilen addır. Kapıkulu
ocaklarının kurulmasından önceki dönemde Osmanlı Devleti'nin askeri
gücünü yayalar ve müsellemler oluşturuyordu. Bu birlikler tımarlı
sipahiler akıncılar azaplar voynuklar martoloslar ve cerahorlarla destekleniyordu.

I. Murad döneminde (1360-89) örgütsel kuruluşu tamamlanan kapıkulu ocakları 16. yüzyılda yeniden düzenlendi. Bu yapıda yaya ve atlı olarak iki ana sınıf vardı. Acemi oğlanları yeniçeriler cebeciler topçular top arabacıları yay sınıfını sipahiler silahdarlar sağ ulufeciler sol ulufeciler sağ garipler sol garipler de atlı sınıfı oluşturuyordu.

Kapıkulu ocakları Bektaşiliğin güçlü biçimde örgütlendiği Osmanlı kurumlarındandı ve bu nedenle ocağa Ocağ-ı Bektaşiyan askerlerine taife-i Bektaşiye ocak subaylarına sanadid-i Bektaşiyan yükselme yoluna da ilsile-i Bektaşiyan deniliyordu. Bektaşilikteki alegorik simgeler de (örn. börk kazan) aynen kapıkulu ocaklarına alınmıştı ve Bektaşi dervişleri ocak ortalarının üyesi sayılıyordu.

Osmanlı Devleti'nin sınırları genişledikçe kapıkulu ocaklarında da yeni düzenlemelere gidildi. İstanbul'un alınışından sonra
Gelibolu'daki Acemi Ocağı dışında İstanbul'da ikinci bir Acemi Ocağı
kuruldu. Ağa bölükleri de kapıkulu kısmına alındı; ocak subaylarının
rütbeleri ve yetkileri belirlendi. Sınır boylarındaki kalelerin
korunması için kapıkulu kapsamında yerlikulu yeniçerisi (gönüllü yeniçeri) cebeci topçu lağımcı humbaracı ortaları kuruldu.

Kapıkulu ocaklarında
devşirme ve pençik yasalarına göre asker yetiştirilirdi. Adaylar
(devşirmeler ve pençik oğlanlar) acemi ocaklarındaki eğitimden sonra
"kapıya çıkma" denen işlemle ömür boyu asker olarak kapıkulu
sınıflarına alınırlardı. Başka bir meslek edinmeleri ve evlenmeleri
yasaktı. Bütün kapıkulu askerleri oda denen kışlalarda cemaatler
oluşturur her cemaat de kendi içinde bölüklere ayrılırdı.

Savaşçı bir sınıf olan kapıkuluların görevleri katı ve ödünsüz
kurallara bağlanmıştı. Bu kurallara kavanin-i yeniçeriyan denirdi.
Kapıkulları kent güvenliğinden ve sınırların korunmasından sorumluydu.
Silah olarak genellikle tüfek kılıç ok ve yayi kalkan mızrak kullanırlardı.

Osmanlı padişahının kapıkulu ocaklarının Birinci Ortası'nın yoldaşlarından sayılması ulufe günü yeniçeri ağası giysisi ile kışlaya gelmesi ve ulufesini alması
at üstünde bir kase şerbet içmesi gelenekti. Ulufeleri üç ayda bir
galebe divanında dağıtılan kapıkulları padişahların tahta çıkışları
(cülus) ve sefere gidişlerinde de bahşiş alırlardı. Kapıkulu
kışlalarının bir bölümü Atmeydanı'nda bir bölümü Şehzadebaşı'ndaydı.

Kapıkullarının disiplini 17. yüzyılda bozuldu. Devşirme ve pençik
sistemleri işlemez duruma geli ve ocağa rasgele asker alınmaya
başlandı. İstanbul'da sık sık çıkan ayaklanmalar genellikle kapıkullarınca yönlendiriliyordu. 1632'de IV. Murad'ın reform girişimi geçici bir iyileşme sağladı. Köprülüler döneminde de ocaklardaki disiplin yeniden kuruldu. II. Mustafa'nın III. Ahmed'in
III. Mustafa'nın ve III. Selim'in bu konudaki reform çabalarının çoğu
büyük ayaklanmalar karşısında başarısızlıkla sonuçlandı. II. Mahmud
1826'da ocağın humbaracı barutçu lağımcı gibi teknik sınıflarını köklü reformlarla yeniden örgütlerken öbür kapıkulu ocaklarını kaldırdı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:32 pm

Karlofça Antlaşması


Sultan
İkinci Mustafa döneminde Avusturya üzerine üç büyük sefer düzenlendi.
Ancak 11 Eylül 1697'de uğranılan Sente mağlubiyeti ile Osmanlı Devleti
bir anda savunmasız kaldı. Bu arada Venedikliler Mora ve Dalmaçya'ya Lehistan ise Boğdan'a saldırdı. Aynı dönemde Rusya'nın başına Deli Petro geçmişti. Deli Petro ordusunu modernize etmiş boğazlardan Akdeniz'e inme ve Karadeniz'e egemen olma çabalarına girişmişti.

1695'deki saldırıda başarısız olmuş
fakat bir yıl sonra Azak Kalesini ele geçirmişti (6 Ağustos 1696). Uzun
süren savaşlar sonunda Osmanlı Devleti yorgun düşmüştü. Özellikle
İngiliz hükümetinin araya girmesi sonucu Sultan İkinci Mustafa barışa razı oldu.

İmzalanan Karlofça Antlaşmasıyla Banat ve Temeşvar hariç bütün Macaristan ve Erdel Beyliği Avusturya'ya Ukrayna ve Podolya Lehistan'a
Mora ve Dalmaçya kıyıları Venediklilere bırakıldı (26 Ocak 1699).
Karlofça Antlaşması Osmanlı Devleti'nin toprak kaybettiği ilk
antlaşmadır. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti'nin gerileme dönemi
başlar. Ayrıca bir yıl sonra Rusya ile de bir antlaşma yapıldı.

14 Temmuz 1700 tarihinde imzalanan İstanbul Antlaşması ile Azak kalesi Rusya'ya bırakıldı.Tarih 1703 yılına gelmiş
Osmanlı Devleti'nin kötü gidişine dur denilememişti. Padişah tahta
çıktığında söylediklerini unutmuş gibiydi. "Zevk ve sefa bana haram
olsun" dediği halde av partileri düzenliyor
aylarca av peşinde dolaşıyordu. Devlet işlerini sadrazamlarına ve eski
hocası olan sonradan şeyhülislam yaptığı Feyzullah Efendi'ye
bırakmıştı. Bu durum ordu içinde hoşnutsuzluğa yol açtı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:32 pm

Kasr-ı Şirin Antlaşması


Bugünkü İran sınırımızın çizildiği Osmanlı Devleti ile İran arasında imzalanan antlaşmadır. Osmanlı-İran Savaşları
İran Şahı I. Abbas'ın ölmesi ve IV. Murad'ın tahta çıkarak yönetimi ele
almasıyla Osmanlı Devleti'nin lehine gelişmiştir. Sultan IV. Murad
1635'de Revan (Erivan) ve Bağdat'ı geri aldı. İran'ın barış istemesi
üzerine Hulvanrud Irmağı'nın kıyısında bulunan Kasr-ı Şirin'de bir
antlaşma imzalandı. Antlaşma gereğince:

Bağdat Bedre Hassan Hanıkin Mendeli Derne Dertenk ile Sermenel'e kadar olan alanlar Osmanlılara bırakılacaktı.

Derbe Azerbaycan ve Revan İran sınırları içinde kaldı.

İran'ın kuzey sınırı Kars Ahıska ve Van Osmanlı topraklarında kalacak biçimde belirlendi.

Sınırın her iki tarafında kalan kalelerin ve istihkamların yıkılması öngörüldü.

Antlaşmanın sonuna eklenen bir madde ile İran'da ilk üç halife (Hz. Ebubekir
Hz. Ömer ve Hz. Osman) ile Hz. Muhammed'in eşi Hz. Ayşe'ye hutbelerde
"seb ve lanet" edilmemesi koşulu kondu. Bu antlaşma 1722 yılına kadar
yürürlükte kaldı ve 1723'te başlayan savaş sonrasında 1747'de yeniden
yürülüğe konuldu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:32 pm

Kosova Savaşları


t
ürklerin Balkanlar'da egemenlik kurmasını sağlayan ve 59 yıl arayla aynı yerde dede-torun aynı adı taşıyan iki padişahın yönetiminde yapılan iki büyük savaş.

Birinci Kosova Savaşı (1389)

Murat Hüdavendigâr'ın Anadolu'da bulunmasından yararlanan bir Sırp ordusu Balkanlar'daki küçük Osmanlı ordusunu bozmuş
bu durum Avrupalıları yüreklendirmişti. Bunun üzerine Avrupalılar bir
Haçlı Seferi düzenlemeğe karar verdiler. Amaçları Türkleri
Balkanlar'dan atmaktı. Başta Macaristan ve Lehistan olmak üzere Bosna Sırbistan Eflak-Boğdan Bulgar Hırvat ve Hersek krallık prenslik ve dukalıkları biraraya geldi. Anadolu'daki Karamanoğlu Beyliği de bunları destekliyordu. Venedik de onlardan yanaydı.

Sultan Murat I
oğullan Bayezit ve Yakup'u da yanına alarak Rumeli'ye geçti. Sırbistan
ile Arnavutluk arasındaki Kosova Ovası'nda iki ordu karşılaştı.
Haçlılar sayı üstünlüğüne güvenerek hemen saldırıya geçtiler. Sekiz
saat süren şiddetli bir çarpışma sonunda düşman ordusu yenilgiye
uğradı. Ölüler arasında Sırbistan kralı Lazar da bulunuyordu. Ne var ki bu savaşın sonunda Sultan Murat da yanına hile ile sokulan bir Sırp soylusu tarafından vurularak öldürüldü.

İkinci Kosova Savaşı (1448)

Balkan devletleri altıncı kez Osmanlılara karşı bir Haçlı Seferi
düzenlediler. İki ordu gene Kosova Ovası'nda karşı karşıya geldi.
Osmanlı ordusunun başında Sultan Murat II ve yanında oğlu şehzade
Mehmet (Fatih) bulunuyordu. Meydan savaşı üç gün-üç gece sürdü. Türk
ordusundaki topçu gücü savaşın sonucunu etkiledi ve sonunda düşman
ordusu savaş meydanını terk etti. Bundan sonra düşman yüzyıllar boyunca
bir daha Tuna'dan bu yana geçemedi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Perş. Haz. 11, 2009 6:33 pm

Küçük Kaynarca Antlaşması



Sultan Birinci Abdülhamid Osmanlı-Rus savaşının kötü şekilde devam ettiği bir dönemde tahta geçti. Ruslara karşı konulamayacağını anlayan Osmanlı Devleti 21 Temmuz 1774 tarihinde Küçük Kaynarca Antlaşması'na imza attı.

Bu antlaşmaya göre Kırım'a bağımsızlık verildi. Ruslar; Karadeniz'de ticaret yapıp donanma bulundurabilecekler Balkanlarda Ortodoks toplulukların haklarını koruyacaklardı. Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş tazminatı verecek ancak Rusya Eflak Boğdan
Beserabya ve Akdeniz'de işgal ettiği adaları Osmanlı Devleti'ne geri
verecekti. Fakat bu bölgelerde Osmanlı Devleti genel af ilan edecek halka din ve mezhep özgürlüğü verecek halktan vergi almayacak isteyen istediği yere göç edebilecekti.

Küçük Kaynarca Antlaşması Osmanlı Devleti'nin kurulduğu günden bu yana imzaladığı şartları en ağır antlaşmadır. İlk defa
halkı tamamen Türk ve Müslüman olan Kırım gibi bir eyalet
kaybedilmişti. Karadeniz'in bir Türk gölü olma özelliği de böylece sona
ermiş oldu. Osmanlılar ilk kez
bir devlete savaş tazminatı verdiler. Rusya'ya kapitülasyonlardan
yararlanma imkanı verildi. Rus ticaret gemileri boğazlardan serbestçe
geçme hakkına sahip oldular. Rusya bu antlaşma ile Osmanlı Devleti'nin
iç işlerine karışma imkanını da bulmuş oldu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:15 am

Kırkpınar Güreşleri


Tarihi Kırkpınar
Güreşlerinin doğuşuna ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan en
yaygın olanı kısaca şöyledir: 1346 yılında Orhan Gazinin Rumeliyi ele
geçirmek için düzenlediği seferler sırasında kardeşi Süleyman Paşa
40 askerle Bizanslılara ait Domuzhisarın üzerine yürür. Baskınla
burasını ele geçirirler. Diğer hisarların da ele geçirilmesinden sonra 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistanın topraklarında kalan Samonada mola verirler.


40 cengaver burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür. Daha sonra bir Hıdrellez gününde Edirne yakınlarındaki Ahıköy Çayırı'nda aynı çift yeniden güreşe tutuşurlar. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler.

Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler. Arkadaşları onları
aynı yerdeki bir incir ağacının altına gömerek oradan ayrılırlar.
Yıllar sonra ise aynı yere gittiklerinde iki pehlivanın mezarlarının
bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bundan sonra halk orada yatanların anısına o yöreye "Kırkpınar" adını verirler.


Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sonunda Kırkpınar Güreşleri Edirne ile Mustafapaşa yolu arasındaki "Virantekke" denilen yerde düzenlenmiştir. Cumhuriyetten sonra 1924 yılında ise güreşler Edirnenin Sarayiçi Mevkii'nde yapılmaya başlanmıştır.

Kırkpınar Güreşleri
1928 yılına kadar ağaları tarafından düzenlenmiştir. Güreşlerdeki
ödülleri ve misafirlerin ağırlanmasını hep ağalar karşılamıştır. Ancak
1928 yılında ülkede meydana gelen ekonomik sıkıntılar nedeniyle ağalığa
talip çıkmayınca
güreşlerin organize ve gelenleri ağırlama işi Kızılay ve Çocuk Esirgeme
Kurumu tarafından üstlenilmiştir. 1946 yılında ise Tarihi Kırkpınar
Güreşleri Edirne Belediyesince düzenlenmeye başlanmıştır.


Pehlivan

Pehlivan sözcüğü Farsça'dır. Selçuklular zamanında kahramanlık gösteren savaşçılara üstün başarı kazanan atıcı güreşçi
gürzcülere Pehlivan denildiği bilinir. Pehlivan deneyiminin bu anlamda
kullanılışı Sultan II. Mahmut döneminin sonuna kadar sürmüştür.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:16 am

Kösem Sultan



Mahpeyker
Kösem Sultan olarak da bilinen valide sultan. Rum ya da Boşnak
asıllıdır. Osmanlı sarayına cariye olarak girdi. I. Ahmet'in dikkatini
çekerek onunla evlendi. Kısa sürede sarayın en güçlü kadını oldu.
1623'te henüz küçük yaşta olan oğlu IV. Murat tahta çıkınca valide
sultan olarak devleti oğlu adına yönetti. 1640'ta tahta çıkan küçük
oğlu I. İbrahim döneminde ise devlet yönetimine tümüyle egemen oldu.

1648'de I. İbrahim tahttan indirilip yerine yedi yaşındaki oğlu IV.
Mehmet geçirildi. Bu dönemde de büyük valide sanıyla devleti yönetti.
Yirmi yılı aşkın bir süre Osmanlı Devleti'nin yönetiminde etkin olan
Kösem Sultan IV. Mehmet'in annesi Turhan Sultan'ın kendisine karşı giriştiği iktidar mücadelesi sonucu Topkapı Sarayı'ndaki dairesinde öldürüldü (1651).

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:16 am

Lale Devri


1718
yılında imzalanan Pasarofça Antlaşmasından sonra Osmanlı Devleti'nde
yeni bir dönem başlamıştı. 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanına kadar
12 yıl süren bu döneme Lale Devri denir. Sultan Üçüncü Ahmed ve Damat
İbrahim Paşa barışçı bir siyasetten yanaydılar. Lale Devri de bu
barışçı politikaların bir ürünü olarak ortaya çıkmıştı.

Lale Devri'nde edebiyat kültür ve sanat alanında gelişmeler olduğu gibi
teknik konularda da Avrupalı devletlerden etkilenilerek bazı yenilikler
gerçekleştirildi. Bu dönem de Avrupa'ya ilk kez geçici elçiler
gönderildi. 1727 yılı ortalarında Osmanlı Devleti'nde de matbaa
kurulması için düzenlenen padişah fermanı üzerine Paris Elçisi 28. Mehmed Çelebi'nin oğlu Sait Efendi ve İbrahim Müteferrika ilk matbaayı kurdular (16 Aralık 1727).

Lale Devri'nde Yalova'da bir kağıt fabrikası kuruldu. İstanbul'da sık sık çıkan yangınları daha hızlı kontrol altına almak için
yeniçeriler içinden bir itfaiye örgütü oluşturuldu. Yine İstanbul'da
bir kumaş fabrikası ve bir çini imalathanesi açıldı. Her tarafta birçok
köşk
saray ve lale bahçeleri yapıldı. Ayrıca Doğu kültürünün klasik eserleri
ilk kez Türkçe'ye çevrildi. İstanbul'da halk yıllar süren savaşlardan
sonra böyle bir dönem yaşamanın mutluluğu içerisinde idi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:16 am

Mehmed Çelebi


Sultan Mehmed Çelebi 1389 yılında Edirne'de doğdu. Babası Yıldırım Bayezid annesi de Germiyanoğullarından Devlet Hatun'dur. Orta boylu yuvarlak yüzlü beyaz tenli
kırmızı yanaklı ve geniş göğüslüydü. Kuvvetli bir vücuda sahipti. Gayet
hareketli ve cesurdu. Güreş yapar ve çok kuvvetli yay kirişlerini bile
çekebilirdi.

Padişahlığı süresince bizzat 24 savaşa katılan Mehmed Çelebi bu savaşlarda kırka yakın yara aldı. Başında kullanmış olduğu sarık
altın işlemeli kavuğu ile gayet güzel görünürdü. İçi kürklü ve yakası
dik olan bir kaftan giyinirdi. Sultan Mehmed Çelebi Müslümanlara karşı
göstermiş olduğu adaleti aynı zamanda Hıristiyan topluluklara karşı da gösterirdi.

İyi bir idareci ve politikacıydı. Tahsilini Bursa Sarayı'nda tamamladı.
Daha sonra babası tarafından Amasya sancakbeyliğine tayin edildi ve bu
sırada devlet işlerini öğrendi. Fetret Devri'nden sonra Anadolu'daki
beylikleri tekrar bir araya toplamayı başaran Sultan Mehmed Çelebi'ye
Osmanlı İmparatorluğu'nun ikinci kurucusu gözüyle de bakılabilir.
Sultan Mehmed Çelebi 26 Mayıs 1421 de Edirne'de vefat etti. Ölüm haberi
gizlendi. Osmanlı Padişahları arasında ölümü gizlenen ilk padişah o
oldu. Cenazesi Bursa'ya getirilerek Yeşil Türbe'ye defnedildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:16 am

Mehmed Reşad

Sultan Mehmed Reşad 2 Kasım 1844 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülmecid annesi Gülcemal Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkezdir. Çocukluğu padişah olan babasının yanında geçti. Eğitim ve öğrenimine gereken önem gösterildi.

Sultan Mehmed Reşad
amcası Sultan Abdülaziz zamanında rahat bir şehzadelik yapmasına rağmen
ağabeyi Sultan İkinci Abdülhamid zamanında sarayda hapis hayatı yaşadı.
Veliaht olduğu için devamlı kontrol altında tutuluyordu. Sultan Mehmed
Reşad günlerini haremde geçirir şiir ve kitap okurdu.

Sultan Beşinci Mehmed Reşad
İttihat ve Terakki partisinin desteğiyle tahta çıktığında 65
yaşındaydı. Sultan İkinci Abdülhamid'in padişahlığı sırasında devlet
işleriyle yeterince ilgilenmemişti. Padişahlığı sırasında yönetim daha
çok İttihat ve Terakki partisinin ileri gelenlerinden Enver Paşa Talat Paşa ve Cemal Paşa'nın eline geçmişti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:16 am

Mehmed Vahdeddin


Sultan Mehmed Vahdeddin otuz altıncı ve son Osmanlı padişahıdır. Babası Sultan Abdülmecid annesi Gülistu Kadın Efendi'dir. 2 Şubat 1861 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid Sultan Mehmed Vahdeddin doğduğu yıl annesi Gülistu Kadın Efendi de o henüz çok küçükken vefat etmişlerdi. Çocuk denecek yaşlarda hem öksüz hem yetim kalan Sultan Mehmed Vahdeddin babası Sultan Abdülmecid'in kadınlarından Şayeste Kadın tarafından büyütüldü.

Sultan Abdülaziz'in saltanatı sırasında henüz bir çocuk olduğu için
serbest yetişti. Eğitim ve öğrenimi ile ağabeyi Sultan İkinci
Abdülhamid henüz padişah değilken bile yakından ilgilendi. Sultan
İkinci Abdülhamid saltanat yıllarında da bu tutumunu değiştirmedi ona hep değer verdi ve onu korudu. Bu yüzden ağabeyinin saltanat yıllarında rahat bir hayat yaşadı.

Sultan Mehmed Vahdeddin çok okurdu okuduğunu iyi anlardı. Özellikle fıkha ait eserler ilgisini çekmişti. Kitabeti ve imlâsı düzgündü. Zekî bir insandı fikirlerini kâğıt üstüne aktarmakta zorluk çekmezdi. Çok nazik bir insan olan Sultan Mehmed Vahdeddin Viyana seyahati sırasında hem yanındakileri hem de yabancıları nezaketine hayran bırakmıştı. Az konuşur daha çok dinlemeyi sever ve birisini dinlerken pür dikkat kesilirdi.

Sultan Mehmed Reşad padişah olduğu zaman
yaş bakımından Sultan Mehmed Vahdeddin'den daha büyük olan Sultan
Abdülaziz'in oğlu Yusuf İzzeddin veliaht idi.Yusuf İzzeddin'in ölümü
üzerine veliahtlığa Sultan Mehmed Vahdeddin getirildi. Veliaht olarak
bulunduğu yıllarda
Birinci Dünya Savaşı çıktı. Savaş sırasında Osmanlı Devleti'nin
veliahtı olarak Almanya'ya resmî bir gezi yaptı. Bu seyahatinde yanında
Mustafa Kemal de bulundu. Sultan Mehmed Reşad'ın ölümü üzerine Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin sanı ile padişah oldu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:17 am

Mehter


Osmanlı Devleti'nin askeri mızıkası.

Kısaca mehter denen mehterhane veya mehter takımı Osmanlı Devleti'nin
askerî mızıka kuruluşudur. Paªdişaha özgü olanına «Mehterhanei Hümayun»
veya «Mehterhanei Hakanî» denirdi.

Ortaçağ'da
Îslâm devletlerinde bağımsızlığın üç maddî simgesinden biri de askerî
mızıka takımı idi. Bunªların üçüne birden «sikke vü tabl-u alem»
denirdi. Sikke madenî para tabi davul alem de sancak veya bayrak anlamına gelir Îslâm devletlerinin hepsinde sultanların hattâ bir ilde valilik yapan şehzade ve emirlerin mehter takımları vardı.

Kuruluş olarak Mehter Osmanlılara Selçuklulardan geçmiştir. Hattâ
Selçuklu sultanı Alâeddin Keykubat III'ün uçbeyi Osman Gazi'ye saltanat
ve bağımsızlık simgesi olarak «tabl-u alem» (davul ve sancak)
gönderdiği söylenir.

Mehterhane

Osmanlı Devleti'nde mehterhane Yeniçeri Ocağı'nın bir parçasıydı.
Evliya Çelebi'nin yazdığına göre XVII. yy.ın ortalarında İstanbul'daki
Mehterhanei Hümayun'da 300 sanatkâr vardı ve bunların hepsi askerdi.
Bundan başka Yedikule Eyüp Kasımpaşa Galata
Tophane ve Boğaziçi hisarlarında ayrı mehter takımları vardı. Buralarda
sabah ve akşam vakitªlerinde bu mehter takımları iki «nöbet vururlar» yani konser verirlerdi.

Mehterhanei Hümayun savaşta orduyla birlikte bulunur çaldığı ezgilerle askere şevk ve heyecan verir
düşmana korku salardı. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı kaldırılınca ona
bağlı olan mehterhane de kaldırılarak yerine batılı biçimde bir mızıka
takımı (Mızıkayı Hümayun) kuruldu. 1911'-de bu kuruluş «Mehterhanei
Hakanî» adıyla yeniden düzenlendi. Mehterhane Birinci Dünya Savaşı'nda
ve Kurtuluş Savaşı sırasında da hizmet görªdü. Ama Cumhuriyet
yönetiminin kurulmasıyla birlikte ortadan kalktı.

Mehter Müziği

Mehterhanede çalınan Türk askerî müziği kös davul nakkare kudüm zurna nefir nısfiye zil
zilli maşa ve bunlara benzer özel çalgılarla çalınır. Bir mehterde bu
çalgılardan eşit sayıda birkaç takım birarada bulunur. Dokuz kat mehter
denen en kalabalık çalgılı mehter takımı padişahlara özgüydü. Mehter
takımınca çalınan eserlerin bir kısmı sözlü müzik (mehter marşları türküler v.b.) bir kısmı da çalgı müziği tarzındadır. Mehterde usul vurma (tempo) âletleri ve nefesli sazlar önemli yer tutar.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:17 am

Mercidabık Zaferi


Fatih Sultan Mehmed devrinden kalan anlaşmazlık ve İran Seferi Mısırlıların ve Safevilerin ittifak yapmalarına neden oldu. Yavuz Sultan Selim bu ittifakın yapılacağını öğrenince Mısır seferine karar verdi. Yavuz Sultan Selim 5 Haziran 1516'da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz günü Osmanlı Ordusu Mısır sınırına dayanmıştı.

Mısır Sultanlığı'na bağlı Antep (18 Ağustos 1516) ve Besni (19 Ağustos
1516) kaleleri birer gün arayla teslim oldular. Ancak asıl savaş 24
Ağustos 1516'da Mercidabık'da oldu. Mısır Ordusu Osmanlıların ezici top
ateşi karşısında fazla dayanamadı. Mısır hükümdarı Gansu Gavri ölü
olarak bulundu. Kazanılan Mercidabık zaferi sonunda Suriye'nin kapıları
Osmanlılara açılmış oldu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:17 am

Mondros Ateşkes Antlaşması

Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu devletler topluluğu Birinci Dünya Savaşı'nda yenilince Osmanlı Devleti de savaştan çekildi. İttihat ve Terakki Partisi Üyeleri gizlice yurdu terkettiler.

Talat Paşa'nın istifası üzerine iktidara geçen Ahmet İzzet Paşa Hükümeti
İngilizler aracılığıyla Anlaşma (İtilaf) Devletleri'nden barış istedi.
Bahriye Nazırı Rauf Bey'in başkanlığındaki Osmanlı Kurulu ile Anlaşma
Devletleri adına İngiliz Amirali Caltrop Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması Mebusan Meclisi tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir.

İmzalanma Nedenleri

Almanya'nın yenilmesi: Alman desteği olmadan Osmanlı Devleti'nin savaşı sürdürecek gücünün olmaması.

Wilson İlkeleri'nin yayınlanması: İngilizlerin hoşgörüsüyle daha sonra kârlı bir barış antlaşmasının imzalanacağının sanılması.

Padişahın İngilizlerin yardımıyla saltanatı ve halifeliği korumak istemesi.

Koşulları

İstanbul ve Çanakkale Boğazları açılacak ve bu yerlerdeki askeri üsler İtilaf Devletleri'nce işgal edilecektir.

Ordu terhis edilecek orduya ait silahlar taşıtlar cephane ve donatım İtilaf Devletleri'ne teslim edilecektir.

Donanma İtilaf Devletleri'nin gösterecekleri limanlarda gözaltında tutulacaklardır.

Osmanlı Devleti müttefikleriyle olan bütün ilişkilerini kesecektir.

Toros tünelleri İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir.

Bütün haberleşme ulaşım araç ve gereçleri İtilaf Devletleri'nin denetimi altında bulundurulacaktır.

İtilaf Devletleri kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir.

Anlaşma imzalandığında Anadolu dışında bulunan Türk Askerleri en yakın İtilaf Devleti askeri birliklerine teslim olacaktır.

Vilayet-i Sitte denilen Doğu Anadolu'daki 6 ilde (Erzurum Van Harput Diyarbakır Sivas ve Bitlis) karışıklık çıktığı takdirde İtilaf Devletleri bu illerin herhangi bir bölümünü işgal edebileceklerdir.

Önemi

Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.

Kayıtsız şartsız teslim belgesi özelliği taşıyan bu antlaşma Osmanlı'nın bütünüyle işgal edilmesine elverişli ortam hazırlamaktaydı.

Boğazların işgali ile Anadolu ve Rumeli bağlantısı kesilecek İstanbul'un güvenliği de tehlikeye düşecekti. Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki egemenliği sona ermiş olacaktır.

Ordunun büyük bir bölümü terhis edilip silahlarına el konulacaktı. Bu uygulama ile Osmanlı Devleti savunma gücünden yoksun bırakılacaktı.

7. maddenin uygulanmasıyla
Wilson İlkeleri'ne göre Türklerin denetiminde kalması gereken Anadolu
Toprakları da İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir.

24. maddenin uygulanmaya çalışılması sonucunda doğudaki Ermeniler bağımsız bir devlet kurmak amacıyla ayaklanmışlardır.

Toros tünellerinin işgali telgraf telefon ve telsizin denetim altında tutulması ülkenin tümüne yönelik işgalin ilk işaretleridir.

Uygulanması

İngilizler; Musul Antep Urfa Maraş Batum Kars'ı işgal etmişler Samsun ve Merzifon'a asker göndermişlerdir.

Fransızlar; Dörtyol Mersin ve Adana Yöreleri ile Afyon'u işgal ettiler.

İtalyanlar; Antalya Bodrum Kuşadası Marmaris Konya çevresine asker çıkarmışlardır.

13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri gemileri İstanbul Limanı'na demir attı.

İstanbul fiilen işgal edildi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:17 am

Navarin Olayı


Çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu'nda Yunanlılar da Fransız İhtilali'nin etkisi altında kalmışlardı. Rusya ve Avrupa devletlerinin kışkırtmaları ile birlikte
Etnik-i Eterya Cemiyeti'nin çalışmaları sonucu Yunanlılar Osmanlı
Devleti'ne karşı harekete geçtiler. Etniki Eterya cemiyetinin amacı
Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurmaktı. Rus Çarının yaveri Alexander
İpsilanti'nin kurduğu bu cemiyet Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa'nın
varlığından dolayı rahat hareket edemiyorlardı.

Tepedelenli Ali Paşa'nın Osmanlı yönetimine karşı isyan etmesini fırsat
bilen Yunanlılar ayaklandılar. Eflak'da başlayan bu ayaklanma kısa bir
sürede bastırıldı.İkinci isyan Mora'da çıktı. Kısa sürede genişleyen bu
isyanı bastırması için başarılı olduğu takdirde Mora ve Girit valilikleri vaad edilen Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa görevlendirildi.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa
oğlu İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetli bir ordu ve donanmayı Mora'ya
gönderdi ve isyanın bastırılmasını sağladı. Yunan İsyanın bastırılması
Avrupa'da büyük üzüntü yarattı.Ayrıca Mora ve Girit'in Kavalalı Mehmed
Ali Paşa'nın eline geçmesi İngitere'nin işine gelmemişti. Zayıf bir
Yunan Devleti'nin kurulması İngiltere ve Rusya'nın çıkarlarına daha
uygundu.

İngiltere
Rusya ve Fransa aralarında bir antlaşma yaparak Yunanistan'a
bağımsızlık verilmesini istediler. Sultan İkinci Mahmud'un bu isteği
reddetmesi üzerine Mora'nın Navarin Limanında demirlemiş olan Osmanlı
donanması yakıldı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:18 am

Navarin Olayı


Çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu'nda Yunanlılar da Fransız İhtilali'nin etkisi altında kalmışlardı. Rusya ve Avrupa devletlerinin kışkırtmaları ile birlikte
Etnik-i Eterya Cemiyeti'nin çalışmaları sonucu Yunanlılar Osmanlı
Devleti'ne karşı harekete geçtiler. Etniki Eterya cemiyetinin amacı
Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurmaktı. Rus Çarının yaveri Alexander
İpsilanti'nin kurduğu bu cemiyet Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa'nın
varlığından dolayı rahat hareket edemiyorlardı.


Tepedelenli Ali Paşa'nın
Osmanlı yönetimine karşı isyan etmesini fırsat bilen Yunanlılar
ayaklandılar. Eflak'da başlayan bu ayaklanma kısa bir sürede
bastırıldı.İkinci isyan Mora'da çıktı. Kısa sürede genişleyen bu isyanı
bastırması için başarılı olduğu takdirde Mora ve Girit valilikleri vaad edilen Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa görevlendirildi.


Kavalalı Mehmed Ali Paşa
oğlu İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetli bir ordu ve donanmayı Mora'ya
gönderdi ve isyanın bastırılmasını sağladı. Yunan İsyanın bastırılması
Avrupa'da büyük üzüntü yarattı.Ayrıca Mora ve Girit'in Kavalalı Mehmed
Ali Paşa'nın eline geçmesi İngitere'nin işine gelmemişti. Zayıf bir
Yunan Devleti'nin kurulması İngiltere ve Rusya'nın çıkarlarına daha
uygundu.


İngiltere
Rusya ve Fransa aralarında bir antlaşma yaparak Yunanistan'a
bağımsızlık verilmesini istediler. Sultan İkinci Mahmud'un bu isteği
reddetmesi üzerine Mora'nın Navarin Limanında demirlemiş olan Osmanlı
donanması yakıldı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:18 am

Niğbolu Zaferi


Osmanlıların Rumeli'deki faaliyetlerinin devam etmesi akıncıların Bosna'ya ve Arnavutluk'a kadar ilerlemeleri Haçlıları telaşa düşürdü. Macar Kralı Sigismund Papa'nın da desteğiyle başta Fransız
İngiliz ve Alman kuvvetleri olmak üzere bütün Avrupa ülkelerinin
katılımıyla oluşan Haçlı Ordusu'nun başına geçti. Bu ordu 1396 yılının
Mayıs ayında harekete geçti.

Bu ittifakın amacı beş yıldır kuşatma altında bulunan İstanbul'u
kurtarmaktı. Haçlılar Tuna kıyısındaki Niğbolu kalesini kuşattılar.
Kale kumandanı Doğan Bey
Yıldırım Bayezid komutasındaki Osmanlı Ordusu yetişinceye kadar kaleyi
başarıyla savundu. 1396 yılında Niğbolu kalesi önlerinde çok kanlı
çarpışmalar oldu. Haçlılar
tarihe Niğbolu Savaşı olarak geçen bu çatışmada büyük bir bozguna
uğradılar. Savaş sonunda Haçlıların aldığı yerler Osmanlı Devletine
geçti.

Bulgar Krallığı ortadan kaldırıldı ve Macaristan içlerine doğru akınlar
yapıldı. Haçlı dünyası yarım yüzyıl Türklerin üzerine yürümeye cesaret
edemedi. Bu savaştan sonra Yıldırım Bayezid'e Abbasi Halifesi
tarafından "Sultan-i iklim-i Rum" yani "Anadolu Sultanı" ünvanı
verildi.Niğbolu Savaşından sonra İstanbul üçüncü defa kuşatıldı. Daha
önceden yapımına başlanmış olan Anadoluhisarı bu kuşatma sırasında
tamamlandı.

Güçlü bir deniz kuvveti ve büyük topların olmaması fethi engelliyordu. Bu sebeple Yıldırım Bayezid Türk Denizciliğini geliştirmeye çalıştı. Yıldırım İstanbul'u kuşatma altında tutarak şehrin teslim olacağını düşünüyordu. Ancak Timur tehlikesi ortaya çıkınca Bizans'la bir antlaşma yapıldı ve kuşatma kaldırıldı. Bu antlaşmayla İstanbul Sirkeci'de bir cami bir İslam Mahkemesi ve bir Türk mahallesi kuruldu.

Yıllık haraç arttırıldı. Aynı yıl Yunanistan'a ve Mora'ya sefer
düzenlendi.1398 yılında Karaman ülkesi ve Karadeniz beylikleri
fethedildi. Bir yıl sonra da Dulgadiroğulları beyliğine son verildi.
Yıldırım Bayezid ayrıca İstanbul Galata'da bulunan Ceneviz Kolonisi ile de savaştı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:18 am

Nizam-ı Cedid



Geniş anlamda
Sultan III. Selim'in Osmanlı İmparatorluğu'nu Batılı usüllerle yeniden
düzenlemek amacıyla giriştiği reform (ıslahat) hareketlerine verilen
(yeni düzen) addır. Dar anlamda ise
bu hareketin bir bölümü olarak yeniçeri ocağının yanı sıra ve ileride
onun yerine geçmek üzere Avrupa usulüne göre kurulan yeni ordu
anlamındadır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
swordof
SwOrDoForum Admini
SwOrDoForum Admini
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 395
Rep Gücü Rep Gücü : 2147483647
Üyelik Seviyesi Üyelik Seviyesi : 0
Burcu Burcu : Akrep
Çin Astrolojisi Çin Astrolojisi : Horoz
Yaş Yaş : 37
Memleketi Memleketi : Dadaşlar Diyarı
Lakabı Lakabı : SwOrDoF Team Lideri
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 13/03/09

Rep Puanı
Başarı Puanı:
1000/1000  (1000/1000)
Seviye:
1000/1000  (1000/1000)
Güçlülük:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Geri: Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış   Cuma Haz. 12, 2009 3:18 am

Orhan Bey


2. Osmanlı Padişahı olan Orhan Bey Osman Bey ile Mal Hatun'un oğullarıdır. 1326 ile 1360 yılları arasında hüküm sürmüş 1360'da vefat etmiştir.

Sultan Osman Gazi'nin oğlu olup
dedesi Ertuğrul Gazi'nin vefat ettiği 1281 senesinde Söğüt'te doğdu.
Küçük yaştan itibaren tam bir disiplin ile geleceğin beyi olacak
şekilde yetiştirildi. Şeyh Edebali ve Dursun Fakih gibi alimlerden ilim
öğrendi. Kumandanlık ve devlet idaresi konularında bilgi ve tecrübe
kazandı. Babasının yaşlılığı dolayısıyla 1324'ten itibaren devlet
idaresinin başına geçti. Osman Gazi onu Bursa'nın fethiyle görevlendirdi.

Orhan Bey'in 1326'da Bursa'yı fethi sırasında
Osman Gazi vefat etti. Babasının naaşını Bursa'da Gümüşlü Kümbet'e
naklettikten sonra Osmanlı Devleti'nin ikinci sultanı olarak tahta
geçti ve devlet merkezini Yenişehir'den Bursa'ya nakletti.

Bundan sonra fetihlerine hız veren Orhan Gazi
1329'da Bizans Kuvvetlerini Pelakanon'da ağır bir yenilgiye uğrattıktan
sonra 1330'da İznik'i aldı. Devletin geçici merkezi haline getirilen
İznik İslami eserlerle süslendi. Orhan Gazi İznik'in en büyük kilisesini camiye çevirerek burada Cuma namazı kıldı.

Fetih hareketlerine devam eden Orhan Gazi 1331'de Taraklı Mudurnu ve Göynük Kasabalarını 1333'de Gemlik 1336'da Kirmastı Mihaliç ve Ulubat Kasabalarını aldı. 1337'de İzmit'in fethi ile Kocaeli Yarımadası'nın tamamı Osmanlıların eline geçti.

1353'te Bizans'taki iç karışıklıklardan faydalanan Orhan Gazi Gelibolu'da Çimbe Kalesi'ne sahip oldu. Bu
Osmanlıların Rumeli'ye geçerek bölgeyi tanımaları ve gelecekteki
fetihleri bakımından önemli rol oynadı. Nitekim oğlu Süleyman Paşa'yı
Rumeli'deki kuvvetlerin başına tayin eden Orhan Gazi Bolayır'dan Tekirdağ'a kadar olan bölgeyi fethettirdi.

Diğer taraftan Anadolu'da da birliği sağlama çalışmalarına hız veren Orhan Gazi; Karesioğullarından 1345'te Balıkesir'i 1350'de ise Bergama ve Edremit'i Eretna Beyliği'nden de 1354'te Ankara'yı aldı.

Orhan Gazi
büyük oğlu Süleyman Paşa'nın 1359'da bir av sırasında attan düşerek
ölmesi üzerine üzüntüsünden hastalandı ve 1360 yılında vefat etti.
Bursa'daki Gümüşlü Kümbet'e defnedildi. Yerine oğlu I. Murat geçti.

Orhan Gazi son derece merhametliydi. Kolay kızmaz
kızınca da belli etmezdi. Askerlerini kendisinden fazla korurdu. Çok
adildi. "Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm
isabetli olsa geciken adalet zulümdür." derdi. Orhan Gazi'nin İslam
Ahlakı'na hayran olup adaletine gıpta eden Hıristiyanlar kendi soyundan ve dininden hanedanların yerine Osmanlı İdaresi'ni tercih ederlerdi.

Orhan Gazi devrinde fethedilen beldeler ilmi mimari ve sosyal tesislerle süslendi. İznik fethedilince
manastırını medreseye çevirterek ilk Osmanlı Medresesi'ni kurdu. Yine
İznik'te yaptırdığı imaretin açılışında kendi eliyle fakirlere ve
gazilere aş dağıttı. Ahalisinden Müslüman ve Gayr-i Müslüman hiç
kimsenin aç kalmamasına gayret etti.

Oğlu Murat Gazi'ye "Oğul! Cennet mekan babam Osman Gazi Han
bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz Allah'ın izniyle beyliği sultanlığa
çevirdik. Sen daha da büyüğünü yapacaksın! Osmanlı'ya iki kıta üzerine
hükmetmek yetmez. Zira İ'la-yı kelimetullah (Allahü tealanın ismi
şerifini yüceltmek İslamiyet'i yaymak) azmi iki kıtaya sığmayacak yüce bir azimdir." diyerek son vasiyetini yapmıştır.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://swordoforum.yetkinforum.com
 
Osmanlı Tarihi'ne Genel Bakış
Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
 Similar topics
-
» Sitemiz Bakım Saatleri
» Anime nedir..........(Tarihi gelişimi)
» YALOVAnın tarihi ve özellikleri
» Osmanlı Memlük İlişkileri
» Eren Bakıcı Özel Resimler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Zoru Başarırız İmkansız Zaman Alır ::  :: Tarih :: Osmanlı Tarihi-
Buraya geçin: